19 Mayıs’ta; Kalpaklı Mustafa Kemal’den Neden Korkarlar?

Sadece kalpaktan mı?

Hayır!

“Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözünden de korkuyorlar.

Kalpak neyin simgesi?

Birinci Kuvayımilliyenin.

Birinci Kuvayımilliye Savaşımız kimlere karşı ve niçin verilmiştir?

Yunan maskesi ile ülkemizi işgal eden Batılı Emperyalistlere karşı ve tam bağımsızlık için.

İşte bu nedenle “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözü de kurşun gibi geliyor bunlara.

Zira bu söz, düşman çizmeleri altında kirletilmiş ülkemizi Emperyalist işgalden ve yerli işbirlikçilerinden kurtarmak için yola çıkmış, savaşın kızgın ateşi içinde çelikleşmiş bir lidere ait.

O lider, bu sözü sarf ettiğinde; “Türkiye’yi yüzyıllardan beri iki büyük kahredici gücün, iki büyük lanetleme gücün ezdiğini” haykırıyordu.

Bu iki kahredici-lanetli güçten birisi Emperyalizm, öteki de Saltanat’tı.

Emperyalizm; “Batıda, serbest rekabetçi tasını tarağını toparlamış ve iç çatışmalarını, dünya ölçüsünde kangrenleştirmiş olan, tekelci kapitalizmdi”.

Saltanat da; “Kadim Tefeci-Bezirgân Sermayenin her türlü gelişimi taşlaştırıp dondura koymuş olan derebeylik biçimiydi”.

Birbiriyle domuz topu gibi kaynaşık bu iki gerici güç, Anadolu insanına kan kusturuyor, iliklerine kadar sömürüyordu.

Yerli satılmışlara imzalattıkları Sevr Antlaşması ile ülkemizi doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine paylaşmışlardı.

Bu teslimiyetçi, emperyalist uşağı hain, halk düşmanlarına karşı, tam bağımsızlıkçı, yurtsever, halkçı, Jön Türk gelenekli savaşçınındı “Bağımsızlık Benim

Karakterimdir” sözü.

Tabii, o günden bugüne köprülerin altından çok sular aktı.

Jön Türk gelenekli Mustafa Kemalci ordunun yerinde yeller esiyor şimdi.

İlkin Kore’de, ABD Emperyalizminin Conilerine kalkan yapılarak Türk Ordusu kirletildi. Ardından, Batılı Emperyalistlerin kanlı savaş örgütü NATO’ya girmekle teslim alındı.

Yakın geçmişte de Ergenekon, Balyoz vb. CIA planlarıyla Silivri zindanlarına tıkılıp, 15 Temmuz ganimet paylaşım savaşıyla da çöp kamyonlarıyla kışlalara hapsedilince Ordu, “site güvenlikçisi”nden bile geri duruma düşürülmüş oldu.

Artık onlar için; Mustafa Kemalmiş, bağımsızlıkmış, yurtseverlikmiş, bütün bu değerlerin hiçbir önemi kalmadı.

O nedenle de (içine düştükleri hazin çelişkinin bile farkına varmadan) Anıtkabir Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Yönetmeliğin 17’nci maddesindeki; “Anıtkabir ve bağlı birimlerin hizmete açık tutulmasında; Atatürk’ün yaşamı ve dünya görüşünü halka götürme, tanıtma, benimsetme, sevdirme ve anlatma ana amaçtır. Bu nedenle; ziyareti engelleyici ve güçleştirici davranışlar önlenir. Ziyareti kolaylaştırıcı önlemler alınır.” denilen emredici hükme aykırı olarak, kalpaklı Mustafa Kemal resminin ve “Bağımsızlık benim karakterimdir” sözünün Anıtkabir’e girmesini yasaklıyorlar.

İyi de bu söz ve resim “Atatürk’ün dünya görüşünü” anlatmıyor mu?

Elbette anlatıyor…

Hem de en veciz bir şekilde…

Ama nerde bunlarda böyle bir objektif yaklaşım.

Anıtkabir Komutanlığı başvurumuza verdiği olumsuz yanıtta şöyle diyor: “Anıtkabir’e ziyaretler tamamen herkese açık ve engelsiz bir şekilde yapılmakta; güvenlik zafiyeti ve provokasyona sebebiyet verecek faaliyetlere müsaade edilmemektedir. Ziyaretlerde sadece Türk Bayrağı ve Atatürk resmi kullanılabilmektedir. Bu kapsamda yazınızda belirtmiş olduğunuz talep uygun bulunmamıştır.” 

Yanıt, tam da “özrü kabahatinden büyük” denilen cinsten, değil mi?

Başka bir anlatımla, döneme uygun olarak, keyfilik ve kanunsuzluk bunların da meşrepleri olmuş.

Yazık…

Bakın resimde açıkça görülüyor. Bugün yasak koydukları Kalpaklı Mustafa Kemal ve “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözü ile 30 Ağustos 2017 günü Anıtkabir’in merdivenlerindeyiz. Önceki yıllarda da benzer resimler arşivlerde mevcut.

Son 29 Ekim, 10 Kasım ve 23 Nisan’a kadar Anıtkabir’e giren bu söz ve resimle ne bir “güvenlik zafiyeti” oluşmuş ne de bir provokasyon…

Bunu aslında bal gibi kendileri de biliyorlar.

Peki, neden yasak koymaya başladılar.

Çünkü emir büyük yerden geldi.

Tıpkı 1 Mayıs 2018’de Taksim mücadelesi yürütenleri kanunsuz bir şekilde, keyfi olarak 7 gün tutsak aldıkları gibi…

Taksim’de 1 Mayıs kutlanmasının önünde hiçbir yasal engel olmadığı gibi onlarca mahkeme kararına rağmen keyfi olarak işçi sınıfının Taksim Vatanına yasak koyanlar,

Birinci Kuvayımilliyenin liderine ve onun sözüne de engel oluyorlar.

Ne demişti Mustafa Kemal Gençliğe Hitabe’de?
“İstiklâl ve Cumhuriyet’ine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
“Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

“Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.”

İşte, bu ahval ve şerait içinde; bu yasağın muhatapları, birincisini mantıki sonucuna ulaştıracak olan İkinci Kuvayımilliyeciler olduklarını her yerde ve her zaman gür sesleriyle haykırıyorlar.
“Bizi yutmak isteyen Emperyalizme, bizi mahvetmek isteyen Kapitalizme” ve yerli işbirlikçileri Ortaçağcılara karşı; sayılarının azlığına, düşmanın çokluğuna bakmadan, bıkmadan, yılmadan amansız bir mücadele yürütüyor.

Bu nedenle korkuyorlar, korkacaklar, korksunlar…

Geliyoruz, geleceğiz yakındır…

Tacettin Çolak-Toplumsal

gunlukbakis

gunlukbakis

2017 Temmuzunun ikinci yarısında başladığımız yayın hayatımızda, giderek yükselen bir grafik çizme hedefindeyiz....

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: