Çiğdem Toker’le söyleşi: “Halkın çıkarlarını ilgilendiren her konu gazeteciliğin ilgi alanındadır”

Çiğdem Toker’le yazdığı bir yazı nedeniyle hakkında 1,5 milyon liralık dava açılmasına yol açan domates meselesinin neden bu kadar “hassasiyet” yarattığını, gazeteciliği ve halkın haber alma hakkını konuştuk.

Binali Yıldırım dün gazetecileri toplayıp Afrin’de yürütülen savaş ile ilgili olarak otosansüre gitmelerini isteyen 15 maddelik bir talimat listesi verdi. Bir yandan OHAL ve savaş koşulları bir yandan da medyanın ağırlıklı bölümünün iktidarın beklentilerini hesaba katan bir yayın politikası izlemesi bu utanç tablosuna imkân veriyor.

Gazetecilik ve halkın haber alma hakkı üzerindeki engeller artık o boyutta ki, sadece iktidar değil iktidarla bağlantılı kişi ve çevreler de en absürt taleplerle gazetecilerin karşısına dikilebiliyor. Bunun son örneklerinden biri de “Rusya’ya domatesler de ‘Bayburt’tan” başlıklı yazısı nedeniyle Çiğdem Toker hakkında 1,5 milyon liralık dava açılması.

Toker’le domates meselesinin neden bu kadar “hassasiyet” yarattığını, gazeteciliği ve halkın haber alma hakkını konuştuk.

“Toplumun, halkın çıkarlarını ilgilendiren her konu, gazeteciliğin ilgi alanındadır, gazetecilik sınırları içinde de yazılır” diyen Toker, haber alma hakkına sahip çıkanların, isterlerse bunun için sayısız meşru yol bulabileceklerini söylüyor.

Sendika.Org’un soruları ve Toker’in yanıtları:

Sendika.Org: Agrobay Seracılık, ‘Rusya’ya domatesler de ‘Bayburt’tan’ başlıklı yazınız nedeniyle hakkınızda 1,5 milyon liralık dava açtı. Tekzip ya da açıklama yoluna başvurmayıp, doğrudan dava açma yoluna gidilmesi gibi bir dizi tuhaflık var. Basın özgürlüğünün önündeki engellere yeni bir kategori eklendi diyebilir miyiz? Neyle karşı karşıyayız?

Çiğdem Toker: Şununla karşı karşıyayız: Gazetecilik söz konusuysa sadece iktidar değil, şirketler de dikensiz gül bahçesi istiyor artık. İstisnaları vardır şüphesiz ama günümüz Türkiye’sinde kamu ile iş yapan şirketlerin çoğu bakımından eğilim şu: Ya hiç görünmeyelim, ya da alkışlanarak, güzelleme yapılarak görünelim. Buna yine medya tarafından alıştırıldılar çünkü.

Tabii böyle bir dünya yok. Toplumun, halkın çıkarlarını ilgilendiren her konu, gazeteciliğin ilgi alanındadır, gazetecilik sınırları içinde de yazılır.

Çok acı çekmişler, “bir nebze tatmini için” 1,5 milyon istiyorlar

Tuhaflık dediniz, haklısınız. Çünkü nedir adet? Eğer bir haberde, yazıda haksız, yanlış unsurlar varsa, tarafı önce gazeteye açıklama gönderir. Niye, çünkü sizin doğrularınız haberin çıktığı yerde yayımlansın istersiniz. Ama domates yazım için böyle bir talep gelmedi. Hepsi hepsi bir Ankara bürokrasisinden bir kulis notu ile bakan, sektör temsilcisi düzeyinde yetkililerin açık sözlerini derleyen domates yazısına doğrudan dava açıldı. Çok acı çekmişler, “bir nebze tatmini için” 1,5 milyon istiyorlar.

Sanırım bu davayı bu kadar konuşulur hale getiren, benden talep edilen paranın büyüklüğü. Yoksa meslek yaşamım boyunca karşılaştığım ilk tazminat davası bu değil. Muhtemelen de kendi rekorumu egale etmişimdir. Bundan üç-dört yıl önce de Kadir Topbaş’ı damadı Ömer Faruk Kavurmacı 1 milyon TL’lik dava açmıştı. O dava Topbaş’ın hakkımdaki suç duyurusuyla açılan ve hapis cezası istemiyle yargılandığım davayı bekledi. Orada beraat ettim o tazminat davası da konusuz kaldı.

Uçak düşürme ve domates…

Türkiye-Rusya ilişkilerinde bu “domates” meselesinin bu kadar önde olması biraz tuhaf değil mi? Kefenin bir tarafında nükleer santral ihaleleri, enerji boru hatları, Ortadoğu’ya yönelik stratejik hamleler; diğer tarafında domates. Üstelik siz bu meseleye dokununca, anormal bir refleks de geldi? Nedir bu domatesin sırrı?

Evet doğru. İhracat rakamlarına baktığınızda denge sarsacak tutarlardan bahsetmiyoruz. 2015’te yaş sebze meyve ihracatı içinde domatesin payı, yaklaşık 200 milyon dolarmış.

Bu para ne Türkiye’yi batırır, ne Rusya’yı ondurur. Meseleyi bence Rusya savaş uçağının düşürülmesinin ardından bir yaptırım olarak ithalatın kısıtlanması büyüttü. Uçak düşürme ve domates kelimelerinin yan yana gelmesi bile aslında çarpıcı. Bir yandan da domates mutfağımızın vazgeçilmez gıdalarından biri. Herkes bu konuda fikir beyan edebilir.

Bu tartışma niye nükleer santralde çıkmadı? Çünkü o proje zaten milletlerarası anlaşmayla çoktan “bağlanmış” ve Rusya lehine. Bozulması değil tam tersine bozulmaması için uğraş verilecek bir konu Rusya açısından. Türkiye için de gelmiş geçmiş en büyük hacimli yatırım. Taahhütler açısından da. Düşünün 12.35 cent birim fiyat milletlerarası anlaşmayla garanti edilmiş.

Benim iki şansım var

Sizin tarzınızda gazetecilik yapan çok sayıda örnek yok. Bu tarzda teksiniz desek yeridir. Kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırıp, gözden kaçırılanlara odaklanmaktan neden kaçınıyor medya?

Benim iki şansım var: İlki, Cumhuriyet’te yazıyor olmak. Diğeri Ankara’da uzun sayılabilecek bir dönem, aktif ekonomi muhabirliği yaptım. Ki bu da Meclis’i de izlemeniz anlamına gelir. Bütçeyi, vergi yasalarını Meclis’te izlemek, ekonomi muhabirinin göreviydi. Bu deneyimin en önemli kazancı şudur: Siyasi iktidarı elinde tutanların, kim olursa olsun ama, bizlerin kaynaklarını dağıtıp harcadığını hiç hatırdan çıkarmamak.

Yazılarımın temeli buna dayanıyor. Yıllarca muhabir olarak yazıp izlediğim konuları daha rahat bir dille aktarmak.

“Niye daha çok gazeteci yapmıyor”un birden çok yanıtı var. Bunların başında gazeteciliğin düşürüldüğü hal geliyor. Upuzun bir konu… Üstelik bütün faturası AKP’ye çıkarılacak bir sorun değil. 90’larda başladı. Medya sahipliğinin o dönemki kamu ihalelerine yönelik tamahkârlığı, bu dönemin ağır baskılarına zemin hazırlamıştır. Dolayısıyla kamu çıkarlarını gözeterek bu işi yapacak yetenek ve birikimdeki pek çok gazeteci, bu potansiyeli malum nedenlerle ortaya çıkaramıyor bu bir.

Gözlerinizi kısarak uzun uzun Excel tablolarına bakmak

İkincisi, rakamlara toplumsal çıkarları gözeterek bakmanın özel bir dikkat ve emek gerektiren yanı. Mesela, Muhasebat Genel Müdürlüğü sitesindeki onlarca Excel tabloları arasında birini seçip gözlerinizi kısarak, uzun uzun bakmak ve bunu önceki yılın tablolarıyla kıyaslamak. Uzun uzun bakmak ironi değil. Faydası şu: Yüzlerce kalemden oluşan bir listede, aha önce hiç işlenmemiş, hakkında tek satır haber yazılmamış bir kalem, aniden ve ilk kez görünür hale gelebilir. Diyelim ki temsil harcamaları, böyle çıkmıştır.

Ya da herkese açık Ticaret Sicili sayfalarındaki özel hukuk diliyle yazılmış kararları tek tek incelemek. Bu işlemler herkeste heyecan uyandırmayabilir…

Üçüncü sebep ise tembellik. “Nasıl olsa bu haber bizde girmez” kolaycılığı.

Milletvekili bile sorduğunda “ticari sır” diye geri dönüyorlar

En somut örneklerinden biri net hata noksan kalemi olmak üzere, artık kamuyu ilgilendiren pek çok önemli konuda şeffaflık yok. Bilgi edinme hakkımızda durum nedir? Gazeteciler ve okurlar/izleyiciler bilgi edinme, haber yapma, haber alma hakkına sahip çıkmak için ne yapabilir?

Net hata ve noksan kalemi uzun süredir yüksek tutarlarda çıkıyor. Neden böyle olduğunu araştırıp sonuçları kamuoyuyla paylaşmak, aslında Merkez Bankası’nın görevi. Diğer konularda ise aslında açık kaynaklar mevcut. Mesela Maliye verileri, Ticaret Sicili gazetesi, EKAP verileri, bazen imar planı tadilatı. Bütün bunlar açık kaynaklar. Kararlı, azimli bir muhabirin, gazetecinin bunları görüp çıkarması imkânsız değil. Yeter ki istensin.

Fakat mesela milyarlık şehir hastanesi sözleşmelerini milletvekili bile sorduğunda ticari sır diye geri dönüyor. Keza, 3. Köprü Yap İşlet Devret sözleşmesi ticari sır. Üstelik bir devlet kurumu söylüyor bunu.

Sayısız meşru yol var

Aslında haber alma ve aktarma konusunda çok ciddi yapısal sorunlarımız var. Bunların başında gazetecilik üzerindeki ağır baskılar ve bağımsızlığını yitirmiş yargı geliyor. OHAL’in ağırlaştırdığı bir atalet hali. Meclis’in işlevsizliği.

Bilgi edinme, haber alma hakkını önemseyen, haksızlığa itirazı olan herkes buna olabildiğince sahip çıkmalı. Sahip çıkmanın sayısız meşru yolu var. İş ki istensin.

Kişisel olarak da inandığınız konularda, ısrarcı olmanın önemli olduğuna inanırım.

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: