Afrin Turizm’in sayın yolcuları!

“Otobüsünüzün hareket saati gelmiştir. Yerlerinizi almanız önemle rica olunur!”

Anonsu duyan AKP’li çomar sürüsü, milliyetçiler, Perinçekgiller, bilumum ulusalcılar, Esadçılar, Putinciler, YPG/PYD takipçileri, BAAS yanlısı Kürt taraftarlar, Arap kanalları, ABD’li yetkililerden bildiren yorumcular, Rus yetkililere bağlanan gazeteciler, Anadolu Ajansı, Saray medyası, Suriye’deki terör örgütleri sözcüleri… otobüsün kapısına üşüşürler!

Muavin otobüste yerini alan yolcuları sayar, bir listeye bir ayakta kalan yolculara bakar, iki eksik vardır. Çıkan münakaşaları yatıştıramaz ve elindeki listeyi inceleyerek şoföre bilgi vermek üzere hızlı adımlarla öne doğru ilerler.

Şoför, bileğinde tespih olan sağ elini vites topuzuna uzatırken yaklaşan muavine dikiz aynasından “liste tamam mı, eksik var mı?” bakışı atar. “İki eksik, biraz da fazla var abi!”, der muavin.

  • Gelmeyenler kim, nereye gitmişler, tuvalete mi?
  • Yok abi. Moskova’ya.
  • !…
  • 45-46 numara!

Şoför ne desin bu dur:mda? Koridor dahil bulduğunuz yere oturun, kalkıyoz!

“Bir gece ansızın” dizisi, yeni bölüm; Afrin!

Erdoğan, neredeyse bir hafta boyunca dönüşümlü olarak bir gün “ABD ile çalışmak istiyoruz!” diyorsa ertesi gün “bir haftaya kalmaz ne yapacağımızı göreceksiniz, dağıtacağız!” diyordu. Neyi? ABD’nin SDG ile kurmayı düşündüğü 30 bin kişilik orduyu. Çok tantana çıkınca, ABD bu açıklamasını düzelten bir açıklama daha yaptı! “Yanlış anlaşıldık,” dedi; “Ordu falan kurduğumuz yok!” Ama işte, ok yaydan çıkmıştı bir kere. Ok ne? Erdoğan’ın aylardır yapmayı düşündüğü bu çıkış için beklediği fırsat lap diye önüne düşünce savurduğu o tehdit: “Dağıtacağız!”

Erdoğan’ın, Rakka operasyonu için YPG’ye gönderilen silahlar konusunda “göndermiyoruz, gönderdik ama bir daha göndermeyeceğiz, gönderdik ve daha da göndereceğiz ama geri toplayacağız” yollu üst üste birbirini “yalanlayan” açıklamalar yapan ABD’ye yine çok sert çıkışlar yapmışlığı vardı ama sonuç değişmiyordu. Bildiğini okuyup Erdoğan’a üflüyordu bu Amerika. Bıçak kemiğe mi dayanmıştı yoksa Saray’ın kilidiyle mi oynaşıyordu bilmek zordu! Zor mu? İkisi de!

ODATV, Çarşamba sabahı Afrin operasyonunu başlatmıştı ki, MİT müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar Moskova’ya gitti. Rus dış işlerinin servis ettiği, görüşmeye ilişkin fotoğraflar konuşuyor! Habertürk ise Perşembe akşamı için “olası” Afrin operasyonunun konuşulacağı programın anonsunu geçiyordu daha. Saray medyasında ve koalisyon ortaklarında kafalar çok karışık!

Fidan ve Akar’ın Moskova’da toplantıda olduğu gün, Suriye Ordusu yetkilileri ve YPG komutanları da ikinci görüşmelerini gerçekleştirdi. Üstelik Rus yetkililer nezaretinde. Evet, birkaç ay önce YPG’nin Afrin’de beraber ordu kurmayı teklif ettiği Ruslar.

Türkiye ve YPG’nin, uzun zamandır hafif ve orta ağırlıkta silahlarla Afrin’den karşılıklı atıştıkları biliniyor. Erdoğan’ın gündemde önüne geçemediği ve kendisini rahatsız eden her ne gelişme olursa olsun, akşamına “sınırda askeri hareketlilik” haberleriyle ekranlara ve sosyal medyaya kilitleniyoruz!

Bu teyakkuz halinin ayağa kaldırdığı psikoloji ile AKP’li çomar sürüsünden Saray’a ayarlı yandaş yazarlara, Esad’ın ne olduğunu unutan “sosyalist”inden “daha ne duruyoruz”cu ulusalcısına, kendisini Kocaeli sancak beyi ilan eden ülkücüsünden cihatçı İslamcısına geniş bir koro hop oturup hop kalkıyor;

  • Afrin’e giriyoruz!
  • Abi, hepiniz mi?
  • Ya yok, biz şimdi kefen diktirmek için provaya yetişecez, Allah Mehmetçiğin yar ve yardımcısı ols…!
  • Lan!

Defalarca yazdık: Erdoğan şahsında Saray iktidarı Ortadoğu’dan aforoz edilmiştir. Ortadoğu’nun kapıları Erdoğan’ın arkasından sürgülenmiştir. Rusya ve ABD, uzun vadeli Ortadoğu planlarının önemli bir parçası olan Suriye düğümünü, her biri ipin ucunu kendine çekerek çözme uğraşındayken Erdoğan’ın çok ihtiyaç duyduğu o bir sıkımlık kahramanlık destanına dipnot olacak ittifak hikayeleri için uğraşacak halde değil! Kaldı ki, bu denklem içinde Erdoğan’la gerçek bir ittifak ihtiyacı duyacak olsa, ABD Rakka’dan itibaren Kürtleri farklı bir plan içinde yanında tutup çok istekli olan Erdoğan’ı sahaya sürerdi. Oysa ABD, Erdoğan Rakka’yı konuşmak üzere ABD’ye gitmek üzere uçaktayken müttefik olarak YPG’yi seçtiğini ilan etmiş, gönderilecek silah listesini imzalamış ve kargo uçaklarına yüklemeye başlamıştı. Arkasından Ankara’ya gelen ABD Genelkurmay Başkanı Dunford, bizimkilerin sırtını sıvazlayıp, Türkiye’nin hiçbir şekilde katılmayacağı Rakka operasyonunu beraber koordine edeceklerine ikna etmiş, üstüne bir generali görevlendirerek Ankara’ya atayacaklarını söylemişlerdi. Atadılar da. Bu vesile ile unutulan o generali hatırlatalım da gelip alsınlar. Adamın ne olduğunu, nerede olduğunu, ne yaptığını, dönüp dönmediğini bilen, hatırlayan var mı?

Rusya da, enerji anlaşmalarını yaptıktan sonra kendisine dönüp “domates!” diye tutturan Türkiye ile “Ortadoğu” konuşmayı pek gerekli görmemiş olmalı. Ne de olsa Astana toplantıları Erdoğan için yeterli düzeyde “dostlar alışverişte görsün” şovu için imkan tanıyordu! Aynı durum Musul için de geçerliydi. Erdoğan’ın iddia ettiği gibi “hem sahada hem masada olmak” adlı çalışma bir türlü onay alıp şöyle ağız tadıyla bir “Evet, nihayet savaştayız!” gösterisine dönüştürülemiyordu. Erdoğan’a da Saray’da oturup ABD’nin YPG’ye gönderdiği silah yüklü tırları saymak düştü; …üçbindokuzyüzdoksandokuz, dörtbin! Oysa biz o silahların kargo uçaklarıyla gönderildiğini sanıyoruz. Hay bin İHA!

Satranç da bilmesek!

Ne zaman ki Erdoğan, Suriye’yi şekillendirmek üzere kurulan denklemde yok sayılmayı hazmedemeyip tamamen oyun dışında bırakıldığını idrak etti, elindeki her şeyi masaya sürmeye karar verdi. Elinde ne var? Her biri 46 kişilik 20 otobüs kadar ÖSO militanı. Bir de imzası vardı. Onu da, Çarşamba günü Fidan ve Akar Moskova’da iken kendisi Ankara’da Gazprom’la yapılan boru hattı anlaşmasının altına attı. Bitti!

Cumhuriyet Gazetesi’nin bile “Afrin satrancında yeni hamleler” diye başlık attığı mevzu, bir satranç değil tavladır daha çok. Ve Erdoğan’ın attığı zar iki-bir. Kırık pullarla beklemede. Mars yolda!

ABD, Afrin’e operasyon yapılmaması konusunda uyarıyor. Rusya da aynı şekilde. Dahası ve en önemlisi Suriye Dışişleri, Türkiye’nin Afrin’e müdahalesinin savaş sebebi sayılacağını ve karşılık verileceğini açıklıyor. Bu şartlarda Türkiye, Suriye’nin “topraklarına müdahaleyi işgal sayıp (angajman kuralları gereği) hava sahasını ihlal edecek olan uçakları düşüreceği”açıklamasını küstahça bulup, Rusya’dan hava savunma sistemlerinin devre dışı bırakılmasını istiyor; Şoygu yoldaş, ışıkları yakar mısın, bi arkadaşa bakıp çıkacaz da!

Moskova ziyaretinde, Afrin’e yeşil ışık bekleyen Akar ve Fidan ikilisi, “İdlib’te gözcülük işini yapmaya devam et, Soçi toplantısı için de hazırlan” nasihati ile oradan ayrılırsa, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin “Rusya, askeri gücünü Afrin’den çekecek ve operasyon yapılacak” açıklaması ne olacak? Şu olacak: Göstermelik hamleler dışında gerçek bir hava harekatı yapma şansı görünmeyen TSK, eser miktar ÖSO unsurunu bölgeye sürecek. Bu unsurlar, YPG tarafından fena halde ezilince, Afrin’e girmeyi üç tane zırhlı araçla Çinçin’e girmek sanan Erdoğan, oyunu biraz daha uzatmak için TSK’nın top atışları ile ÖSO’nun arkasından teneke çalacak. Zaten uzun süredir devam eden karşılıklı top atışlarından özellikle gece ve yakın plan çekimler eşliğinde ilk gün “Afrin’e girdik”, “Gazamız mübarek olsun!”, “Türk’ün Gücü!”, ikinci gün “Destan yazıyoruz”, “Ezdik”, “YPG’ye dersini verdik”, üçüncü gün de “Zaferle dönüyoruz”, “Afrin’i temizledik”, “Büyük başarılar elde ettik” manşetleriyle konu kapanacak. (Tam bu satırlar yazılırken, Rus askerlerinin Afrin’den çekildiği bilgisi Lavrov tarafından yalanlandı.)

Moskova’daki görüşmeden tuhaf manzaralar!..

Rusya Devlet Başkanı Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, Soçi’de bu ay sonu gerçekleştirilecek Kongre’ye bağımsız Kürt temsilcilerin davet edileceğini, bununla beraber PYD’nin çıkarlarının da dikkate alınacağını açıkladı; Erdoğan’ın, TSK himayesindeki ÖSO’nun eline tutuşturduğu çay kaşığıyla almaya kalktığı şeyi YPG diplomatik kanallardan kepçeyle geri alacak. Nedir? Savaşıyoruz!

Gerçi, kötü hava koşulları nedeniyle ÖSO güruhunun operasyonu cumartesi sabah 07:00’ye ertelediği söylendi ama ilk yaralıların tedavi için Türkiye’ye sevk edildiği de “YPG’nin vurduğu siviller” başlığı altında bir açıklama ile duyuruldu.

Hazar’daki RTE firkateyninden Afrin’deki YPG mevzilerine ateşlenen…

Şaka bu tabii. Füze filan değil, otobüs!

Dağıtacağız, son YPG militanını temizleyene kadar gideceğiz, dedik ve ne yaptık? Hemen oradan yirmi otobüs çevirip göndermek suretiyle YPG’lilerin aklına dimağına af edersin tişört tıkamış kadar olduk. Benim sevgili muhtarım, artık Afrin’den de sorumludur!

Savaş neydi? Çok basitçe, hava kuvvetleri desteğinde kara kuvvetleri gücünü bölgeye sevk edip… Neyse. Bir, Rusya’nın Hazar Denizi’nden Suriye’deki IŞİD mevzilerine gönderdiği füzeleri hatırlayın, bir de Türkiye’nin ÖSO militanlarını Afrin’e gönderdiği otobüslere bakın!

Cuma günü öğleden sonra, o otobüslerin fotoğrafları medyaya servis edilirken Canikli’den “Afrin operasyonu fiilen başladı” açıklaması geldiğinde, dolar kuru 3,81’den 3,79’a doğru gevşiyordu. “Afrin operasyonu bitti, şimdi reklamlar” da diyebiliriz!

Önümüzdeki hafta, iktidara geldiğinde Yunan adalarını almayı vaat eden Kılıçdaroğlu’nu da sevindirecek bir açıklama gelebilir Saray’dan. Erdoğan, mesela Rusların da bulaşacağı Ermenistan’a değil de Yunanistan’a laf atıp, Yunan adalarına bir taarruz düzenlenmesi ve oradan üç beş adanın topraklarımıza katılması emrini verebilir. Peşinden, botla Kardak turu atan kamuflajlı Hulusi Akar videoları ve havai fişek gösterileri eşliğinde bir parti düzenlenebilir. Davete icabet etmek üzere yola çıkan Kılıçdaroğlu, hızını alamayıp Ege Denizi’nin üzerinden adalara doğru yürümeye kalkabilir! Uyarın; muhtemelen bu parti Ege’de değil, Tuzla’da Koç’un adasında verilecektir!

Bu arada, günün siyaset ve ekonomi haberlerinden özetler; Biz, verdiği söze istinaden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun gidip Kandil’e oturmasını beklerken, Kandil’de tutuklu bulunan iki üst düzey MİT yöneticisinin fotoğraf ve videoları PKK tarafından yayınlandı ve AKP iktidarından hala ses soluk çıkmıyor. Zarrab davasına bakan yargıç Berman, Erdoğan ve bazı Türk yetkililerin dava ile ilişkilerini ortaya çıkarmak üzere gerekli bilgileri toplamak için Türk avukatlar da dahil olmak üzere tüm avukatların, dava başladıktan sonra Türkiye ve ABD’deki yetkililerle yaptıkları bütün görüşme, yazışma ve mesajlarının dökümünü istedi. Ayrıca İran’a yönelik yaptırımların ihlali nedeniyle Halkbank’a verilecek ceza konusunda Türk ve ABD’li yetkililer arasında yürütülecek müzakerelerin 37,5 milyar dolardan açılacağı konuşuluyor. İşçi düşmanı, emek hırsızı Zara, Türkiye’deki mağazalarını kapatıp gidiyor. Bitmedi. Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings (dili sürçüp bunu “Rich Fightings” diye okuyan var mıdır?) İstanbul ofisini kapatarak Türkiye’deki faaliyetlerine son verme kararı aldı. Neyse. Evet. Ne diyorduk!

Afrin Turizm’in sayın yolcuları!

Aracınızın hareket saati gelmiştir. Yerlerinizi almanız önemle ric…!

Hadi kardeşim, kalkıyor, arkalara doğru ilerleyelim, hadi!

Mustafa Sedat Kılıç – HayRed

gunlukbakis

gunlukbakis

2017 Temmuzunun ikinci yarısında başladığımız yayın hayatımızda, giderek yükselen bir grafik çizme hedefindeyiz....

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: