Ahmet Nesin: Düğün bitsin, darbeyle de darbecilerle de ilgileniriz icabında…

Ünal ve Şanver düğündeler ve karşılıklı oturuyorlar. Yada daha nikaha neyim geçilmediğinden davul -zurna vaziyetleri var ve en bi orgeneral ve korgenerallerin darbeden haberleri yok.

Darbe yazılarına ilk başladığımda bu kadar düğünle iç içe başka bir darbeye tanık olmadığımı söylemiştim. İncelemeyi ilerlettikçe ikilem içinde kaldım, darbe incelemesi mi olacak, darbenin karıştığı düğün mü olacak. Bu sabah yazıyı yazmaya oturduğumda, “Darbeye katılan subaylar“, “Düğüne katılan subaylar“, “Hem düğüne, hem darbeye katılan subaylar” başta olmak üzere bir ayrım yapsam, nasıl bişey çıkar ortaya diye düşünmedim değil.

Yada şöyle bir istatistik var mıdır acaba: “Tutuklu bulunan darbecilerin yüzde 38’i çevre askeri düğünlerden tutuklanmıştır“. İlginç, aynı düğüne katılmak da bir işe yaramayabilir mesela, komutanınızla aynı düğünde olup, onun tutuklanmamasını kendiniz için avantaj sanırken, oysa sizi düğüne katılan diğer gruptan olduğunuz anlaşıldığında, kolay kolay çıkmamak üzere tutuklanabilirsiniz.

Burayı sulandırmamın nedeni var elbette, başka türlü anlatamam gibi geldi, inandırıcılığı olmaz sanki. Korgeneral Mehmet Şanver, yani düğün sahibi komutan açıklamasında “Hava sahasından sorumlu komutan benim. Emirden (Genelkurmay’ın uçuş yasağı emri) hiç haberim olmadı. Sadece 19.30-45 gibi yardımcım Kadıoğlu general geldi, telefon elinde, durumu, tam o da bilmeden ‘Komutanım Eskişehir’de bir şeyler varmış ve nöbetçi bıraktığımız General kendisini rahat hissetmiyormuş’ dedi, ben de ‘sen Eskişehir’e git o zaman’ dedim. Daha nikâh kıyılmamıştı, misafirleri karşılıyordum.” diyor. Oysa hava kuvvetleri komutanı Abidin Ünal “19.06’da HKHM ve Şanver’e bağlı BHHM’ye “uçuş yasağını uygulayın emri verdim” diyor.

Bu saatte, Ünal ve Şanver düğündeler ve karşılıklı oturuyorlar. Yada daha nikaha neyim geçilmediğinden davul -zurna vaziyetleri var ve en bi orgeneral ve korgenerallerin darbeden haberleri yok, birbirlerini de duymuyorlar.

Korgeneral Kadıoğlu Şanver’in yardımcısı ve BHHM’lerin komutanı. Ünal ve Şanver ile Eskişehir’deki BHHM arasındaki iletişim o akşam onun üzerinden yürüyor. Aynı Kadıoğlu masanın karşısındaki Ünal’a “Genelkurmay tüm uçuşları yasakladı” diyor, masanın bu tarafındaki Şanver’e “Eskişehir’deki general rahatsızlanmış gidip bir baksak mı diyor.

Kadıoğlu’nu arayan kişi BHHM Komutanı Tuğgeneral Recep Ünal. Abidin Ünal’a ve Şanver’e haberleri veren Kadıoğlu tüm bilgileri Recep Ünal’dan alıyor. Şanver’in ifadesine göre Kadıoğlu aynı bilgiyi yan yana duran iki komutana farklı iletiyor. Bu arada rahatsız olduğu iddia edilen Recep Ünal ertesi gün akşama kadar BHHM yönetiminde kalarak uçuşların durdurulması için büyük gayret gösteriyor. Ünal ve Şanver’in tüm emirlerini yerine getirdiği gibi kendi inisiyatifi ile birçok olayı da önlüyor. Ancak olaydan birkaç gün sonra ‘darbeci’ olduğu gerekçesiyle tutuklanıyor ve halen kaldığı cezaevine gönderiliyor.

Uçuş yasağını duymadığı ve rahatsızlanan generale odaklandığı anlaşılan Şanver, olayları sorgulamadan Korgeneral Kadıoğlu’nu Eskişehir’e göndermeye çalışıyor;

“Nasıl gitsin diye düşünürken Hava Kuvvetleri Komutanıma söyledim, ‘İzin verirseniz Kadıoğlu’na bir uçak ayarlayacağım, onu Eskişehir’e gönderelim dedim. Komutanımızsa ‘bu aşamada gerek yok, gerekirse benim uçakla göndeririz’ dedi. Yani o aşamada; düğünün başlangıcında, bana ulaşan herhangi bir kalkışma emaresi veya istihbaratı olmadı. Olaylar başlayınca durumu görmüş olduk.” “…Bunun üzerine Eskişehir’e gidecek adamı geri çevirdik.

Buradaki ilginç olay savcılığın bu ifadeler karşısında rahatsızlanan komutanla ilgili hiçbişey, rapor bile sormaması. Ama en ilginç olay, Abidin Ünal’ın esasında darbeyi eşinden, saat 21.30 gibi bir havacı generalin tutuklanma olayıyla öğrenmesi. Darbe girişiminden haberi yoksa, 19.06’daki emir kendisine niye gelmiş ve neden kendisi tarafından, kimi yerlere bildirilmiş, işte bunu bilmiyoruz. Nasıl cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 5 basın kuruluşuna 5 ayrı saat söylediyse, Abidin Ünal da 2 ayrı saat veriyor.

Ünal ifadesinin devamında “Bana kelepçe takmadılar, helikoptere gittik, helikopter Sabiha Gökçen Havaalanına indi, bu helikoptere sadece beni bindirdiler ve orada, hazır bir CN235 CASA uçağının beklediğim gördüm ve uçağa beni silahlı darbeciler bindirdiler ve buradan direk Ankara Akıncı Üssüne saat 02:00 sıralarında indik, ininceye kadar helikopterden Eskişehir’deki arkadaşlarla temasa devam ettim, Eskişehir’den bana uçuşların halen devam etmekte olduğunu ve Ankara’ya hakiki mühimmat atıldığını ifade ettiler.” diyor.

Arkadaşlarım arasında çok radikal olarak anılmakla birlikte kelepçe takılmasına karşıyım ve bu konuyu çok tartışmak istemiyorum. Ama kelepçesiz de olsa Abidin Ünal gözaltında. Peki o zaman helikopterden temasta bulunduğu Eskişehir’deki arkadaşlar kim ve o irtibatlanma ne üzerine ve darbeciler buna neden izin veriyor? Akla gelen sorulardan biri bu helikopterdeki kişilerin yabancı olmaları ve Ünal’ın konuştuklarından hiçbişey anlamamaları. Belki karakutu bir gün açıklanır.

Gelelim son ayrıntıya ve bence çok önemli. Ünal’ı o gece Sabiha Gökçen’den Akıncı Üssüne götüren pilotlar Ünal uçağa binince “Komutanım nereye uçmamızı emredersiniz?” diye soruyorlar. Ünal, yanında sessiz şekilde dudaklarından çıkacak varış yerini bekleyen MAK Timine ve pilotlara bakarak,“Nereye olacak Akıncı’ya gidiyoruz” diyor. Daha açık ifade etmek gerekirse uçak Ünal’ın emriyle 01.10’da Akıncı’ya uçuyor.

Uçağın kapısı açıldığında Ünal’ı darbeci olmakla suçlanan Albay Ahmet Özçetin resmi karşılama kurallarına uygun şekilde karşılıyor. Hatta “emriniz var mı” diye soruyor. Ünal’da zahmet vermek istemediği için veya biran için oraya neden geldiğini unutmuş olsa gerek “hiçbir emrim yok” diyor.

Nediyeyim, DÜĞÜN BİTSİN, DARBEYLE DE DARBECİLERLE DE İLGİLENİRİZ İCABINDA…

Artı Gerçek

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: