Ahmet Nesin: Elin seçmeniyle seçime girilmez Erdoğan…

AKP’nin artık tek başına istediği gücü bulamayacağını, MHP’ye verilen destekten dolayı parti içerisinde mırıldanmalar başladığını söyleyen Nesin, AKP’nin Bahçeli’ye muhtaç olduğunu ve elin seçmeniyle seçime girilmeyeceğini söyledi.

İşte Ahmet Nesin’nin “Elin seçmeniyle seçime girilmez Erdoğan” başlıklı yazısı;

AKP ve Erdoğan bu tavizi verdi ama şu tarz mırıldanmalar başladı: ‘Biz AKP olarak 5 vekil çıkarmışız, MHP 1 ama başkanlığı onlara vermişiz.’ Aynen dedikleri gibi oldu…

Kurda ensen niye kalın diye sormuşlar, o da kendi işimi kendim yaparım, demiş. O yüzden elin seçmeniyle tek adamlığa girilmez, girersen böyle rezil olursun, elin seçmeninin seni nereye kadar ve niçin destekleyeceğini bilemezsin. O yüzden elin seçmeniyle tek adam olamayacağın gibi, elin oyuyla da seçim kazanamazsın.

Bugüne değin çok seçim izledim, kimi çok önemliydi, kimisini fazla önemsemedim ama sonuçta çok partili döneme geçildikten sonra ilk 3 seçim hariç hepsini bir şekilde izledim. Bu esasında benim yaşlı olduğumu mu gösteriyor, yoksa demokrasinin bitürlü gelemediğini mi, bunu da size bırakıyorum. Çocuktum ama Türkiye İşçi Partisi’nin 15 vekille meclise girdiği seçimlerde çok heyecanlandım. Heyecanım bişey anladığımdan değildi, büyükler için o kadar önemli olmalıydı ki, işçi Sait amcalara gitmiştik ve herkes radyonun başında sayımları dinliyordu. Babamlar bu kadar heyecanlı olunca, doğal olarak ben de heyecanlandım.

Çoğunlukla Kürtlerin bağımsız aday olduğu seçimlerde heyecanlanmam gerekirken hiç heyecanlanmadım, çünkü mesela Diyarbakır’da 11 vekil varken 4 adayla girdiklerine göre bunun matematiğini garantiye almışlardır diye düşündüm. Bir anlamda 5 yerine 4 yapanlara yada 7 yerine 6 aday yapanların hem deneyimine hem de sağduyusuna güvendim.

Size belki ilginç gelecek ama 7 Haziran seçimlerinde de heyecanlanmadım, çünkü 2 televizyon programında da oyların %13 olacağını ve 80 ila 85 arası vekil çıkaracağımızı açıkladım. Vahiy filan inmedi, sadece bu ani kararı alanların hesaplamasına inandım ve güvendim. Ve barış yolunun sağlamlaşması için bunun şart olduğuna inanıyordum.

Gelelim son seçimlere, yine heyecanlanmadım, oysa çok istiyordum heyecanlanmayı. CHP’nin oylarına bu kadar sahip çıkacağını bilemedim ama CHP gençliğinin bu kez direneceğini hep söyledim. Esas önemlisi Kemal Kılıçdaroğlu, 24 Haziran seçimlerinde yaptıklarıyla bana bir güven vermişti ve bu seçimlerde o güveni hissettim. Sonunda Ekrem İmamoğlu’nun bu anlamda iyi bir seçim olduğunu, diğer adaylarla diğer partilerin muhalefet tabanlarını da incitmeden bir yapıldığını hep beraber gördük. Seçim gecesi de ön plana çıkmadan inisiyatifi İstanbul İl başkanı Canan Kaftancıoğlu ve Ekrem İmamoğlu’na bırakarak önemli bişey yaptı.

Peki bütün bu süre içinde Recep Tamam Erdoğan ne yaptı? En önemlisi Erdoğan artık bu işi tek başına götüremeyeceğini anladı ve başta tek adamlık sisteminin anayasa dosyasını rafa kaldırdı. O Türkiye’nin, Orta Doğu’nun, Avrupa’nın hatta dünyanın tek adamıydı ama iş oylamaya gelince sökmüyordu. Silah elinde tek adamlık taslamak başka bişey, mecliste çoğunluk olmadan tek adamlık başka bişey. Ve sonunda olan oldu, MHP genel başkanı Devlet Bahçeli, Erdoğan’ı ve AKP’yi destekleyeceğini açıkladı. Erdoğan bu duruma çok sevindi ve dediklerinin ne kadar doğru olduğunu anlatmaya başladı.

Oysa durum hiç de Erdoğan’ın söylediği gibi değildi, Erdoğan artık Devlet Bahçeli ve MHP’siz bir “HİÇ“ti. Tek başına anayasayı değiştiremezdi, erken seçim kararı alamazdı, olası bir seçimde aynı 7 Haziran’da olduğu gibi hükümet kuramazdı, hatta daha da altına düşme olasılığı vardı, çünkü İYİ Parti kurulmuştu ve barış masasını yıkıp, Iraklı Kürtlerin referandumunda taraf olup, Suriye’ye de girince AKP’ye oy veren bitakım Kürtleri de kaybetmişti.

Bunların hiçbiri AKP’nin yada Erdoğan’ın siyaseti değildi, barış masasını Bahçeli ve Ergenekon ortak kararı yıktı, doğal olarak da saldırılara onların isteği doğrultusunda başladı Erdoğan. Yada olaya tersten baktığımızda şöyle de diyebiliriz, Ergenekon ve Bahçeli, AKP’nin siyasi anlamda kucağa gelmesi için her şeyi yaptı. Aynı Erdoğan’ın bir darbe girişimi yapılsın diye her şeyi zorladığı gibi. Bahçeli, Erdoğan’a destek olmayı öyle bir anda açıkladı ki, “SEN BEN OLMADAN BİR HİÇSİN” demenin başka bir yoluydu bu.

Milletvekili seçimlerinde işler tıkırında yürüdü, çünkü herkes sadece oyu oranında vekil çıkaracaktı, en fazla ittifak yüzünden 5 vekil yer değiştirebilirdi, o da sadece beraber ittifak yaptığınızla değil, karşı tarafla da bağlantılı bişey. Oysa belediye seçimleri hiç de öyle bişey değil, fazla oy alan kazansın dediğinizde bütün belediyeler yada %90’ı muhalefete gidebilir. O zaman meclisin en küçük partisine taviz vermek zorundasınız. AKP ve Erdoğan bu tavizi verdi ama şu tarz mırıldanmalar başladı: “Biz AKP olarak 5 vekil çıkarmışız, MHP 1 ama başkanlığı onlara vermişiz.” Aynen dedikleri gibi oldu ve MHP bu başkanlıkları AKP’nin elinden aldı ama AKP’nin tek başına aday olduğu yerde de yeteri kadar desteklemedi. Ve batı AKP’nin elinden böylece uçup gitti. Eğer AKP benim gördüğüm gibi 24 Haziran seçimlerinde MHP’nin oylarının Kürt illerinde nasıl da arttığını, bunun vekil çıkarmaktan çok barajı geçirme taktiği olduğunu anlasaydı yada anladığını açıklasaydı daha dik durabilirdi.

Son olarak da Erdoğan adaylar yerine bütün illerin belediye başkanıymış gibi konuşunca olan oldu. ELİN SEÇMENİYLE SEÇİME GİRİLMEZ ERDOĞAN…

gunlukbakis

gunlukbakis

2017 Temmuzunun ikinci yarısında başladığımız yayın hayatımızda, giderek yükselen bir grafik çizme hedefindeyiz....

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: