Aradığınız “Müslüman”a şu an için ulaşılamıyor!

Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Şehzade Bilal Erdoğan gerçekten ilginç bir kişilik.

“Eğitim” alanında yaptığı icraatlar bir yana, katıldığı toplantılarda tüm İslam aleminin temsilcisiymiş edasıyla yaptığı konuşmalar da dikkat çekici.

Nitekim Bilal Bey kardeşimiz dünkü Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde düzenlenen, “Ecdada Saygı Günü” etkinliğinde yaptığı konuşmada “Kimse Müslüman olduğumuz için geriyiz demesin. Kimse bize, ‘namaz kılanlar gericidir. Bunlardan bir şey olmaz. Bunlar mağara çağında, 1400 yıl öncede yaşıyor’ demesin, diyemez. Neden? Çünkü bu ülkede, bu zihniyetteki değerlerimize yabancı, değerlerimiz ile kavgalı kesimlerin hakimiyetinde taş üstüne taş konmadı. Yani uzaya gittiler de birileri paçalarından tutmadı.” dedi.

Evet, Bilal Bey kardeşimiz çok içerlemiş, Müslüman alemine yapılan “haksız” ithamlara kafa tutmuştu! Ancak gelin görün ki bu konuşmanın hemen ardından sosyal medyada dolaşıma giren bir haber bu memlekette “uzaya gitmek isteyenlerin” nasıl da paçasından tutulduğunu, kimler tarafından tutulduğunu gösterir nitelikteydi:

Bilim ve Teknoloji Bakanlığı himayesinde faaliyet gösteren, başına sevgili hükümetimiz tarafından Hayvanat Bahçesi müdürünün atandığı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu TÜBİTAK bu kez de iki liseli genç tarafından geliştirilen “atık madde kullanarak çimento üretme projesini” reddetmesiyle gündemdeydi.

İzmir’in Çiğli ilçesinde bulunan bir özel okulda eğitim gören Emir Akdaşcı ve Ege Özlem geliştirdikleri metodoloji ve araştırmalar sonucunda, sürdürülebilir ve çevreci çimento üretmeyi başarmıştı. Öğrencilerin öğretmeni Can Özdilek “müjdeyi” sosyal medya hesabından “İki öğrencim atık maddeden çimento üretti ve projelerini TÜBİTAK’a sunup bir güzel ret yediler. Yılmadık, projeyi İngilizceye çevirdim ve yurt dışındaki üniversitelere başvurduk. Biri Harvard olmak üzere dört üniversiteden davet aldı çocuklar” diyerek duyurdu. Önümüzdeki Mayıs ayında ABD’yi ziyaret edecek olan Emir ve Ege, Harvard’dan sonra sırasıyla Mc Gill University Montreal, Fransa Paris FIAP Jean Monnet’a, Ryerson University’s Toronto’dan aldıkları davetlere katılarak bu okulları ziyaret edeceklermiş.

Evet, Bilal Bey kardeşimiz atarlanıyor, “uzaya giden oldu da paçalarından tutan mı oldu” diye ama bırakın İmam Hatiplilerin uzaya gitmesini, o çok destekledikleri tarikat-cemaat mensuplarının “iman gücüyle” uzay mekiği düşürdüklerini ballandıra ballandıra anlatmalarına bile sessiz kalmalarının üzerinden daha 1 ay geçmedi. Nakşibendi Tarikatı lideri “Uzay Mekiği Challenger’ı biz düşürdük, duayla cıvatalarını gevşettik” dedi de “ne diyorsun arkadaş sen” diyen çıkmadı: Hayır, uzaya zaten gidemedin de ne istedin el alemin mekiğinden, neden düşürdün, amacın neydi, bu mudur “Müslüman aleminin” bilime katkısı, ilgisi! Hadi bilime desteğini kösteğini de geçtik, o aracın içinde 7 tane bilim insanı öldü! Sen mi öldürdün, katil misin birader? Katilsen çıkıp hesap vermeyi düşünüyor musun vs?!…

Bilal Bey kardeşimiz “kimse bize 1400 yıl öncede yaşıyorlar diyemez” diye konuşuyor da biz bilmiyoruz bu kafanın hangi yüzyılda yaşadığını. Hatta yaşayıp yaşamadığını, yani bunun bir “rüya” olup olmadığını. Uzaya astral seyahat yapan Medyum Memiş’ten başka tanıdığımız “imanlı” bir “bilimkişisi” de yok ki bilelim!

Ama bizim tanıdığımız “duayla büyüyen bitki projesi” ödüllü “mümin” gençliğimiz var. Salavat makinesi geliştiren evlatlarımız var! Onlar ödüllü ama ödülsüzlere bakalım onlar kim?

İstanbul Özel MEF Lisesi 12. sınıf öğrencisi İlayda Şamilgil, dünyanın en prestijli fizik proje yarışması olarak kabul edilen “First Step to Nobel Prize in Physics” (Nobel Fizik Ödülü’ne Doğru İlk Adım) adlı yarışmaya, “Sıvılardaki Su Oranını Mıknatısla Ölçebilen Ucuz, Hızlı ve Taşınabilir Bir Sistem” adlı projesi ile katılarak ünlü akademisyenlerden oluşan jüriden tam puan almayı başardı. İlayda’yı biz, hazırladığı fizik projesiyle TÜBİTAK yarışmasına katılan, ancak dereceye giremeyen, aynı projeyle Polonya’da 80 ülkenin binlerce projesinin arasında birinci olan lise öğrencisi olarak tanıdık. İlayda daha sonra ABD Cornell Üniversitesi’nde okumaya kabul edildi ve projesiyle NASA Mars Projesi’nde roketlerle ilgili olarak çalışacak.

10. sınıf öğrencisi Tuna Ilgın Kozak, maden ocağındaki göçük altından kurtulan madencinin “Çizmelerimi çıkarayım mı, sedye kirlenmesin” sözünden çok etkilenmişti. “İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı” diyen Tuna, maden işçilerinin anlık olarak konumlarının kayıt altına alınması ve acil durumlarda müdahale edilecek yerlerin daha kolay saptanabilmesini amaçlayan proje geliştirdi. Tuna’nın projesi sergilenmeye bile layık görülmedi. TÜBİTAK’ın yüzüne bile bakmadığı ‘TOF/Uçuş Süresi ile Maden İçinde Konum Belirleme’ adlı proje MEF Uluslararası Araştırma Projeleri Yarışması’nda Fizik dalında birincilik ödülü ve İnovasyon ödülünü kazandı.

İstanbul Erkek Lisesi öğrencisi Barış Paksoy, 2011’de TÜBİTAK’ın liseler arasında düzenlediği matematik projesi yarışmasına katılmıştı. Tek başına hazırladığı ‘Ramanujan Asalların Genelleştirilmesi’ projesiyle derece almak isteyen Paksoy, TÜBİTAK İstanbul Bölgesi Koordinatörü Prof. Dr. Ulvi Avcıata tarafından ‘seviye üstü çalışma olduğu, tek başına hazırlanmadığı’ gerekçesiyle reddedildi. Paksoy projesini jüri önünde savunmak ve kendisine ait olduğunu kanıtlamak istedi ancak kabul edilmedi. Bunun üzerine Paksoy ve ailesi mahkemeye başvurdu. Mahkeme Barış’ın projeyi tek başına hazırlayabileceğini karar verdi. Paksoy okulundan mezun olduktan sonra bursla Berlin Humbold Üniversitesi’ne kabul edildi.

TÜBİTAK’ın “ayağından çekmek suretiyle” engellediği bir başka öğrenci de Gaziantep Özel Deva Anadolu Lisesi 10. sınıf öğrencisi Kaan Alper olmuştu. Kaan’ın projesi MEB ve TÜBİTAK tarafından “robot dediğin uçar ya da gider” denilerek kabul edilmemişti. Proje İzmir’de düzenlenen DOESEF yarışmasında Mühendislik-Enerji kategorisinde Türkiye birincisi olmuş, Los Angeles’ta düzenlenecek INTEL ISEF 2017′de ülkemizi temsil etme hakkı elde etmişti.

Bir başka “başarısız öğrenci” hikayesini geçtiğimiz günlerde RED olarak gündeme getirmiştik. Üstelik bu haberde bir de HIRSIZLIK vakasına dikkat çekmiştik: Antalya TED Koleji’nden 10. sınıf öğrencisi Mehmet Can Dursun ile 11. sınıf öğrencisi İrfan Efe Boztepe şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları için atık yengeç ve karides kabuklarından yara bandı üretmişti. Öğrencilerin bu projesi 2016 yılında TÜBİTAK’ın lise öğrencileri için düzenlediği bilim yarışmasında beğenilmemiş, bölge sergisine bile çağrılmamıştı. Projeyi ABD’deki Genius Olimpiyatları’na gönderen gençler 2 bin 450 proje arasında dünya birincisi olmuştu. Üstelik Oswego New York Eyalet Üniversitesi yıllık 10 bin dolar burs vererek gençleri eğitimlerini burada sürdürmeye davet etmişti. Sonrasında ise beğenilmeyen proje Tamamen “milli” duygularla harekete geçtiklerini belirten uyanık kimya mühendisleri Koray Öztürk ve Anıl Öztürk tarafından çalınmıştı! Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 1 milyon 300 bin liralık desteğiyle AR-GE çalışmalarına başlayan çiftin geliştirdiği malzemeler İhlas Haber Ajansı tarafından “Türk bilim adamlarından çığır açacak buluş” haberiyle duyurulmuştu.

İşte “Müslümanız” diyerek çıktığınız yolda bilim için çalışanların paçalarından nasıl aşağı çekildiği ortada.

Ve bu düzen böyle gitmeye devam ettikçe isteyen “mağara çağında yaşıyorlar” der, isteyen “gerici” der. Sizin aradığınız “Müslüman”a da şu an için ulaşılamaz. Hatta eğer çok ısrar ederseniz son olarak şunu bile söylerler: Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz!

Hayred

gunlukbakis

gunlukbakis

2017 Temmuzunun ikinci yarısında başladığımız yayın hayatımızda, giderek yükselen bir grafik çizme hedefindeyiz....

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: