Bu gün Anıtkabiri yıksalar, üç gün bağırıp, dördüncü gün pikniğe gidilir.

Nerede olduğumuz, nerede durduğumuz sesli tartışılmıyor. Herkes kendi içinde, kendisini kurtarmanın öncülüğünü yaparken ülkenin geldiği ve yol aldığı durumdan toplumun bir çoğunun rahatsız olduğu gerçeği her gün gözler önünde duruyor.

İnsanlara uzun süredir PKK terörünün cinayetlerini, bayrağa sarılı gelen tabutları unutturdular. Teröre kurban verilen gencecik çocuklarımız televizyonlarda haber değeri bile taşımıyor. Cenazeleri sessiz sedasız kendi bölgelerinde toprağa verilip, gündem olmaktan çok çok uzakta, aileler acılarıyla baş başa bırakılıyor.

Terörün aldığı hayatların yerini bu kez İslam adı altında çocuklara yapılan taciz ve tecavüz haberleri aldı. Bu yaşananların saklanma olasılığı o kadar zayıf ki, herkesin elinde cep telefonu olduğu sürece de saklama şansları kalmayacaktır. Fakat insanların bu olaylara da alışmaları sağlanıyor.  Aynı haberlerin her gün peş peşe çıkması, hukukun adliye sarayları yerine başka saraylarda aranması, tecavüzcü dinbazların serbest kalması, her gün bir sosyal medya hesabından ne idüğü belirsiz din simsarlarının kadın ve çocukları aşağılayıcı paylaşımlar yapması, toplumda yine mi! şeklinde bir tepkiyle alışılmışlık yaratıyor.

Ana sınıfından başlayarak çocuklar üzerinde oynan din oyunları laik cumhuriyetin temellerini sarsma yönünde bir program olarak karşımıza çıkarken, toplumun sessizliği din simsarlarının daha da cesaretle hareket etmesini sağlıyor. İmam Hatip okullarının yeterli kapasitede öğrenci barındırmaması toplumun bu uygulamaya karşı olduğunu göstersede, bu karşı çıkmaların bireysel olması toplumun korkak ve zayıf olduğunu da gözler önüne seriyor.

Dün, şehit haberlerine alışanlar her gün itiraz ettikleri bir yaşanmışlığa üç gün sonra yine alışmaya başlıyor.

Terör,şehit,zarrap,kol saati,man adası,rüşvet,yolsuzluk,tehdit, gemicikler, fetullah la iş birliği, çökertilen TSK, Yunanistan ın el koyduğu adalar, kamu makamlarına oturtulan dinci kafalar gibi değişikliklere ses çıkarmayan bir toplum, yarın laiklik ve cumhuriyet gittiğinde de sesini çıkarmayacaktır.

Biraz daha ileri gideyim.

Bu gün Anıtkabir i yıksalar, üç gün bağırıp, dördüncü gün pikniğe gidilir.

Bu ülke cumhuriyet devrimi nin yarattıklarını tüketmeden sesli çığlıkların başlaması gerekmiyor mu?

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: