Ergün Poyraz: Dangalak

Tayyip, Hükümet olmadan önce, sıkı bir AB düşmanıydı. Tayyip bu düşmanlığını sürekli olarak konuşmalarına yansıtıyordu. “Şu andaki düzen Avrupa Topluluğu’na girmek için koşturuyor. Onlar bizi Avrupa Topluluğu’na almamayı düşünüyorlar. Eeee!.. Biz de girmemeyi düşünüyoruz. Avrupa Topluluğu’nun asıl adı Katolik Hıristiyan Devletler Birliği’dir…”

Tayyip, hızını alamıyor, Katolik Hıristiyan Devletler Birliğini yerle bir edeceklerini de şu sözleri ile ilan ediyordu:

“…Bir buçuk milyarlık İslam alemi Müslüman Türk Milleti’nin ayağa kalkmasını bekliyor. Kalkacağız. Allah’ın izniyle. Bu kıyam başlayacak…”

Şeklinde konuşmalar yapıyordu.

Avrupa Birliği’ne girmek isteyenlere ve AB yanlılarına her türlü yakıştırmada bulunmayı ihmal etmiyordu. İşte Tayyip’in Türkiye’nin AB’ye girmesini isteyenlere karşı sarf ettiği sözcüklerden biri:

“Dangalak!”

Avrupa Birliği’ne girmek isteyenlere “Dangalak!” tanımlamasında bulunan aynı Tayyip, 2003 yılında “Dostum Silvio” dediği Silvio Berlusconi ile görüşürken Yunanistan’ın ardından İtalya’nın AB dönem başkanlığını üstleneceğini hatırlatıyor ve şöyle diyordu:

“Umarım sizin başkanlığınızda Türkiye ile AB arasında nikâh kıyılır.”

Tayyip’in bu isterik haliyle dalga geçen Silvio, “Yahu Tayyip, düne kadar AB’ye sövmeni bir yana bırakırsak güya siz Müslümansınız, biz Hıristiyan… Bu durumda bu nikâhı kıyacak papazın kuyruğuna teneke bağlar, Vatikan’ın göbeğinde oynatırlar” diyemiyor, ancak alaycı bir ses tonuyla soruyordu:

“Nasıl bir evlilik istersiniz? Aşk evliliği mi olsun, mantık evliliği mi?”

Tayyip, kendisiyle alay edildiğini, dalga geçildiğini anlayamıyor ve şu cevabı veriyordu:

“Katolik nikâhı olsun ki hiç bozulmasın.”

Tayyip, hayalindeki nikâhın 2010’a kadar kıyılması yolunda öyle uygulamalara girişiyordu ki, koskoca ülkeyi kötü bir “Metres” durumuna düşürüyor, sene 2018 olmasına, ilk müracaattan bu yana 59 sene geçmesine, bizim başvurumuzdan sonra 18 ülkenin daha AB’ye katılmasına rağmen AB konusunda bir arpta boyu yol alınamıyordu.

Şubat 2013’de Alman Bild gazetesi “Üyelik olmayacağını ikisi de biliyor” başlığı altında, Türkiye’nin AB’ye üye olamayacağını Merkel’in de Erdoğan’ın da bildiğini yazıyordu.

Uzun bir aradan sonra Türkiye ile AB arasındaki müzakere sürecinin yeniden başladığını belirten Bild gazetesi bir Alman diplomatın Türkiye’nin ne zaman AB üyesi olacağına dair yorumuna yer veriyordu. Alman diplomat, “fasıllar konusunda bugün ki ilerlemeyle devam edersek, süreç yaklaşık 60 yıl sonra biter” diyordu…”

Alman diplomat oldukça iyimserdi. Zira; 1957 yılında başladığımız AB macerasında görüşülmesi gereken 36 fasıldan bugüne dek anca bir fasıl’ı görüşebilmiştik.

Bu durumda kalan 35 fasıl kaç yılda ya da kaç yüzyılda biterdi.

Yıllardan beri “Avrupa Birliğine giriyoruz”, “kapısındayız, kenarındayız, kıyısındayız” gibi masallarla avutuluyorduk. Bu yalanları başta politikacılar olmak üzere birçok kesim yüksek sesle dillendiriyordu. Avrupalılar ilk başvurumuzdan bu yana 50 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen bizi AB’nin çevresine bile yanaştırmıyorlardı.

Öyle ki,

AB, Türkiye’yi ne kapıdan içeri alıyor, n de kapının önünden ayrılmasına izin veriyordu. AB’nin, sürekli olarak sergilediği tutum, Prof. Dr. Erol Manisalı’nın ifadesi ile “Bekleme salonunda sürekli iğfal” di…

Tüm bu gerçekler ortadayken Tayyip’in önderliğindeki AKP’lilerin büyük bir çoğunluğu bu “AB’ye gireceğiz” yalanlarını sürdürüyor, insanlarımızı kandırmaya devam ediyordu.

Kıbrıslı Rum’un dandik devleti bile AB’ye katılıyor, TC’nin esamisi okunmuyordu.

2000 yılında çıkan “Misyonerler Arasında 6 Ay” adlı kitabımda hiçbir şekilde AB’ye alınmayacağımızı, Vatikan tarafından yayınlanan ve İtalyan Piskoposlarının gazetesi olan L’Avvanire’nin 3 Ocak 2000 tarihli sayısına dayanarak söylemiştim. Bu yazıyı okuyunca değil 50 sene beklemek 50 tane 50 yıl geçse yine bizi AB’ye almayacakları ortaya çıkıyordu. Okuyalım:

“Müslüman Türkiye’nin AB’ne girmesi kimliğimize gölge düşürür. Bu üyelik yan yana büyüyen Hıristiyan gelenekleri ile şekillenen Avrupa medeniyetlerinin temelindeki ittifakları sarsar.

Unutmamalı ki, ‘Avrupalı fikri’, başlı başına ‘Düşman Türk’lere’ ve Türkiye’nin başını çektiği İslam dünyasına karşı gelişti. Ankara ile yakın ilişkiler geliştirmeye evet. Ama farklı tarihi ve kültürel gerçekler farklı kalmalıdır. “

İtalyan Piskoposların gazetesine göre Avrupalı fikri ne için gelişmiş?

“Düşman Türk’lere’ ve Türkiye’nin başını çektiği İslam dünyasına karşı”

Hala ne diyor bizim çakma Müslümanlar?

“AB bizi kucaklamak için bekliyor. Katolik nikâhı kıyacağız…”

gunlukbakis

gunlukbakis

2017 Temmuzunun ikinci yarısında başladığımız yayın hayatımızda, giderek yükselen bir grafik çizme hedefindeyiz....

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: