Eşref Kolçak Üç aşkım var: Eşim, işim ve oğlum

26 Mayıs 2019’da ölen Eşref Kolçak, Türk Sineması’nın en eski aktörlerinden. Oyunculuk yapmadan önce marangozluk, ayakkabı tamirciliği gibi işler yapan Kolçak, nasıl oyuncu olduğunu anlattı. Babasıyla olan ilişkisini, aile yaşantısını paylaştı. Tiyatro ve Türk sinemasına adadığı hayatına 56 yıllık bir de evlilik sığdıran Kolçak için şimdilerde sadece oğlu Harun Kolçak var. Onlar, baba-oğul birbirlerine tutunarak yaşıyorlar.

Üç aşkım var: Eşim, işim ve oğlum

eşref kolçak ile ilgili görsel sonucu

Babanız İspir Gaziler köyünden anneniz ise Rus kökenliymiş. Nasıl tanışmışlar?

Yıllar önce babam büyük amcamla Rusya’ya gitmiş. Orada uzun yıllar kalmışlar. Aslında babam buradan giderken köyde bir eşi varmış ancak resmi nikâhı yokmuş. Rusya’da annemle tanışınca birlikte Türkiye’ye dönmüşler. Sonra köye yerleşmişler.

Babanızın diğer eşinden kardeşiniz var mıydı?

Evet. Bir kız çocuğu olmuş. Ben ablamla İstanbul’da yıllar sonra tanıştım.

Kaç kardeşsiniz?

Üç kardeşiz. Ailenin son çocuğu ve tek hayatta kalanıyım…

Annenizin Rus kökenli olması yaşam kültürünüzü nasıl etkiledi?

Annem çok ileri görüşlü bir kadındı. Şu kadarını söyleyeyim; 60 haneli bir köyümüz vardı ve yalnız iki kişi okula gidiyorduk. Köyde kimse okuma yazma bilmediğinden gelen mektupları okur, gidecek mektupları yazardım. Okula gidebilmek için her gün 6 kilometre yol gitmem gerekiyordu. Çoruh Nehri köyümüzün yanından geçiyordu. Biz arkadaşlarla birlik olup yüzmeye giderdik. Bugün orada rafting yapılıyor.

Anne mi baba mı?

Annem çok iyi bir kadındı. Fakat babam gaddar bir insandı. Aile yapısına önem veren biri değildi. Annem bizi bir arada tutmak için çok çaba sarf etti. 1947’de annemi kaybedince evimiz dağıldı. Benim onu en iyi anlayacağım zamanlarda öldü.

Peki babayla ilişkiniz?

Hiç çekinmeden söylüyorum; babamı hiçbir zaman sevmedim. Daha doğrusu sevemedim. Çünkü hiçbir zaman bize baba sevgisi göstermedi. Kimse anne babasını seçerek dünyaya gelemiyor, sonuçta babamdı.

Babanız ne işle uğraşırdı?

Ne iş olursa yapardı ama esas mesleği fırıncılıktı. Çok iyi ekmek yapardı. İspir’in bu özelliği meşhurdur.

İstanbul’a ne zaman geldiniz?

  1. sınıfa kadar İspir’de okudum. Sonra Erzurum’a göç ettik. Burada ilkokulu bitirdim. Ardından 1941’de İstanbul’a geldim. 1947’de annem vefat etti. İstanbul’da Süleymaniye’de oturuyorduk. Kendi elimle Edirnekapı’ya defnettim. Ancak şuanda mezarının nerede olduğunu bilmiyorum.

eşref kolçak ile ilgili görsel sonucu

Sultanahmet erkek sanat okuluna gitmişsiniz. Bu kimin kararıydı?

İstanbul’a geldikten bir müddet sonra annem orada okumamı istedi. Babam hiçbir zaman böyle konularla ilgilenmedi.

Peki, ölmeden önce babanızla bu konuları konuştunuz mu?

Annemin ölümünden sonra aileden bütünüyle koptum. Babamla çok nadir görüşür oldum. Ses Tiyatrosu’nda çalışmaya başlamıştım ve tiyatroda yatıp kalkıyordum. Abim kendi çocuklarıyla ve ailesiyle uğraşmaya başlamıştı. Şu kadarını söyleyeyim; eşimi görünce “Allah’ım, ben babamın anneme yaptığını bu kıza yapacaksam bana evlenmeyi nasip etme” dediğimi hatırlıyorum. Babamın üzerimde olumsuz tesiri olmuştur.

Marangozluk, tesviyecilik, dokumacılık ve ayakkabı tamirciliği yapmışsınız. Tüm bunlar size ne öğretti?

Tüm yaptıklarımdan gurur duyuyorum. Sonraki zamanlarda oyunculuk alanında çok yardımı oldu. Yaptığım bu işlerde milimetriğe her zaman dikkat ettim. Bu yüzden zorlanmadım. Bizim çalıştığımız zamanlarda kamera ile oyuncu arasını metre ile ölçerlerdi. Çünkü objektifin netliğini kaçırmamak gerekiyordu. Yapımda da yatkınlık vardır. En ince şeyleri hiç zorlanmadan yapabilirim. Evimdeki aletlerin tümünü ben tamir ederim.

Oyunculukla nasıl tanıştınız?

Eskiden halk evleri vardı ve biz oralara gidip gelirdik. Orada bir tiyatro oyunu seçip prova yapıp oynardık. Ve izlemeye bütün mahalleli gelirdi. Ali Mehmet diye bir arkadaşım vardı, bana gazetedeki ilanı gösterdi. O dönemlerde oyuncu olmak iyi karşılanan bir şey değildi. Buna rağmen biz bütün tehlikeleri göz önüne alarak kalktık gittik. Beni kabul ettiler ancak arkadaşımı kabul etmediler.

Kaç yaşındaydınız?

15 yaşlarımdaydım. 1944 yıllarıydı. Ortaokul ikinci sınıfındaydım. O işe başladıktan sonra okulu bıraktım. Tiyatroda dansçı olarak başladım. Operetler oynardım. Bu arada sinemaya figüran olarak giderdik.

İyi para kazandırıyor muydu?

O dönemlerde günlük iki lira büyük paraydı. Ama o kadar zor şartlarda çalışıyorduk ki biz o parayı aldığımızda ne yapacağımızı bilemezdik. O paraların nasıl gelip gittiğini anlamazdık. Her şeyi kendimiz temin ediyorduk.

Sinemaya ne zaman adım attınız?

1949’da askere gidene kadar ses tiyatrosunda çalıştım. Sonra büyük sanatçı Cahide Sonku hanımefendinin 1947’de çevirdiği “Fedakar Ana” filminde oğlunu oynadım. Sinemaya girişim böyle oldu. İlk başrol 1950’de “Affet beni Allah’ım” filmiyle oldu. Türkiye’de ilk defa dram avantür oynadım. Bu sadece benim değil Türk sinemasının da yükselişe geçtiği dönem oldu.

Bu durum hayatınıza nasıl yansıdı?

Tamamen tiyatrodan koptum. Zaten Ses Tiyatrosu sonradan dağıldı. Bu bize iyi geldi çünkü sinemada büyük bir atılım gerçekleştirmiş olduk. 1918 yılından beri Türkiye’de sinema var. O dönemde sinema şehir tiyatrolarındaki sanatçıların elindeydi.

Sosyal yaşamınız ne zaman değişti?

1954’te evlendikten sonra… Evlenmeden önce herhangi bir sorumluğum yoktu. Çok yoğun çalışıyordum. Sorumsuz bir hayatım vardı.

Babanız sizi hiç izledi mi?

Babam beni ne tiyatroda ne de sinemada izledi. Bırakın desteklemeyi bana çok karşı çıktı, araya adamlar koydu. “Seni evlatlıktan reddederim” dedi.

Oyunculuk hayatınızı kolaylaştırdı mı?

Aksine zorlaştırdı. Karımı bile kaçırmak zorunda kaldım, çünkü artist olduğum için bana kız vermediler. Bu arada Kolçak soyadı bulunan hiçbir akrabam kız istemeye gitmedi hepsi kaçırarak aldı.

Eşinizle mutlu oldunuz mu?

Evet.

Kaç yıl evli kaldınız?

56 yıl.

 

Röportaj: Büşra&Kübra 17 Haziran 2012

Yeni Şafak

gunlukbakis

gunlukbakis

2017 Temmuzunun ikinci yarısında başladığımız yayın hayatımızda, giderek yükselen bir grafik çizme hedefindeyiz....

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: