Hakan Gülsevesen: Camiler özelleştirilsin!


Öncelikle, bir Diyanet imamının yolsuzluklarla ilgili itiraflarını izleyelim…

Şeker fabrikalarının satılacağı haberi üzerine, Cargill denen katil-emperyalist şirket ve tabii halk sağlığı bir kez daha tartışılmaya başladı. Gerçi neyi tartışıyoruz bilmiyorum. Kamuya ait mevcut şeker fabrikaları özelleştirilmese bile, Cargill tüm hazır gıda sektörünü kontrolü altına almış vaziyette. Marketlerdeki tüm tatlı gıdalar, alkollü ve alkolsüz içecekler, pastanelerdeki tüm ürünler… Hepsi bir zehir olan glikoz şurubuyla yapılıyor. Cargill, ABD’ye diyet ödeyen AKP’nin iktidarı altında tüm memleketimizi ele geçirdi…

Tohumda, tabii pazardan aldığımız neredeyse tüm gıdalarda benzer bir durum var. Hayvancılık daha fena. Özellikle yoksul halkın ‘et’ namına yediği tavuklar hakkında duyduklarımız dehşete kapılmamıza yol açıyor…

Anlayacağımız, halk sağlığı üzerindeki tehdit her geçen gün daha büyük ve daha kitlesel bir sorun haline geliyor.

Sağlık demişken… Tüm sağlık sistemi özelleştirildi. Halktan vergi toplayan devlet, kamu sağlığına yatırım yapmak yerine, özel sağlık sistemini destekliyor, kamuya ait hastanelerde hastalardan alınan para miktarı artıyor, ilaçlarda hastalara ödetilen pay büyüyor.

Devletin yerine getirmesi gereken tüm kamu hizmetlerinde durum aynı. Eğitim başta olmak üzere tüm kamu hizmetleri paralı hale getirildi. Elektrik, su zam üstüne zam görüyor. Yollar paralı…

Kamusal alanda para vermeden tek adım atılamıyor. Bir istisnayla. Camiler bedava!..

Bu arada, ‘Diyanet kafası’ da şöyle bir kafadır:

Evet, devletin parasız olarak sağladığı tek ‘kamu hizmeti’ din işleri. O da Sünni mezhebi için… Bir tek camiler bedava. Sadece Sünni mezhebine hizmet veren ve milyarlarca liralık vergiyi emen bir Diyanet İşleri Başkanlığı var. Vergilerimizle sapıkça fetvalar üretiyor. İmamların maaşlarını, inançsız vatandaşlar da, farklı din mensupları da, inançlarını farklı bir biçimde yaşayan Aleviler de ödüyor.

İnançsız ya da farklı inançlara sahip tüm vatandaşların parasını binlerce camiye akıtıyorlar, herkesin parasıyla yeni camiler yapıyorlar, bu camilerin çoğu doğrudan tarikatlara hizmet ediyor, eğitimde de Sünni inancın anlatıldığı imam-hatip okullarını özendirmek için sadece bu okullara para akıtılıyor, diğer kamu okulları için velilerden büyük paralar talep ediliyor…

Camilere büyük paralar gömülürken, imam ve vaizlere de öğretmen ve hemşirelerden fazla maaş ödeniyor. Pratisyen hekimlere yakın bir para… Kim bilir, eğitim ve sağlıktan mahrum ettiği yoksulları bir an evvel gömmek isteyen bir iktidarla muhatap olduğumuzdandır!..

Neyse…

Eğer bu memlekette bir şeyler özelleştirilecekse, önce camiler özelleştirilsin. Bir kere o milyonluk makam araçlarının havada uçuştuğu, sapık fetvalar üretmekten gayrı işe yaramayan Diyanet müessesesi falan toptan kapatılsın. Camilerin bakımını ve imamların geçimini ibadet etmek isteyenler sağlasın. Camilere öyle bedava elektrik, bedava su falan verilmesin…

Sonra… Geçenlerde bir imam açıkça söyledi. Camilere ‘yardım’ diye toplanan paralar iç ediliyormuş. Bunlar sıkı bir biçimde denetlenmeli. Cenaze işlerinde de enteresan işler dönüyor. İmamlar cenaze ve gömülme işlemleri için neredeyse tarifeye bağlanmış ‘bahşiş’ler alıyor. Evlere dua okumalarına, mevlüt toplaşmalarına ‘ekstra’lara gidiyorlar. Bütün lojmanlar satılırken, onların bedava lojmanları var. Ve hepsini biz finanse ediyoruz…

Din ve vicdan hürriyeti olan hiçbir memlekette böyle şey olmaz. O halde, bu memlekette din ve vicdan hürriyeti yoktur!

Akıl da yoktur!

Aklın egemen olduğu bir memlekette millet, “Bana bedava cami, bedava imam verme, bedava ilaç, bedava okul ver” der. Kendi adıma, bunu açıkça talep ediyorum. Camiye gittiğimde parasını vereyim, hastaneye gittiğimde tedavi olmak için para ödemeyeyim. Çocuklarımızın öğrenimi için kamyon yüküyle paraya ihtiyacımız olmasın. Diyanet’in kapatılması ve tüm camilerin özelleştirilmesi halinde, ‘satış’ gelirlerini hiç hesaba katmadan söylüyorum, tüm muayene, tedavi ve ilaç hizmetleri dahil olmak üzere sağlık ve tüm seviyelerdeki eğitim parasız hale gelecektir.

Bu toplum eğitimli ve sağlıklı olmak ile dindar ve kindar olmak arasında bir tercih yapmak durumundadır…

Ve nihayet Adnan Oktar’ın bile Diyanet’e ettiği laflar ortada:

Hayred

gunlukbakis

gunlukbakis

2017 Temmuzunun ikinci yarısında başladığımız yayın hayatımızda, giderek yükselen bir grafik çizme hedefindeyiz....

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: