Hiç kendimiz olduk mu?

Bir yere kadar evet kendimizdik.

Örneğin İnönü nün talimatı ve Hasan Ali Yücel in bakanlığında Köy Enstitüleri kurulmuştu. Şu an olmasa da sürekli halkın gönlünde kalacak olan enstitü, eşit bir eğitim yuvasıydı.

Ülkenin en ücra köşelerinde bile  bulunan, eğitim, spor, drama, müzik le yoğrulmuş nesiller yetiştiriyordu. Fırsat eşitliği sağlıyordu herşey den önce. Daha sonra öğretmen okullarına çevrilip, 1954 Demokrat Parti döneminde kapatıldı.

Eğitimli insanlar artık bunlar için taaa o zamanlarda bile tehlikeli görülmeye başlamıştı. Çünkü köy enstitüleri bir Cumhuriyet projesiydi. (sesimiz çıkmadı)

Sonra zamanla kendi tohumlarımızla ürettiğimiz tarlalarımız köylünün elinden çıkarıldı. Yerli tohum yasaklandı. Oysa tahta kapların içerisine gelecek yılın tohumlarını biriktirir sağlıklı üretimler yapardı çiftçimiz. Gübresinden ilacına, hayvanından yemine kadar bütün üretimimizi dışarıya bağımlı kıldılar. Tarım da öldü, tarla da bitti, hayvancılık çoktan kefene sarıldı. (sesimiz çıkmadı)

Ä°lgili resim

Sermayenin daha da büyümesi, yabancı sermaye ile olan ilişkilerini daha da sıkı fıkı tutması için, AVM kültürünü getirdiler. Artık güzelim kasap köfte yerine ne olduğu belli olmayan mc donalds ların müşterisi olmaya başladık. Irkıyla oynanmış fabrikasyon tavuklar yedirdiler bize gezen köy tavuğunu unutturarak. (sesimiz çıkmadı)

Marka manyağı yaptılar. Kot pantolonun hangi markasını giyeceğine karar veremeyen nesiller türedi birden. İtalyan futbol takımlarına bile forma yapan bir tekstilimiz vardı, yok ettik. Yerli üretim giyim tu kaka olurken, AVM lerde boy boy yabancı marka giyimler yaşantımıza renk kattı. (sesimiz çıkmadı)

Kültürümüzü, eğitimimizi, çiftçimizi, hayvanımızı kıyafetlerimizi, sigaramıza, donumuza kadar neyimiz varsa ulusal ve onların ortağı yerli sermaye ye hizmet adına yok edildiler.

Artık hiç üretmiyoruz. Yerli olarak üretildiğini düşündüklerimizin de bakın iç organları hep dışardan. Altay Tankı en yakın örneği değil mi?

Bütün bunlar yapılırken kendimizi de yok ettik. Milliyetçi söylemlerle Türk, Resim ve pankartlarla Cumhuriyetçi olduk.

Hiç kendimiz olmadık, olamadık. Bölündük parçalandık. Türk olanı bir kenara, Kürt olanı diğer kenara koyduk. Birliştirdiğimizde  ortaya ne çıktı biliyor musunuz. Kürdün Hamidosu Hans, Türkün Coşku nu Coni oldu.

Ahmet, Mehmet, Hamit, Ayşe, Fatma, Cemile olarak isimlerimiz kaldı.

Biz hiç kendimiz olmadık.

 

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: