Hüsnü Mahalli: Koptu kopacak!

Bir yıl olmazsa da son altı ayda Türk, Arap ve dünya medyasında S-400 füzeleriyle ilgili en az 100 haber ve yorum okudum.
Son altı ayda Cumhurbaşkanı Erdoğan, Savunma Bakanı Akar ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun S-400’lerle ilgili en az 50 demeci olmuştur.
Her üçünün ‘Bu iş bitmiştir S-400’leri alıyoruz’ mealinde demeçleri var.
Buna karşın ABD Başkanı Trump bildik tavır ve mimikleriyle ‘S-400’leri alırsanız fena yaparım’ tehditlerine devam etti ve ediyor.
Adam; Rahip Brunson ve NASA çalışanı Serkan Gölge olayında olduğu gibi tehditlerinin işe yaradığını düşünüyor.
Son altı ayda Trump’la Erdoğan en az 10 kez telefonla konuştular.
Trump Ankara’ya gelecekti olmadı.
Erdoğan’ın Beyaz Saray’dan beklediği davet bir türlü gelmedi.
Önceki gün Ruslar ‘Füzeleri iki ay içinde teslim ediyoruz’ dedi.
Yani Temmuz sonuna kadar.
Aynı saatlerde Amerikalılar ‘S-400’lerden vazgeçilmemesi durumunda F-35 uçaklarında eğitim gören ve görecek olan Türk pilotlarının eğitim programını  31 Temmuz itibarıyla  iptal edildiğini’ açıkladılar.
Anlaşılan başka bir numara dönmezse dananın kuyruğu Temmuz sonuna kadar koptu kopacak.
Kıbrıs çıkartması da Temmuz’da olmuştu.
Kim bilir belki o zamana kadar Kıbrıs da karışır.
Kıbrıs olmaz İdlib o da olmaz Fırat’ın doğusu.
Ya Trump; Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve Sudan’ın yeni yönetiminin telkiniyle Müslüman Kardeşleri terör örgütü ilan ederse?
Ya o zamana kadar ekonomik ve mali kriz daha da derinleşirse?
İşte o zaman kuyruk da kurtarmaz danaları?
Bahtımıza ne çıkarsa!
Türkiye, 1974 Kıbrıs çıkartmasından bu yana ilk kez ABD ile ilişkilerinde bu denli ciddi ve karmaşık bir sorunla karşı karşıya kalıyor.
Kissinger’in ‘Türkiye’yi biz çektik Kıbrıs’a’ söyleminden sonra 45 yıl geçti ama aynı Kissinger ve onun kafasındakiler Türkiye’ye çok daha büyük oyun oynamaya hazırlanıyorlar.
Tek cümleyle:
Bu fırsatı onlara son 10 yıllık iç ve dış politikalarıyla AKP verdi.
Özellikle BOP ve Arap Baharı’yla beslenen ve kışkırtılan Siyasal İslamcı heves, kompleks ve saplantılar.
Geldiğiniz nokta ortada.
Çöz çözebilirsen bu düğümü.
Yandaş medyanın tavrıyla ABD dahil hiç kimse umurunuzda değilse o zaman Trump arayınca neden seviniyorsunuz?
Beyaz Saray’dan davet alacağız diye neden heyecanlanıp duruyoruz?
Uluslararası toplantılarda Trump’la tokalaşmak için neden dualar ediyoruz?
Dualarımızın son kez tutup tutmayacağını ay sonu görceğiz.
28-29 Haziran’da Osaka’da yapılacak G-20 zirvesinde bakalım bu kez dananın neresi kopacak?
O zamana kadar Trump kaç twit atar, kaç tehdit savurur bilinmez ama Putin de rahat durmayacaktır.
Başkaları da var.
Gerçi Cumhurbaşkanı Erdoğan bayram günü Kral Selman’ı arayıp konuştu ama adamın medyası en ağırından Erdoğan’a saldırıp duruyor.
Erdoğan Suudi’lerin düşmanı Katar Emiri Temim’in stratejik dost ve müttefiği.
Temim de 9 Temmuz’da Beyaz Saray’da Trump’la oturup konuşacak.
İşe yarar mı bilinmez ama Erdoğan’la arasını bulmaya çalışabilir.
Olur mu olmaz mı bilinmez ama bu işin inada bindiği kesin.
Amerikalıların her zaman oyun oynadığını bilmeyen yok ama Ankara’nın ‘Washington aşkı’ ne olur işte o belli değil.
Ne diyor Serdar Ortaç:
Ben aşkı sensiz de yaşarım
Temmuz akşamı’…
Trump’sız aşk yaşanır mı bilinmez ama abartısız Ankara’nın işi çok ama çok zor.
Erdoğan için daha da zor olan İstanbul seçimleri.
Her yola başvurarak kazanmaya çalışacak ama matematik tersini söylüyor.
İstanbul’da demokratik yara almış bir lider olarak iki süper güç Trump ve Putin arasında kalmak hiç çekilmez.
Kaşıkçı’nın katili Prens Muhammed’in bakışlarını şimdiden görür gibiyim.
Kaşıkçı olayında Erdoğan’ın tavrını unutacak değil.
Osmanlı’ya ayaklanan büyük dedesi Abdullah Bin Suud’un 1818’de yakalanarak İstanbul’a getirilmesi ve İkinci Mahmud tarafından kafasının uçurulmasını ise hiç unutmaz.
Belki de Kaşıkçı’nın kafasını bunun İstanbul’da uçurtmuştur!
Dedesinin yanında İngilizler vardı şimdi arkasında Trump var.

gunlukbakis

gunlukbakis

2017 Temmuzunun ikinci yarısında başladığımız yayın hayatımızda, giderek yükselen bir grafik çizme hedefindeyiz....

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: