Kim bu ÖSO’cular?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı sonrası başlayan Afrin operasyonu sırasında TSK, ÖSO adlı grupla birlikte hareket ediyor. Özellikle AKP ve merkez medyada ÖSO övücülüğü sürerken, ÖSO’nun nasıl bir örgüt olduğunu bir kez daha hatırlatalım…

TSK, üçüncü gününe giren Afrin operasyonunda ÖSO ile birlikte hareket etmeye devam ediyor.

Medyada ÖSO övücülüğü son hızla devam ederken, bu cihatçı örgütün Suriye’de nasıl bir rol üstlendiği ve katliamları unutturulmak isteniyor.

İşte 2016 tarihinde yayınlanmış ÖSO gerçeği;

Batı ve Türkiye medyası tarafından 2011’den bu yana Özgür Suriye Ordusu, özgürlük savaçısı, zalim rejimi yıkmak için direnen gruplar olarak lanse ediliyor.

Cerablus operasyonu sırasında ve sonrasında da bu yönde propagandalar devam ediyor.

Ancak ÖSO’nun geçmişi onun sanıldığı gibi ”özgürlük savaşçılarından” oluşmadığını kanıtlar nitelikte. ÖSO ve ona bağlı irili ufaklı cihatçı grupların 2011’den beri işlediği savaş suçları, katliamlar IŞİD’den hiç de farklı olmadıklarını gösteriyor.

 

Hatta 2012 ve 2013 yıllarında batı ve Türkiye destekli ÖSO’nun IŞİD’le yan yana Suriye hükümeti ve Kürtlere karşı savaştığı, şu an hala El Kaide’nin Suriye kolu olan Nusra Cephesi’yle (ya da yeni ismiyle Şam’ın Fethi Cephesi) beraber Suriye’de hükümet güçlerine karşı Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve Türkiye’nin de desteğiyle operasyonlar düzenlediği bilinen bir gerçek.

Özgür Suriye Ordusu, 29 Temmuz 2011’de Suriye ordusundan ayrılan Albay Riyad Esad tarafından ”Suriye hükümetini devirmek” amacıyla kuruldu.

Temmuz 2012 ve Temmuz 2013 tarihleri arasında yaşanan kötü disiplin ve sürtüşmelerin ardından ÖSO zayıfladı ve diğer El Kaide bağlantılı cihatçı gruplar sahada daha etkin hale gelmeye başladı. Bir müddet sonra ÖSO’ya bağlı gruplar birer birer IŞİD, Nusra Cephesi, Ahrar uş-Şam, İslam Ordusu gibi örgütlenmelere katılacak ya ada onların liderliğindeki operasyon odası ve çatı örgütlerinde yer almaya başlayacaktı. Nitekim eskiden El Kaide’nin Suriye kolu olan Nusra Cephesi’nin (yeni adıyla Şam’ın Fethi Cephesi) ve yine El Kaide bağlantılı olduğu bilenen Ahrar uş-Şam örgütlerinin başını çektiği ”Fetih Ordusu” adlı çatı örgütünde irili ufaklı bir çok ÖSO grubu da yer alıyor.

Türkiye’den giren ÖSO militanları 2013 yılı ortalarında Halep’i
Ürdün üzerinden giren militanlar ise başkent Şam’ı kuşatmıştı.

Emperyalizm destekli vekalet savaşının başlangıcı itibariyle Suriye’nin güneyinden kuzeyine doğusundan batısına faaliyet gösteren tüm ÖSO gruplarının ABD, Avrupa ülkeleri, Türkiye, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri tarafından finanse edildiği ve eğitildiği biliniyor. Ayrıca İsrail’in de ÖSO ve Nusra Cephesi bağlantılı gruplara lojistik ve “insani yardım” desteği verdiği ortaya çıkmıştı.

Nitekim 2013 yılının ortalarında Türkiye’den giren ÖSO militanları 2013 yılı ortalarında Halep’i, Ürdün üzerinden giren militanlar ise başkent Şam’ı kuşatmıştı.

18 Şubat 2012’de Suriyeli Türkmen olan Humus’un Bab Amr bölgesindeki Suriye Hava Kuvvetleri Generali Fayiz Amro, kaçarak Türkiye’ye sığınmıştı. Mart 2012’deyse Humus’un kuzeyindeki Rastan’lı General Adnan Farzat ve diğer iki generalin de Suriye ordusundan ayrılarak Türkiye’ye sığındığı biliniyor. Bunun yanı sıra Suriye’nin değişik kentlerinde ve bölgelerinde çok sayıda general ve istihbarat görevlisinin de Suriye ordusundan ayrılarak ÖSO saflarına katıldığı biliniyor. Türk hükümetinin kendi kaynaklarına dayandırdığı bilgiye göreyse Suriye ordusundan kaçarak ÖSO’da yer alanların sayısı 60 bin civarında.

Haziran 2012’de CNN’in aktardığı bilgiye göre ÖSO’nun toplam militan sayısı 40 binin üzerinde.

2013 yılında Halep’teki Ming Üssü’ne yapılan saldırıda, ÖSO, IŞİD ve Nusra beraber savaşmıştı. Yine 2014 yılında Lazkiye’deki katliamda da IŞİD ile ÖSO yan yanaydı.

Günümüzdeyse ÖSO gruplarının sınır hatlarına uzak olan bölgelerde Türkiye ve Ürdün gibi ülkelerden silah, militan ve lojistik destek sağlayamaması sebebiyle zayıf olduğu hatta Suriye’nin iç kısımlarındaki kentlerde birkaç istisna haricinde ÖSO gruplarının varlık göstermediği rahatlıkla söylenebilir.

2014 yılında Lazkiye’deki katliamda da IŞİD ile öSO yan yanaydı

Süryani Askeri Konseyi’nin Eylül 2014’teki iddiasına göre Ağustos 2014’te bir ÖSO komutanı emri altındaki militanlarla beraber IŞİD’e katıldı. Benzeri bir iddia Kasım 2014’te de Ürdün’den gelmişti.

Rusya Hava Kuvvetleri’nin Suriye’de etkin olmaya başladığı 2015 yılı Eylül ayı sonrasında Suriye sahasında bazı küçük birimler hesaba katılmaksızın 27 etkin ÖSO grubunun ve 35 bin militanın kaldığı belirtildi.Pentagon’dan yetkililer 2013 yılında yaptıkları açıklamada ÖSO içerisindeki aşırı İslamcı grupların her geçen gün büyüdüğünü ve bunların yüzde 50’yi teşkil ettiği iddiasında bulundu.

Alman gazeteci Jürgen Todenhöfer’in 2014 yılının sonlarına doğru IŞİD kontrolündeki topraklarda yaptığı gezi sırasında bir IŞİD’li komutanla yaptığı görüşmede ”ÖSO’nun içerisinde iyi silah tüccarlarının olduğu” ifadeleri yer almıştı. Bunun sonrasında ÖSO’nun batı ülkelerinden edindiği silahları IŞİD ve diğer Selefi İslamcı gruplara sattığı da ifşa edilmiş oldu.

Ekim 2015’te Guardian’da köşe yazarı Dan Glazebrook, batının ÖSO gruplarını ılımlı olarak nitelemesinin bir fanteziden ibaret olduğunu, ÖSO militanlarının sivil, polis ve askerleri keyfi bir şekilde öldürdüğünü, evleri ve okulları yağmaladığını belirtmişti.

Pentagon’dan yetkililer 2013 yılında yaptıkları açıklamada
ÖSO içerisindeki aşırı İslamcı grupların her geçen gün büyüdüğünü
bunların yüzde 50’yi teşkil ettiği iddiasında bulundu.

17 Nisan 2011’de ”muhalifler” emekli general Ebu Hıdır el-Tallavi’yi, oğlunu ve yeğeniyle beraber öldürmüştü.

Emre Köse – Turgut Yıldız – sol Haber

gunlukbakis

gunlukbakis

2017 Temmuzunun ikinci yarısında başladığımız yayın hayatımızda, giderek yükselen bir grafik çizme hedefindeyiz....

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: