Mahmut Alınak: ALAATTİN ÇAKICI’ YA

SANA KIZMIYORUM, ACIYORUM

Ümit ederim ki, bu yazının bir faydası olur sana.

Cezaevinden savurduğun tehditleri okuyunca, kendi katili olan her insan için duyduğum o derin üzüntü tırmaladı içimi.

 “Sen Devlet Bahçeli’ yi ağzına alacak adam mısın?” diye kükrüyorsun HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’ ye. “Bak, beni dinle!”diyorsun. “Ben bu ülkede çok adam bayılttım… Seni bayıltırım ve Türkiye’nin her yerinde, yurtdışına gittiğin zaman da seni mutlaka üç beş kişi ( tetikçi) karşılar.

Talimat verirsem (tetikçilere), Selahattin Demirtaş cezaevinde koridora çıkamaz.”

Bak, Alaattin Çakıcı!

Zehirli düşüncelerle örümceklenen kafan ne kadar alır, bilmiyorum! Ama ben yine de söyleyeyim:

Elde avuçta ne varsa her şeyin paylaşıldığı ilkel toplumlardan sonra, insanlık ne yazık ki, sömürücü sınıfların hegemonyasına girdi.

Ve böylece binlerce yıldır süregelen bir çile başladı.

O sömürücü sınıflar kendi sömürü düzenlerini sürdürebilmek için halkları, zor kullanarak baskı altında tutmanın yanında…

Bir de aşiretçiliği, mezhepçiliği, şoven milliyetçiliği ve din ayrımını körükleyerek, düşünce felcine uğrattılar.  

Bunu yaparken, o vicdansız sömürüleri göze çarpmasın diye de insanları kör cahil bıraktılar.  Çünkü cahil toplulukları yönetmek koyun gütmekten daha da kolaydır.

Ve o cahiller topluluğu ki, hükmedenleri omuzlarında taşırken, birbirlerine karşı da atom bombası kadar tehlikelidirler.

İŞİD’ li çeteler buna sadece bir örnektir.

Cahillik, yani bilinçsizlik, toplumları ve bireyleri bir de kendine katil eder.

İşte sen de kendine o katil edilenlerdensin.

Çileli bir çocukluk geçirdin.

Hayata ve insanlara düşman olarak büyüdün. Topluma hasta bir ruhla katıldığında, pimi çekilmiş bir bomba gibiydin.

Doğanın kanunudur: Çocukluğu sıkıntıyla geçenlerin bazıları ya zalim olurlar ya da âlim… Sen zalim olmayı seçtin.

İstanbul’da etrafına toplayıp tetikçi olarak kullandığın yoksul gençlerle çevreyi haraca kestin.

Acımasızca ölüm emirleri verdin, elini kana buladın. Ruhun öyle hastaydı ki, gözünü kırpmadan en yakınındaki insanları bile kurşunlarla delik deşik ettirdin.

Yaptığın kanunsuzluklar korunsun diye devletle iyi ilişkiler kurdun.

Devlet, giriştiğin karanlık işlere göz yummanın karşılığında seni tetikçi olarak kullandı.

Bir zamanlar devletin gözdesiydin, ama o rüya uzun sürmedi. Devlet seni kullanıp posanı çıkardıktan sonra dört duvar arasına kapattı.

Güvendiğin dağlara kar yağmıştı!

Şimdi yıllardır o dört duvar arasında çürüyüp gidiyorsun.

İyi dinle Alaattin Çakıcı!

Çocukluğunda düzgün bir eğitim alsaydın, şimdi kapatıldığın o kafeste değil, sevenlerinin yüreğinde olurdun.

Eşin ve çocuklarınla birlikte mutlu bir hayat geçirirdin. Şimdiki gibi eli kanlı bir mafya değil, saygın bir insan olurdun.

Gelgelelim bu düzen seni hem kendine, hem de başkalarına katil yaptı.

Sen bu düzenin bir kurbanısın Alaattin Çakıcı!

Sezai Temelli ve Selahattin Demirtaş’ı öldürmekle tehdit ediyorsun.

Bir insani öldürmek nasıl bir duygu, anlamak mümkün değil!

Böyle bir canavarlığın düşüncesi dahi korkunçtur.

Değil bir insanı, bir karıncayı bile öldürmek, hayat boyu sürecek ateşten bir azaptır.

Sen başkalarını öldürürken, aslında bilmeden kendini öldürdün.

Şunu kafana iyice koy Alaattin Çakıcı: Sen ve tetikçilerin başkalarının katili, bu düzen de sizin katilinizdir.

Toz kondurmadığın Devlet Bahçeli de bu düzenin mimarlarından biridir.

Senin yoksul mahalle çocuğu olarak savaş açman gereken güç bu düzendir.

Çünkü sen bu düzenin bir kurbanısın.

Bu nedenle sana kızmıyorum, acıyorum.

Unutma ki, militanlığını yaptığın bu halk düşmanı düzen seni bir suç makinesine dönüştürdü ve diri diri mezara gömdü.

Geceleri başını yastığa koyduğunda, öldürdüğün ve öldürttüğün insanların çığlıkları arasında bir de bunları düşün!

gunlukbakis

gunlukbakis

2017 Temmuzunun ikinci yarısında başladığımız yayın hayatımızda, giderek yükselen bir grafik çizme hedefindeyiz....

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: