Mahmut Alınak: MARGRİT, DÜNYAYA IŞIK SAÇAN KADIN

MARGRİT, DÜNYAYA IŞIK SAÇAN KADIN

İyilik bazı insanların herhalde doğasında var.

Margrit gibi melek kalplidirler, hayata ışık saçarlar.

O kadar iyidirler ki, başkalarını kendilerinden daha fazla düşünürler. Başkalarının acıları bir alev gibi dağlar yüreklerini. Onlarla mutlu olur, onlarla dertlenirler.

Dünyanın tüm zenginliklerini de verseniz, bir çocuğun yüzünde çiçek açan şen bir kahkaha kadar mutlu etmez onları.

Gönül kapıları lükse ve şatafata kapalıdır, ihtiyaç fazlası parayı ağır bir yük, mutluluğun ve neşenin ayağına vurulmuş bir pranga olarak görürler.

Margrit seksen üç yaşında pırıl pırıl bir kadın… İsviçre’ nin Alman kantonundaki evinde tek başına yaşıyor.

Onu İsviçre’de yaşayan bir kadın arkadaşım telefonda anlattı.

Arkadaşım haftanın bazı günleri Margrit’ e gidip yalnızlığını paylaşıyor, alışverişinde ona yardım ediyor.

Geçenlerde yakındaki bir manava elma almaya gitmişler.

“Kaç gündür elma yemedim,” demiş Margrit.

Manav tezgâhında çeşit çeşit ithal elmalar varken, Margrit İsviçre alması istemiş. Ne  var ki o sırada İsviçre elması yokmuş.

Margrit, “Ziyanı yok, İsviçre elması geldiğinde alırız,” demiş ve elma almadan eve dönmüşler.

Manavda tombul yanakları ile mücevher gibi ışıldayan ithal elmalar varken, Margrit’in onlara burun kıvırması ve İsviçre elmalarında ısrar edişi arkadaşımın aklını karıştırmış.

“Margrit yoksa bir ırkçı mı?” diye içinde bir şüphe uyanmış. Yol boyunca bu şüpheyle boğuşup durmuş.

ELMALARI FAKİR ÇOCUKLAR YESİN

Eve yaklaşınca biraz da çekinerek, “Margrit,”demiş, “Manavda iştah kabartan onca elma varken, neden İsviçre elmasında direttin?”

Margrit iyilikle parıldayan ela gözlerini ufuktaki kar beyazı bulutlarda gezdirirken…

Acıtan bir sesle, “O elmaları fakir ülkelerin çocukları yemeli!” demiş.

Arkadaşımın ağzını açıkta bırakan konuşmasına şu sözlerle devam etmiş:

“Fakir ülkeler elmalarını satabilmek için en iyilerini toplayıp bize gönderiyorlar. Kendi halklarına ve çocuklarına ise kötüleri kalıyor. Biz bu ithal elmaları protesto edip yemezsek, o ülkeler bize satamayacak, böylece bu güzel elmaları fakir çocuklar yiyecek!”

Arkadaşım, “Margrit’in bu duyarlılığı karşısında perişan oldum, dilim tutuldu; söyleyecek söz bulamadım,” dedi.

Ya ben?

Ben oturduğum sandalyeye çakılıp kaldım.

Margrit’in saçtığı ışık dalga dalga yayılarak Kars’ ta gözlerimi kamaştırdı, o altın kalpli kadının önünde minnet ve saygıyla eğildim.

Çıkarlarını her şeyin üstünde tutan insan kılıklı tipler gözümde daha da küçülerek böcekleştiler.

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: