Mahmut Alınak yazdı: BİZİM GANDHİ’LERİMİZ

alinakavdo@gmail.com

Daha önce de yazmıştım…

Siyasi bir makale kendini sadece eleştiri ile sınırlıyor ve bir çözüm önermiyorsa, sonuçta bir dedikodu yazısı olur.

 Gideceği yer çöp sepetidir.

Çünkü siyasi makale yazmak iddialı bir iştir, ufuk açıcı olmalıdır.

Şimdi yazacağım yazı gibi, ben de bazen çöpe gidecek yazılar yazıyorum.

Çünkü yüreğim dağlanıyor, kendimi yazmaktan alıkoyamıyorum.

Gönül nasıl sussun ki?

Tayyip Edoğan’ ın parmak sallamadığı kimse neredeyse yok. Engel tanımıyor, her önüne geleni tehdit ediyor, dört bir tarafa hakaretler yağdırıyor.

Devlet gücünü halka karşı bir terör sopası olarak kullanıyor.

Bu koca coğrafyayı, korkuya baş eğen bir esir kampına dönüştürmek istiyor.

İstiyor ki, herkes, Yüce Hünkârım,” diyerek önünde yerlere kadar eğilsin, iki dudağının arasından çıkan her söz tanrısal bir emir olarak kabul edilsin.

Toplumu öyle bir korku çemberine aldı ki, bir zamanlar aslanlar gibi kükreyen o eski genelkurmay başkanı İlker Başbuğ bile, başına bir çorap örülecek diye yaprak gibi titriyor.

Gazetecilerin Efrin’ le ilgili sordukları bir soruya cevap verdiğine bin pişman oldu.

Tayyip Erdoğan, “Haddi değil, gerekli cevabı alacak,” deyince…

İlker Başbuğ, “…Sayın Cumhurbaşkanı’ nın bu sözüyle, bugüne kadar uğradığımız haksızlıklara yeni bir haksızlığın daha ilave edilebileceğinin kastedildiğini değerlendirmek istemiyorum,” diyerek, nasıl bir korkuyla sarıldığını soğuk terler dökerek itiraf etti.

Bir HDP milletvekili, polis müdürü izin vermeyince dışarıda basın açıklaması yapamadı.

Milletvekili bu haldeyse ve onun partisi de bu durumu bir onur sorununa dönüştürmüyorsa, halk ne yapsın?

Yine yazmıştım; AKP, önünde dağ gibi biriken sorunlardan bir tekini bile çözmemiş, bu nedenle yönetme hak ve meşruiyetini tamamen kaybetmiş bir partidir.

Tam da bu nedenle siyaset sahnesinden silinmesi gerekirken, kamuoyu araştırmalarında hâlâ birinci parti olması şaşırtıcıdır.

Bu kabul edilemez durumdan halk değil, muhalefet diye ortalıkta gezinen partiler sorumludur.

Meclisteki sözde muhalefet partilerinin halka sahip çıkmalarından vazgeçtik…

Kendi milletvekillerine, belediye başkanlarına ve halkın emanet ettiği belediyelere bile sahip çıkmadılar.

Oysa görevlerini layıkıyla yerine getirmiş olsalardı, AKP çoktan gitmiş olurdu.

Demokrasi makyajlı AKP faşist diktatörlüğü halk için, bizler için ağır bir hakaret, küfür ve aşağılamadır.

Vicdan buna isyan ediyor.

Tayyip Erdoğan’ ı bindiği savaş atından aşağı indirecek ve bu AKP faşizmini durduracak bir Mahatma Gandhi’ ye ihtiyacımız var.

Dünya sivil siyasetinin sembol ismi Gandhi, şerefle yattığı mezarından çıkıp imdadımıza koşmayacağına göre…

Bize gökten mi bir Gandhi inecek?

Bana göre başka bir yerde aramaya gerek yok…

Muhalif siyasi partilerde Gandhi çapında bir değil, onlarca kadın ve erkek var.

Onlar ki, mücadelenin kızgın ateşinde yanmayı göze alacak kaya sağlamlığında dava insanıdırlar.

“Peki, bunlar nerede, neden ortaya çıkmazlar?” diyeceksiniz.

Bizim Gandhi’lerimizin yolları, içinde yer aldıkları siyasi hareketlerin POLİTBÜRO’ ları tarafından kesilmiş!

Ne yazık ki bunun kârı AKP’ ye, zararı ise halkadır.

Önümüze düşecek ve AKP diktatörlüğüne karşı kale gibi dikilecek…

O kadın ve erkek Gandhi’ lerimizi ümitle bekleyeceğiz.

Yoksa bu kartondan muhalefet, bizi o bitmek bilmeyen SEÇİM MASALLARI ile OYALAMAYA…

Havanda su dövdürmeye devam edecek.

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: