Mehmet Metiner isim vermeden Gül ü suçladı: Darbecilerin siyasi iti

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ün 696 sayılı KHK yı eleştirip, “hukuk diliyle bağdaşmayan muğlaklık, hukuk devleti açısından kaygı vericidir” açıklamasının ardından, gerek AKP ve gerekse havuz medyası tarafından eleştiri yağmuruna tutulması, Star gazetesinde yazan Mehmet Metiner ile devam ediyor.

AKP de  zamanla çatlaklara neden olabilecek Abdullah Gül ün çıkışının iktidar içerisinde yarattığı huzursuzluk belirgin bir şekilde görülüyor.

Mehmet Metiner kendisine göre 15 temmuz darbecilerini suçlarken, 696 sayılı KHK ya karşı çıkanları darbeci ve Fetö cü olarak suçlarken, isim vermeden Abdullah Gül için “varsın o darbecilerin siyasi itleri ürümeye devam etsinler” dedi.

Mehmet Metiner in ‘Devamı’nı merak edenlere: Darbeci teröristlere gül dağıtanlardan olmayız! başlıklı yazısı şöyle:

15 Temmuz gecesi asker kılığındaki FETÖ’cü teröristler darbe girişiminde bulundu mu?

Bulundu.

Hem de en alçakça ve hunharca bir katliam eşliğinde.

Halkın üstüne ölüm yağdıran bu darbeci teröristler başarılı olmuş olsaydı ne olacaktı?

Demokrasi rafa kaldırılacak, hukuk ayaklar altına alınacaktı.

Darbe yönetimine direnenler hunharca katledilecekti.

Başta ABD ve AB olmak üzere “demokratik dünya“ bu darbe rejimini destekleyecekti.

Bugün “demokrasi, adalet, hukuk!” diye ortalığa dökülenler bu darbecilerin yanında duracaklardı.

Bakmayın onların “darbeye karşıyız!” demelerine.

Onlar düpedüz darbecilerle aynı familyaya mensupturlar.

Darbe başarılı olmuş olsaydı diyecekleri şu olacaktı: “Erdoğan, kurduğu diktatörlük rejimiyle darbeyi kaçınılmaz kıldı.”

Erdoğan’ı bu aşağılık güruh 15 Temmuz’dan önce “iç savaş” ve “darbe” ile tehdit edip durmamış mıydı?

Erdoğan’ı Menderes’in akıbetiyle korkutanlar bunlar değil miydi?

Kimlerin Temmuz’dan sonra ülkede çok şeylerin değişeceğini “Yurtta sulh” sloganının arkasına sığınarak seslendirdiğini unutmadık elbet.

Şimdi bu güruh hep bir ağızdan darbe girişimini imanıyla ve cesaretiyle akamete uğratan sivil vatandaşlarımız için KHK ile öngörülen idari, mali ve yargısal muafiyet üzerinden “demokrasi, adalet ve hukuk!” adına bir şer cephesi oluşturmaya çalışıyor.

Daha önceki KHK’larda kamu görevlileri için getirilen “muafiyet” için sesini çıkartmayan bu güruhun aynı hakkın sivil vatandaşlarımıza tanınması karşısında sergiledikleri direniş düpedüz darbe yoldaşlığı anlamına gelir.

FETÖ’nün siyasi ayağını oluşturan bir siyasi liderin 15 Temmuz’da “başı kesilerek öldürülen asker!” yalanı üzerinden “hesap soracağız!” naraları atması kendisine biçilen rolle alakalıdır.

Aynı siyasi liderin, “Asker emir komuta zinciri içinde hareket etmişse ne kabahati vardır!” diyerek darbecilere arka çıkması, kendisine verilen yeni rolün nasıl pervasız olacağına işarettir.

Diyelim ki asker bir üstü olan üsteğmenden emir alıp darbeye karıştığı için suçsuz sayılsın.

Peki ya o üsteğmen de kalkıp “Ben askerim, bir üstüm olan subaydan emir aldım, ne suçum var!” derse ne olacak?

Onun bir üstü albayını, albay bir üstü olan generali, general ise kendisinden daha kıdemli olan üst komutanından emir aldığını söylerse bu durumda darbeci/suçlu diye kim yargılanacak?

FETÖ’nün siyasi ayağını oluşturan zat bu mantığıyla aslında kendisinin nasıl bir “emir kulu” olduğunu gösteriyor.

***

Darbeye kahramanca direnen halkı başlarına taç etmek yerine korkutmayı tercih edenler bilerek KHK’daki ifadeleri çarpıtma yoluna gidiyorlar.

Kafasında “hinlik ve muğlaklık” olanlar KHK’da muğlaklık olduğunu söylüyorlar.

Ne yani, 15 Temmuz ve devamındaki 16 Temmuz’da yanıbaşındaki kardeşini, bacısını ve gencecik evladını hunharca öldüren o teröristlere bir de gül mü dağıtacaktı halkımız?

Gül dağıtanlarla yol arkadaşlığını pek seversiniz, biliriz…

Lakin bilesiniz ki bizim zalimlere ve katil sürülerine dağıtacağımız güllerimiz yok.

Biz bir yanağına vurulduğunda öbür yanağını çevirenlerden değiliz.

Ne zalimlere gül dağıtırız ne de gülücük.

Şahsi ikbalimiz için onlara göz kırpmayı, onlarla ağız birliği etmeyi veya onlarla aynı safa düşmeyi zül addederiz.

KHK gayet açık.

KHK münhasıran 15 Temmuz ve devamı olan 16 Temmuz’u kapsamaktadır.

Hep bir ağızdan “devamı” ibaresi üzerinden maraza çıkartanlara soruyorum: Diyelim ki yeni bir 15 Temmuz oldu. Halkımız direnmesin mi?

“Dirensinler ama hukuk içinde kalsınlar!” mı dediniz?

Karşınızda ölüm kusan silahlarını size doğrultmuş darbeci teröristlere “bir fiske bile kondurmayın, zinhar bir tokat bile indirmeyin ha, sonra hesap sorulur sizden!” demeye getirenler bal gibi darbe yanlısıdırlar.

Onlara kızmıyorum, zira onlar kendilerine verilen rolü oynuyorlar.

Lakin bizim mahalledeki kimi eski siyasetçilerin ve yazarların FETÖ’nün siyasi parti ve ayaklarıyla aynı telden çalmaları hem üzücü hem düşündürücü değil mi?

Herkes kendi rolünü oynuyor ve saflar giderek netleşiyor.

“Devamı”nı merak edenlere cevabımdır: 15 Temmuz’un devamında yeni 15 Temmuz’lar gelirse halkımızın darbeci teröristlere karşı şanlı direnişi devam eder.

Varsın o darbeci teröristlerin “siyasi itler”i ürümeye devam etsinler.

Ama biz asla darbeci teröristlere gül dağıtanlardan olmayız!

 

gunlukbakis

gunlukbakis

2017 Temmuzunun ikinci yarısında başladığımız yayın hayatımızda, giderek yükselen bir grafik çizme hedefindeyiz....

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: