Nafaka alan kadınlar konuşuyor: Biz Şeyma Subaşı değiliz, o paralarla çocuklarımızı büyütüyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “100 Günlük Eylem Planı”nda yer alan nafaka düzenlemesi ile ilgili tartışmalar devam ediyor.

Kadınların, nafaka almak için boşandıkları, ancak geçimlik düzeyde olan nafaka için çalışmaktan feragat ettikleri ya da sırf bu nedenle yeniden evlenmekten kaçındıkları iddialarıyla gündeme gelen düzenlemenin içeriği henüz netleşmedi.

Ancak nafaka konusunun özellikle süre kısıtı getirilmesi kapsamında tartışıldığı ve düzenlemeyle nafaka ödemesine hükmedilen tarafın mahkemeye başvurarak nafakanın kaldırılmasını talep edebileceği ifade ediliyor.

boşanmış çocuklu kadın ile ilgili görsel sonucu

Boşanma sonrası doğan haklarını kullanarak, nafaka aldığı için ‘para uğruna yuvasını yıkan’ tanımına maruz kalan kadınlarla konuştuk. Boşanma hikâyelerini, nafakayı hangi şartlarından ötürü aldıklarını, nafakanın geçinmeleri için yeterli olup olmadığını birinci ağızdan dinledik.

39 yaşındaki Zeynep K. ve eşi üç buçuk yıl önce fikir ayrılıkları olduğu için ayrılmışlar. Boşandığı sırada 3,5 yaşında olan oğlu şimdi 7 yaşında.

Zeynep K. eşiyle evlendiğinde 27 yaşında reklamcılık sektöründe çalışan bir kadındı. Ancak çocuğa bakacak kimsesi olmadığı için doğumdan sonra işi bırakmak zorunda kaldı. Nafaka düzenlemesine tepkisini kendi yaşadıklarıyla şöyle anlatıyor:

“Herkes nafaka sözcüğünü duyunca Şeyma Subaşı gibi örnekleri düşünüyor galiba! Benim aldığım nafaka ancak oğlumun okul masraflarını ve bir fatura ödüyor, o da doğal gaz faturası bile değil.

Çocuğumun bebeklik döneminde bakacak kimsemiz yoktu. Eski eşimin yerine sorumluluk alarak kariyerimi bıraktım ortak sorumluluğumuz için. Oğlum biraz büyüyünce işime geri dönerim diye düşünüyordum. Ama o üç buçuk yaşındayken boşandık.

Bu gibi durumlarda nafaka kadar adil ne olabilir ki? Reklamcılık sektöründe çalışıyordum, piyasanın sürekli yenilendiği, uzak kaldığında tekrar girmenin zor olduğu bir sektör biliyorsunuz ki.

Oğlum kreşe başladığından beri arasam da iki yıldır hala aynı pozisyonda bir iş bulamadım.”

20 yaşında evlenen Ceren T. ise nafakanın hakkı olduğunu söyleyerek kendi hikâyesini ve neden nafakaya mecbur kaldığını şu sözlerle anlatıyor:

“Beş yıllık evliliğimiz boyunca psikolojik şiddete maruz kaldım. Beni defalarca aldattı hatta en yakın arkadaşlarımla bile. Çocuğum vardı fakat ekonomik özgürlüğüm yoktu. O yüzden boşanamadım ve onu her defasında affettim. Aşırı kıskançlıktan sinir krizleri geçirirdi. En yakın arkadaşıyla onu aldattığımı düşünüp sinir krizi geçirdi ve beni dövdü. Ailemin ve arkadaşlarımın desteği ile 2 yıl süren dava sonucunda boşandık.”

İki yıldır çocuğunun masrafları için aylık 500 lira nafaka aldığını söyleyen Ceren T. şöyle devam ediyor:

“Boşanma sonrası ailemin yanına taşındım. Maaşım asgari ücret ve bir özel eğitim okulunda yemek yapıyorum.

Nafakayı düzenli ödemediği için hatta düzenli ödediği aylarda da ‘parayı dışarda kimlerle yiyorsun ödemeyeceğim artık’ diye tehditler aldığım için çok da bir katkısı yok. Ancak ödediği aylarda çocuğuma daha iyi imkânlar sunabiliyorum. Okul masraflarına katkı, sosyal gelişimine katkı sunacak etkinlikler ve kurslara yazdırıyorum.

Eğer bunu alamazsam asgari ücretimle sadece çocuğumun okul taksitini ödeyebilir duruma geleceğim. Hiçbir etkinliğe götüremeyip başka masraflarını karşılayamadıkça çocuğum manevi açıdan oldukça zarar görecek. Ayrıca çocuğun tüm bakımı zaten annedeyken babanın yaptığı bir para vererek sorumluluktan kaçmakken parayı da versin bari.”

45 yaşındaki Gülcan B. Rize’de yaşıyor. Dört tane erkek çocuğu var. Eşinin kendisini aldattığını öğrenince boşanma davası açıyor. Ancak ailelerin araya girmesiyle uzayan süreç bir yılın sonunda boşanmayla sonuçlanıyor.

Gülcan B. 18 yaşına bastığı gün evlendirilmiş. “Okutmadılar, elim ekmek tutmasın istediler. Nafaka almak benim suçum mu” diye soruyor ve şöyle anlatıyor öyküsünü:

“Kocam benden 10 yaş büyüktü. 19 yaşında ilk oğlumu verdiler kucağıma. Bizim buralarda baba evinden gelinlikle çıkan ancak kefenle geri gelir derler. İtaat etmezsen benim gibi dört oğlunla yapayalnız kalırsın. Yetmezmiş gibi işe gireyim kendi emeğimle çocuklarımı büyüteyim desen adını olmadık yerlerde anarlar.”

Aldatıldığını hep bildiğini söylüyor Gülcan B.:

“Beni aldattığını hep biliyordum da gözümün önünde kadınla konuşmaya başlayınca dayanamadım, açtım davayı. İyi de para kazanıyordu ama çocuklarla ben ne hikmetse hiç göremezdik o parayı.

Yedi yıl oldu boşanalı. Nafaka verdi devlet bana. Hak etmişim. Ama dört çocuk var yetemedim. Girdim bir çay bahçesinde çalışmaya başladım. Anne baba zaten tarafıma bakmıyor. Başkaları da hep yüz çevirir olmuş. Kafamı dik tuttum hep. Çocuklarımın başını eğdirmedim para için.

O adamdan aldığıma ben bir gün el sürmedim. Hepsini çocuklara harcadım. Onun verdiği yetmediği için ben onca söze razı geldim. Şimdi utanmadan onu da alacağız diyorlar.”

Eser M. 35 yaşında. 30 yaşında evlendiği eşiyle bir yıl önce anlaşmalı olarak boşanmışlar. İki yaşında bir kızı var ve velayeti annede.

Eser M. ekonomik özgürlüğü olduğunu ancak boşanma esnasında kızı daha çok küçük olduğu için iştirak nafakasının (çocuğa verilen nafaka) yanı sıra yoksulluk nafakasının da boşanma protokolünde yer almasını istemiş.

Anlaşmalı protokol üzerinden boşanmayı gerçekleştiren Eser Y. tek celsede işlemin bittiğini ancak neredeyse her ay mahkemeye gittiğini söylüyor:

“Kızımız doğduktan sonra tavırlarında değişiklik oldu ve bu beni çok rahatsız ettiği için devam etmek istemedim. İyi bir muhasebeciydim ve işime de devam edebilirdim ancak bazı yükümlülükleri tek başıma alıyorsam bazı hakları da almam gerekiyor diye düşündüğüm için nafakayı protokolde geçirdim. Kaldı ki eski eşim bunu karşılamakta zorlanmazdı.

Kızım büyüyene kadar onunla kalmam en doğrusu olduğu için para kazanamıyordum ve elbette geçinmek için bu paraya ihtiyacım vardı. Fakat kendisi boşanmamızın üzerinden beş ay geçmesinin ardından neredeyse her ay mahkemeye başvurarak benim meslek sahibi olduğumu, nafakanın hak edilmemiş kazanç olduğunu söyledi.

Avukatım anlaşmalı boşanma olduğu için işe başlamadığım sürece bu başvuruların sonuçsuz kalacağını söylüyor. Ama bu süreçte kızımla kendi hayatımızı yaşamamız oldukça zor.”

Avukat Melike Polat nafaka hakkına dair yapılması planlanan değişikliği ve nafaka veren erkeklerin yorumlarını şöyle değerlendiriyor:

“Medeni Kanun’daki boşanma ve nafakayla ilgili düzenlemelerle 6284 sayılı kanuna yönelik saldırılar hep aynı dönemde gündem oluyor. ‘Nafaka erkekleri mağdur ediyor’ ve ‘6284’teki koruma tedbirleri aileyi yıkıyor’ cümleleri kadınların devam eden mağduriyetlerini sürekli hale getiren beyanlar.

“Nafaka zaten belli koşullarda gerçekleşen bir hak. Abartıldığı gibi ‘Hayatımız boyunca biz bunu neden ödüyoruz’ ifadelerinin bir gerçekliği yok. Medeni Kanun’da bu çok açık bir şekilde düzenlenir.

“Türkiye’de çalışan kadın oranına bakıldığında kadının kendi ekonomik bağımsızlığını sağlayamaması, çocuk varsa ve küçükse velayetinin anneye verilmesi maalesef kendisi ve çocuğunun hayatını geçindirebilmesi eski kocanın verdiği nafakaya bağlı.”

Usulü şöyle anlatıyor Av. Polat:

“Çocuğa verilen iştirak nafakası mahkemelerde teamül olarak babanın kendi kazandığı para üzerinden dörtte biri ile dörtte üçü arasında belirleniyor. Burada en yüksek bin lira verildiğini düşünürseniz ekonomik bağımsızlığı olmayan bir kadının kendisi ve çocuğu için bin lirayla bir hayat kurması mümkün değil. Hem okul masrafları, hem evin masrafları kadının boynuna yükleniyor.

Aslında burada denilen ‘Biz bunu ortadan kaldıralım sen de hayatın boyunca boşanma ve yaşadığına mahkum ol’. Dolayısıyla ekonomik başarı üzerinden kadına mutsuz ve kötü bir hayat dayatılıyor. Nafakanın ortadan kalkması durumunda da kadın güvencesiz işlere muhtaç kalacak.”

Nafaka hakkı boşanma durumunda ortaya çıkan sonuçlardan biri. Medeni Kanun Madde 175 uyarınca nafaka, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa ödeniyor.

Nafaka, bakım nafakası ve yardım nafakası olmak üzere ikiye ayrılıyor. Bakım nafakası; tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakasından oluşuyor.

Anayasa Mahkemesi 17.05.2012 tarih, 2011\ 136 E. ve 2012\ 72 K. sayılı kararında: “Yoksulluk nafakasının özünde ahlaki değerler ve sosyal yardımlaşma düşüncesi yer almaktadır” sözleriyle yoksulluk nafakasının sebebini anlatıyor.

Madde 175 metninde nafakanın mutlaka süresiz verileceği düzenlenmiyor. Takip eden Madde 176 ile de nafakanın sonlandırılacağı haller sayılıyor. Kadının iş bulması, yeniden evlenmesi ve\veya yoksulluk durumunun ortadan kalkması ile nafaka kaldırılabilir.

Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafaka miktarının artırılması veya azaltılmasına karar verilebiliyor.

Anlaşmalı boşanmalarda ise tarafların boşanmanın tüm sonuçlarında uzlaşması esas olarak alınır.

Anlaşmalı boşanmada yoksulluk nafakası, eşlerin hazırlanacak olan ‘anlaşmalı boşanma sözleşmesi’ içerisinde beyanları ile uzlaşma zeminine yer veriliyor. Taraflar, anlaşmalı boşanmada nafaka ödeme konusunda ve nafakanın miktarında uzlaştıklarını, aynı zamanda nafakanın uzlaşma şartlarını anlaşmalı boşanma protokolü içerisinde beyan ediyorlar. Hakim yoksulluk nafakası konusunda protokole uygun şekilde boşanmayı onaylar.

Ocak 2016’da TBMM bünyesinde “Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi İçin Meclis Araştırması Komisyonu” kuruldu.

476 sayfalık raporda şu başlıklar öne çıkmıştı:

  • Çocuk yaşta zorla evliliklerin teşviki,
  • Çocuk istismarcılarına af,
  • Tecavüzcü ile evlendirme,
  • Kadının ev içi emeğinden kaynaklanan miras hakkını elinden alma,
  • Erkeklerin boşanmasını kolaylaştırma,
  • Boşanmak isteyen kadını ise (nafakasını evlilik süresine bağlayarak nafakasız bırakma tehdidi ve “aile arabulucuları” gibi yöntemlerle) boşanmaktan vazgeçirme.

Ahval

gunlukbakis

gunlukbakis

2017 Temmuzunun ikinci yarısında başladığımız yayın hayatımızda, giderek yükselen bir grafik çizme hedefindeyiz....

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: