Ölümlerden oy devşirmek

Yapılan anketler iktidarın savaş ve ölümlerden umduğu oy patlamasını sağlayamadığını ortaya koyuyor. 15 günlük savaşın getirisinin ancak yarım puan olduğu ileri sürülüyor.

Önceki gün Erdoğan’ın bir toplantıda yaptığı konuşmayı dinlerken kanımın donduğunu hissettim.

Erdoğan, Afrin’deki kayıplara değindikten hemen sonra 2019 seçimlerini hatırlatarak, “Sandıklar öyle bir patlamalı ki bunlar ne olduklarına pişman olmalılar” deyince “İnsaf” diye haykırdım.

Bunca yıllık gazeteciliğim boyunca bu işi bu kadar rahatça, fütursuzca ve hatta pişkince yapan bir politikacıya rastlamadım.

Bazı okurlarımın, “Ölümlerden, şehitlerden oy devşirmek ne kelime, Erdoğan kişisel bekası için savaş çıkartıyor” dediklerini duyar gibiyim.

Erdoğan bir süredir bu ‘şehitler, şehitlik’ hamasi edebiyatı üzerinden çatışmalarda, savaşta yaşamını yitiren gençlerin ölü bedenleri üzerinden siyaset yapıyor.

Şehit cenazelerine katılıyor. Şehit tabutlarına elini, kolunu dayayarak siyasi nutuklar atıyor, seçim kampanyaları yürütüyor.

Geçenlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şemdinli’de yaşamını yitiren Başkomiser Ahmet Çamur’un Trabzon Çaykara’daki cenaze törenine katıldı. Buradaki konuşması sırasında çekilen bir fotoğraf ise sosyal medyada büyük tepkiye neden oldu. Erdoğan tabutun yanı başında adeta seçim kampanyasını başlatan siyasi ağırlıklı bir konuşma yaptı. Bu arada, her zamanki gibi ölümleri överek şehitliğin, peygamberlikten sonra en yüce makam olduğunu belirtti ve, “Makamların yücesi böyle bir makama Ahmet kardeşimiz ulaşmış durumda” dedi.

CENAZE TÖRENLERİNDE SİYASİ NUTUK

Gördüğü tepkileri değil, devşirebileceği oyları hesaba katan Erdoğan, birkaç gün sonra Afrin savaşında ölen ilk askeri personel olan Astsubay Musa Özalkan için Ankara’da düzenlenen cenaze törenine katılarak aynı şeyi yaptı.

Cenaze namazının ardından ölen askerin tabutuna elini dayayarak adeta siyasi bir nutuk attı. Cenaze törenine siyaset karıştırarak ölümden, ölen askerin ölü bedeninden oy devşirme çabasına girişti.

Böylece, başlattığı Afrin savaşının kendisine göre ‘zafer’ sayılan sonuçlarını siyasal amaçları için alabildiğince kullanacağının açık mesajını vermiş oldu.

Zaten bir süredir camiler AKP’nin siyasi faaliyetlerinin köylerdeki, mahallelerdeki merkezi olarak kullanılıyor. Şimdi Erdoğan’ın bu yaklaşımı ile savaşta ölen gençlerin de oy devşirme vesilesi olarak değerlendirilmesinin yolu açılmış oldu. Camilerde yapılan dini törenler ise AKP’nin seçim mitingi olarak değerlendirilmeye başlandı.

“Bunlar ilk defa olmuyor. AKP liderleri bunu hep yapıyor” diyeceksiniz.

Doğru. AKP hep şiddetten, katliamlardan, yıkımlardan ve yaratılan korku havasından nemalandı.

Bu, aslında Türk Devletinin oldum olası uyguladığı bir politika.

Devletin gücünü, şiddetini göstererek yığınları, halkları, devlete kayıtsız şartsız biat etmemiş kesimleri yıldırmak, korkutmak, sindirmek ve duruma göre ezmek.

Kısa dönemlerde hep başarılı olmuş, ama daha sonra hep ters tepmiş bir politika bu.

Yakın geçmişte bu politikanın en vahim ve kanlı örneklerini gördük.

AKP’nin, 7 Haziran seçimlerinden sonra yaratılan şiddet ortamında patlatılan bombalardan, yüzlerce masum insanın katledilmesinden nasıl yararlandığına, oy devşirmeye çalıştığına tanık olduk.

DAVUTOĞLU: SALDIRI SONRASI OYLARIMIZ ARTIYOR

Bunun en somut örneğini 10 Ekim 2015’de Ankara’da gerçekleştirilen kanlı saldırı sonrasında yaşadık. 110 barışseverin yaşamını yitirdiği bu bombalama olayından birkaç gün sonra, o tarihte Başbakan olan Ahmet Davutoğlu, “Ankara saldırılarının ardından yapılan bir anket ve sonuçları var mı?” şeklindeki soruya şu yanıtı vermişti;

“Şimdi, anketler geliyor… Şimdi Ankara’daki terör saldırısı sonrasında anket yaptık ve kamuoyunun nabzını tutuyoruz, oylarımızda bir yükseliş trendi var. Birçok anket var… Saldırıdan sonra da yüzde 44 bandına doğru yükselme trendi devam ediyor. Önemli olan burada bizim hedefimiz Ak Parti’nin tek başına iktidarı getirecek sonucu elde etmesi. A Planı itibariyle tek başına iktidardayız.”

Daha sonra CHP Milletvekili Eren Erdem, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bu açıklamasını TBMM gündemine taşıyarak şu soruları yöneltti:

“Türkiye tarihinde yaşanan en büyük katliamdan sonra anket şirketlerine oy oranlarını araştırmaya yönelik talimat vermeniz siyasi etik açısından doğru mudur?

Geçtiğimiz günlerde açıkladığımız belgelerde yer alan Emniyet ve MİT’in Ankara Katliamı’nın faillerini takip ettiği halde bilerek olayı önlememesinin gerekçesi oy beklentisi midir?

Eylem yapmadan canlı bombaların tutuklanmamasının gerekçesi patlamanın yaratacağı oy artışı mıdır?

Anket sonuçlarına göre farklı şehirlerde de canlı bomba eylemlerine yönelik istihbarat ve uyarılar görmezden gelinip yok sayılacak mıdır?

Anket sonuçlarına göre daha kaç bomba patlayacaktır?”

Erdem’in sorduğu sorulardan bence en ilginç olanı son sorudur ve meselenin aslı bu sorunun içindedir.

AKP 7 Haziran’da kaybettiği iktidarı, büyük ölçüde Ankara’da, Suruç’ta, Diyarbakır’da ve diğer yerlerde patlayan bombaların yarattığı korku havası sayesinde yeniden 1 Kasım’da elde etmiştir.

Şimdi önümüzde OHAL ve savaş şartlarında nasıl yapılacağı belirsiz üç seçim var. Türkiye, PKK’ye karşı devam eden savaşına ek olarak Afrin’de yaşayan Kürtlere de savaş açmış bulunuyor.

Ve AKP-Devlet Koalisyonu, şimdi bu savaş havasının oluşturduğu milliyetçi, ırkçı hamasi havadan yararlanarak ülkeyi böylesine şimdiden şaibeli olacağı kesinleşmiş seçimlere götürmeye çalışıyor.

Seçim kampanyası camilerde şehit cenaze törenlerinde başladı bile.

Savaş sürerken seçim kampanyasının bu şekilde kirli bir şekilde başlamış olması seçimin normal tarihinde değil daha erken yapılacağının en önemli belirtisi olarak görünüyor.

Dolayısıyla Erdoğan her gün seçim konuşması yapıyor sayılır.

800 TERÖRİST ÖLDÜ, SANDIKLAR PATLAMALI!

Buradan yazının başında sözünü ettiğimiz toplantıya dönersek:

Erdoğan, oğlu Bilal Erdoğan’ın Yüksek İstişare Kurulu’nda bulunduğu TÜGVA Gençlik Buluşması’nda yaptığı konuşmasına, “Bugün Afrin’de teröristlerden 800 tanesinin işi bitti” diye başladı. Arkasından 2019 seçimlerini hatırlatarak “Sandıklar öyle bir patlamalı ki bunlar ne olduklarına pişman olmalılar” diye konuştu.

Erdoğan özetle şunları söyledi:

“Bugün de Afrin’de hamdolsun, teröristlerden 800 tanesinin işi bitti, ila cehenneme zümera. Akşama kadar bu sayı daha da artacak. Bizim gerek Mehmetçiklerimizden, gerek sivil, gerekse ÖSO’dan 20 civarında 25 kadar şehidimiz var.”

Erdoğan için insan hayatının hiçbir öneminin olmadığı bu laflardan anlaşılıyor. “20-25 arası şehidimiz var” diyor. Ha 20 ha 25, fark etmez anlamında. 5 yaşamın onun gözünde bir değeri olmadığı ortada.

SAVAŞ VE ÖLÜMLER DE OYUNU ARTTIRAMADI

Fakat savaştan, ölümlerden oy devşirmeye çalışan Erdoğan’ı galiba bir sürpriz bekliyor.

Yeniçağ Gazetesi yazarı Ahmet Takan, “Saraydan MHP’li Belediyelere ‘Davet Edin’ talimatı gitti!..” başlıklı yazısında, “Saray’ın Afrin-Menbiç algısını hızla nakite çevirme hesabı yaptığını” belirtiyor. Buna rağmen AKP-MHP ittifakının hala yüzde 50’yi bulamadığını vurgulayarak şöyle diyor:

“AKP-MHP ittifakı tamam da… Ya gerisi? Zeytin Dalı Harekatı’nın başlamasından sonra Saray’ın yaptırdığı anketlerde hâlâ sıkıntı var. Kan arayışı devam ediyor. En baba ankette AKP’nin oy oranı yüzde 0.5 artmış gözüküyor. Yani; sarayın elindeki son anket, AKP’nin şu anda yüzde 40.5 civarında gezdiğini söylüyor. MHP ise hâlâ yüzde 7’yi bulamıyor. 40.5 artı 6 ne yapar?.. 46.5.. O zaman ne yapmak lazım!.. (…) Saray ittifakta yeni bir kurgu formülü geliştirdi. Buna göre, AKP Genel Başkanı Erdoğan, önümüzdeki günlerde MHP’li belediyeleri ziyaret edecek. Ama bu iş, sanki MHP’li belediye başkanlarının daveti ile gerçekleşmiş görüntüsü ile yapılacak.  (…) İşe yarar mı?.. Umut dünyası…Yerse pazarı!.”

Bizi, bu alıntı yaptığım yazının ilk bölümü ilgilendiriyor.

Savaş ve ölümler, bunca istismara, oy devşirme numaralarına rağmen sökmüyor. Savaş ancak kan, gözyaşı, acı ve yoksulluk getiriyor. Oy getirmiyor.

Getirse bile, bu lanetli oylarla kimsenin bir yere vardığı ve bir şeyi başardığını tarih yazmıyor.

Koray Düzgören – Artı Gerçek

gunlukbakis

gunlukbakis

2017 Temmuzunun ikinci yarısında başladığımız yayın hayatımızda, giderek yükselen bir grafik çizme hedefindeyiz....

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: