Sosyal medya fenomenleri: Trump, Erdoğan ve Twitter

ABD Başkanı Donald Trump’ın tartışmaları belirleyen tweetleri sonrası ‘liderlerin’ sosyal medya kullanımlarını ve paylaşımlarını masaya yatırdık.

ABD’nin Suriye’den çekilme sürecine ilişkin tartışmalar devam ederken Twitter hesabından paylaşımda bulunan ABD Başkanı Donald Trump, “DEAŞ’ın mülki halifeliğinin kalan az kısmını sert ve birçok yönden vurmaya devam ederken uzun zamandır gerçekleşmesi gereken Suriye’den çekilmeye başlıyoruz. Tekrar toparlanırsa yakınlardaki üslerden tekrar saldıracağız. Kürtlere saldırırlarsa Türkiye’yi ekonomik olarak mahvedeceğiz. 20 millik güvenli bölge kuracağız. Aynı şekilde Kürtlerin de Türkiye’yi provoke etmesini istemiyoruz” dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Trump’ın Twitter açıklamasına tepki gösterdi. Trump’ın “ABD güvenlik güçlerinin çekilmeme baskısı altında olduğunu” savunan Çavuşoğlu, rahatlıkla telefon görüşmeleri yapılabiliyorken Twitter’dan konuşmayı anlayamadığını söyledi.

Çavuşoğlu’nun “resmi kanallara daveti”ne rağmen Trump’ın paylaşımının muhatabı olan Saray’ın cevabı yine Twitter üzerinden oldu. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Twitter hesabı üzerinden verdiği cevapta, “Sayın Donald Trump, Kürtleri ABD’nin terör listesindeki PKK ve onun Suriye kolu PYD/YPG ile eş tutmak ölümcül bir hata. Türkiye teröristlerle mücadele diyor Kürtlerle değil. Kürtleri ve diğer Suriyelileri terör tehdidine karşı koruyacağız” ifadelerini kullandı.

Diplomatik teamüllere uysun uymasın Trump’ın bu paylaşımlarının muhatapları üzerinde sonuç alıcı bir etkisi var. Trump’ın bu paylaşımının ardından döviz kurlarındaki hareketlenme, Saray’dan gelecek tweeti bekler gibiydi. Ama sanılanın aksine Saray’ın tepkisi alttan almak oldu. Trump’ın Suriye ile ilgili planlarını Türkiye de onaylıyordu. Bu gelişmelerin ardından Trump cephesinden daha yumuşak tweetler atıldı, amaç gerçekleşmiş oldu.

Bu tür uluslararası gerilimlerde tarafların askeri gücünü karşılaştıran gazete haberlerinin yerini sosyal medya gücü karşılaştırmaları aldı. Bu açıdan askeri güç oranları ile “takipçi” oranları arasında aslında büyük bir fark yok.

Trump’ın tehdit kokan tweetine cevap veren İbrahim Kalın’ın 1 milyon 350 bin takipçisi var. Trump’ın takipçi sayısı ise 57 milyon 300 bin. Kalın üç bin tweet atmış, Trump’ın tweet sayısı 40 binin üzerinde.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Twitter hesabı yok. Putin sosyal medyada yer almadığını ve akıllı telefonu olmadığını açıklamıştı. Putin’in temasları çoğunlukla @KremlinRussia_E ve @KremlinRussia hesaplarıyla aktarılıyor. Bu hesaplarda Putin’in kişisel düşünceleri değil, Kremlin’in düşünceleri paylaşılıyor.

AKP Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 13,4 milyon takipçisi var. 5 bin 500 paylaşım yapmış.

İngiltere Başbakanı Theresa May’in 741 bin takipçisi var. Buna karşılık 1351 paylaşım yapmış. Almanya Başbakanı Angela Merkel’in ise resmi hesabı yok.  Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 3 milyon 600 bin takipçisi, 7847 paylaşımı var. Yunanistan Başbakanı Çipras’ın uluslararası hesabında 307 bin takipçisi var. Diğer hesabını 509 bin kişi takip ediyor. Yani sosyal medya üzerinden mesaj vermede Trump ile Erdoğan yarışıyor.

BİZİMKİLER NE ÂLEMDE

Yarattığı rahatsızlıklar ve yol açtığı diplomatik skandallar bir yana çoğu kişiye göre Trump’ın en başarılı olduğu konulardan biri, sabahın erken saatlerinde atmaya başladığı, gayet şahsi ve herhangi bir kurumsal filtreye sahip olmayan üslupla yazılmış tweetler. Donald Trump Twitter’ı bu sayede bir politik savaş aracına dönüştürmeyi başardı. Bu tweetler tüm gündemi istediği yöne çevirebilecek, günlük algıyı manipüle edecek, yeni bir jargon oluşturacak kadar tesirli olabiliyor. Sosyal medya üzerinden gündemi yönetmek, televizyon veya basılı gazetelere göre çok daha kolay, etkili ve hızlı.

Tayyip Erdoğan’ın tweetleri ise içeriye yönelik. Dış ilişkilere etkisi bilinmiyor. Zaten partisi de sosyal medyayı en etkin kullanan parti. Bu konuda geçen yıl yapılan bir araştırmaya göre Meral Akşener daha sık zaman aralıklarında tweet atarken, Devlet Bahçeli seyrek ve gün içinde çok sayıda tweet atmayı tercih ediyor. Öyle ki Meral Akşener’in incelediğimiz 448 günün 336’sında atmış olduğu toplam 1286 tweete karşın, Devlet Bahçeli toplam 47 güne yayılmış 923 tweet atmış. Selahattin Demirtaş ise çalışma kapsamına giren süre içerisindeki ilk tweetini tutukluluğunun 315. gününde, 16 Eylül 2017 tarihinde yollamış. Kalan süre zarfında ise 14 günde atılmış toplam 40 tweeti bulunuyor.

Araştırmanın yapıldığı tarih aralığında Erdoğan’ın tweetlerinin ortalama beğeni sayısı 18.915, RT sayısı ise 5.074. Trump’ın atmış olduğu tweetlerin aldığı ortalama beğeni sayısı 75.329, RT sayısı ise 18.977.  Yani Erdoğan’ın sayılarının yaklaşık 4 katı.

TRUMP’A DİPLOMASİ GEREKMEZ

Trump’ın diplomasi sınırların zorlayan paylaşımları artık bir ABD yönetim geleneği. İç meselelerin yanı sıra birçok ülkeye sert mesajlar veren ya da övgüler yağdıran Trump’ın özellikle Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Rusya ve Almanya hakkında yaptığı yorumlar unutulur gibi değil. Bunlardan bazıları şöyle:

  • ABD Başkanı’nın bazı atamaları ve görevden almaları Twitter üzerinden duyurdu. Bunlardan en dikkat çekicileri eski Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve eski Özel Kalem Müdürü Reince Priebus’ı görevden aldığını duyurduğu paylaşımları oldu.
  • Trump, Tillerson’ın görevden alındığını Twitter hesabında “CIA Başkanı Mike Pompeo, yeni dışişleri bakanımız olacak. Şahane bir iş yapacak! Hizmetleri için Rex Tillerson’a teşekkürler. Gina Haspel, CIA’nin yeni direktörü, bu göreve seçilen ilk kadın olacak. Hepsine tebrikler!” ifadeleriyle duyurdu.
  • ABD Başkanı, özel kalem müdürlüğüne Pierbus’un yerine John Kelly’nin atandığını da Twitter hesabından kamuoyuyla paylaştı.
  • Rusya’nın ABD seçimlerine müdahalesi konusunda da çok sayıda twit atan Trump’ın en dikkat çekici paylaşımlarından biri, Özel Yetkili Savcı Robert Mueller ile ilgili olandı. Mueller’in kendisine karşı ön yargılı olabileceğini savunan Trump, “Mueller’in ekibinde neden 13 katı Demokrat, bazı büyük, sahtekar Hillary destekçileri var da hiç Cumhuriyetçi yok? Geçenlerde bir diğer Demokrat da katıldı. Bunun adil olduğunu düşünen var mı?” ifadesini kullandı.
  • Twitter’da ABD basınına da sert eleştiriler yönelten Trump, bu konuda en fazla yankı uyandıran paylaşımında “Yalan haberler medyası (@nytimes, @NBCNews, @ABC, @CBS, @CNN) benim değil, Amerikan halkının düşmanı.” değerlendirmesine yer verdi.
  • Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ile nükleer silahsızlanma müzakerelerini başlatmadan önce Kim Jong-un’un yeni yıl konuşmasında “nükleer düğmenin masasında olduğu” açıklamasına karşı attığı tweet çok konuşuldu. ABD Başkanı, twitinde “Bitip tükenmiş ve açlıktan kıvranan rejimden birileri, lütfen ona benim de nükleer düğmem olduğunu söylesin. Bu düğme onunkinden çok daha güçlü ve büyük. Ve benim düğmem çalışıyor.” ifadesini kullandı.
  • Donald Trump, kendisine yaşlı diyen Kim için de Twitter’da “Ben ona hiç kısa ve şişmansın dedim mi? Pekala, onun dostu olmak için çok uğraşıyorum, belki bir gün bu olur!” yorumunu yapmıştı.
  • Trump’ın, dikkat çekici paylaşımlarından biri Rusya’yı Suriye üzerinden tehdit ettiği twiti oldu. Trump, bu twitinde “Rusya, Suriye’de herhangi bir füzeyi vurup indirme sözü veriyor. Hazır ol Rusya çünkü yeni, nazik ve akıllı füzeler gelecek. Halkını gazla öldüren ve bundan da zevk alan bir hayvanla ortak olmamalısın” ifadesini kullandı.
  • Trump, Twitter’da en fazla yüklendiği ülkelerden Almanya’yı göçmen politikası ve NATO bütçesi konusunda sert bir dille eleştirdi ve yakın gelecekte AB ülkelerine uygulayacağı ek gümrük vergilerinin işaretini verdi.
  • Ülkesinin İran ile varılan nükleer anlaşmadan çekilmesini sağlayan Trump, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi hedef alan bir twitinde de büyük harflerle, “Bir daha asla ama asla ABD’yi tehdit etme. Yoksa sonuçları, tarihte acı çeken bazıları gibi olur. Biz artık sizin kaçıkça şiddet ve ölüm içeren sözlerinize katlanacak bir ülke değiliz. Dikkatli olun!” dedi.
  • ABD Başkanı, sosyal medyada son dönemde ek gümrük vergileri nedeniyle karşı karşıya geldiği komşusu Kanada’nın Başbakanı Justin Trudeau’yu da hedef aldı. Trump, “Kanada Başbakanı Justin Trudeau, G7 toplantılarında çok nazik ve uysal. Benim ayrılmamdan sonra düzenlediği basın toplantısına kadar. Çok sahtekarca ve çaresizce. Bizim vergilerimiz, onun süt ürünlerine getirdiği yüzde 270’e yanıt.” dedi.

SOL

gunlukbakis

gunlukbakis

2017 Temmuzunun ikinci yarısında başladığımız yayın hayatımızda, giderek yükselen bir grafik çizme hedefindeyiz....

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: