Turhan Feyizoğlu: Seks Yıldızı Sophia Loren

Turhan FEYİZOĞLU

 

YILDIZLARIN DÜNYASINDAN

*

Romilda Villani, Napoli’nin yoksul bir semtinde yaşayan güzel ve genç bir kızdı. Onu her gören, geleceğin “Greta Garbo’su” diyordu. Bu hayal içinde İtalya’nın Yeşilçam’ı olan “Cine Citta”nın yolunu tutan Romilda, “Beni Nasıl İstersen” adlı film için 350 kişi arasından seçilmişti.

Babası Domenice Villani, filmdeki öpüş sahnesine itiraz etmiş. Kardeşi Guido Vildani, filmin çekimine eşlik edeceğini söylemiş. Bunun üzerine film şirketi, Romılda’yı filmde oynatmamış.

Bu dönem, gezici tiyatro topluluklarında oynamaya başlayan Romilda, Riccardo Scico Lone adlı bir kişiyle ilişkiye girmiş, ondan gayri-meşru bir de kız çocuğu dünyaya getirmişti. Kız çocuğuna Sophia ismini verdiler. Sophia için daha sonra, “babası belli değil” diye dedikodular ortaya çıkmış, bu nedenle konu mahkemeye kadar yansımıştı.

İtalyan dilberi Sophia Lazarro, 20 Eylül 1934’te Napoli’nin Pozzuoli köyünde doğdu.

Riccardo Scico Lone ile Romilda Villani, aralarında resmi anlamda bir nikah yapmamışlardı. Riccardo Scico Lone, Napoli’de Nella Rivolta adındaki başka bir kadınla yaşıyordu. Bu ilişkiden de iki erkek çocuk dünyaya gelmişti.

Riccardo ile Romilda, Anna Maria adlı ikinci kız çocukları olduktan sonra ayrıldılar.

Anne, Sophia doğduktan dört yıl sonra Pozzuoli’ye yerleşti.

Riccardo Scico Lone, yaptığı bir açıklamada şunları söylüyordu:

“Kadından yana çok şanslıyımdır. Dünya nimetlerinden de hayli istifade ettim. Fakat ne sefih, ne de sorumluluk hissinden yoksun bir insanım. Hakkımı yiyorlar. Kadınlara olan düşkünlüğüme gelince: Bu, bir bakıma irsidir diyeceğim. İri yarı, boylu poslu bir erkektim. Kadınlar bana pek dayanamazlardı, gördüler mi hayran olurlardı. Sophia cazibesini benden almıştır. Hem daha o küçükken, ben ona pedallı bir otomobil, paten, bir sürü de bebek almıştım. Vicdanımın sesine uyarak kendimi eleştirecek olursam, tek kusurum evliliğe ve hayatta bu tür bağlantılara karşı oluşumdur. ”

Sophia’nın annesi Romilda, iki kızını büyütebilmek için  annesinin yanına sığınmıştı.

 

Aileye, bir silah fabrikasında işçi olarak çalışan dede bakıyordu. Anne Romilda da, piyano dersleri veriyor, terzilik yapıyordu.

Küçük Sophia, İkinci Dünya Savaşı döneminde, Napoli sokaklarında ABD askerlerine ciklet satarak ailenin geçimine katkıda bulunmaya çalışıyordu.

Sophia, bu konuda şunları açıklamıştı:

“Harp yıllarında, Napoli’ye çıkan Amerikalı askerleri, şarkı söyleyip dans ederek eğlendirmeye çalıştığım bir gerçektir. Ayıp bir şey yapmış değilim ki saklıyayım. Günlerce devam eden açlığın ne demek olduğunu bilmeyenler beni ayıplayabilirler. Ben her ne pahasına olursa olsun evime bir parça yiyecek götürmek için fedakarlığa katlanmayıldım. O zamanlar kendimi pek çirkin buluyordum.”

Napoli’nin yoksul mahallesi Pozzuoli’de herkes Sophia’ya, zayıflığından ötürü, “Kürdan” lakabını takmıştı.

Rahibelerin yönettiği bir yetimler okulunda okuyordu.

Sophia bu durum hakkında şunları söylemişti:

“Bugünkü vücut hatlarımı spagetti’ye borçluyum. Küçüklüğümde çok çirkindim. Gözlerim ufacıktı. Kemiklerimin üzerinde dirhem et yoktu. Fakat devamlı spagetti yiye yiye toplandım. Hayatta neyin değerli olduğunu öğrenmek isteyen, hiç olmazsa bir kere, bir yeraltı tunelinde buz gibi bir fasulye çorbası içmelidir. Bu arada tepeden de bombalar yağmalıdır. Filim çevirmek için iş aramaya başladığım zaman, büyük bir sanatçı olmayı hayalimden bile geçirmiyordum. O günlerde tek arzum karnımı doyuracak parayı temin edebilmekti.”

Sophia, Napoli’nin yoksul mahallesinde iki odalı bir evde büyüdü. Sekiz kişi bir arada kalıyorlardı. Odaların birinde teyzesi ile eniştesi kalıyordu. İkinci odada ise Sophia, küçük teyzesi, anneannesi, dedesi, annesi ve küçük kardeşi Maria yatıyordu.

Annesi Romılda Scıco Lone, kızı Sophia’nın küçüklüğü hakkında şunları anlatmıştı:

“Bir şeyi itiraf etmek isterim. Sophia’nın okulda durumu pek parlak değildi. Derste öğretmeninin sözlerini dinleyecek yerde hayale dalıyordu. Evde de ben onun ders çalıştığını pek görmedim dersem yalan söylememiş olurum. Kızım, her sabah okula giderken ağlamayı adet haline getirmiştir. Fazla uzun boylu ve iri yapılı olduğu için arkadaşları ona ‘fasülye sırığı’ diyorlardı. Bu da Sophia’nın maneviyatını bozuyordu. Biçare okula gitmek istemiyordu. Her kız çocuk gibi Sophia da topuklu papuç giyip, boyanmaya meraklıydı. Aynanın karşısından onu uzaklaştırabilmek mühim bir mesele oluyordu. Biraz daha büyüyünce ev halkına temsiller vermeye başladı. Çeşitli kılıklara bürünüp odanın ortasına geçiyor, bizleri güldürmek için çeşitli numaralar yapıyordu. Daha o yaşlarda kızımın üstün bir kabiliyete sahip olduğunu anlamıştım. Onu şöhrete ulaştırmak için her türlü fedeaârlığa katlanmak hususunda da kendi kendime söz verdim. Vaktiyle ben de artist olmak istemiştim. En büyük emelim Greta Garbo gibi ünlü sinema yıldızları arasına girmekti. Fakat annem, bu arzumla ilgilenmemişti. Benim yerime kızım Sophia bu yolda ilerledi.”

sofia loren ile ilgili görsel sonucu

Romılda, artist olmak konusunda annesinin kendisi ile ilgilenmediğini açıklıyor. Romılda, kızı Sophia’nın artist olması için elinden gelen çabayı gösterdi.

*

13 Yaşında Evlenme Teklifi Alıyor

13 yaşındaki Sophia, yaşıtlarına göre iri vücutlu ve uzun boyluydu. Okulda arkadaşları ona, “Fasülye sırığı” adını takmışlardı.  Okuduğu okuldaki, yirmiyedi yaşındaki bedeneğitimi öğretmeni Maurizio, evlenme teklif etti. Kızı hesabına annesi Romılda bu teklif kabul etmedi.

Sophia, 13 yaşında iken yaşadığı bir olayı şöyle anlatmıştı:

“Bir gün sokakta annemin güç bela alabildiği bir basma entari ile dolaşıyordum. İtiraf ederim ki, bütün vücut hatlarımı belirten elbise bana çok yakışmıştı. Çeşitli düşünceler içerisinde dalgın yürürken bir sesin, ‘Küçük hanım, bir dakika durur musunuz?’, dediğini duydum. Durdum. Adam, ‘Resimlerinizi çekmek istiyordum. Acaba izin verir minisiniz?’, diye devam etti. ‘Memnuniyetle’, diye cevap verdim. İşte o gün, hayatımın dönüm noktası oldu. Artık hem para kazanıyor, hem de kapak kızı olarak dergilerde resmim çıkıyordu.”

Uzun bacakları, dolgun göğüsleri, etli dudakları, iri yeşil gözleri ve bal rengi gür saçları olan Sophia Loren, 15 yaşında iken annesi tarafından 1949’da Napoli’de Corriere di Napoli adlı gazetenin düzenlediği “Deniz Kraliçesi” adlı güzellik yarışmasına sokuldu. Ölçüleri şöyleydi:

Boy: 1.71, göğüs: 95, bel: 54, kalça: 96.

Uzun boyu, kömür karası gözleri, şehvet uyandıran dudakları vardı. Vücudunun her kıvrımı seksiliğini ortaya koyuyordu. Hoşlanmadığı tek fiziki yanı büyük burnuydu. Burnu çok büyüktü.

Sophia Loren’in annesi Romilda, gençliğinde film artisti olmak istemiş, 1932’de bir güzellik yarışmasına katılarak ikinci olmuştu. Film oyuncusu olamayan Romilda, kendi yapamadığını kızına yaptırtmak istiyordu.

Güzellik yarışmasında Sophia’nın üzerinde büyük annesinin diktiği ve yerlere kadar inen pembe bir elbise vardı.

Bu yarışmada, ikinci seçilen Sophia, 25.000 liret kazanmıştı.

Annesi, 18 yaşında iken Sophia’yı bir güzellik yarışmasına daha soktu. Bu yarışmada da, Sophia, “Zerafet Güzeli” seçildi.

Sophia’nın annesi Romilda, bununla da yetinmeyerek, Sophia’yı, daha sonra elinden tutarak Roma’daki filim stüdyoları ile yönetmenlerin yazıhanelerine götürdü.

Ana-kız, ABD’nin Hollywood’u sayılan İtalya’nın Cinecitta’da sık sık görülmeye başlamıştılar. En sonunda Sophia’ya bazı film şirketleri tarafından küçük bazı roller verildi. Mervyn Le Roy adlı yönetmen, Sophia’ya 6.000 figüran arasında bir filmde rol verdi.

Bu arada, Sophia, moda fotoğrafçıları ve kartpostallar için çıplak pozlar verdi, sadece en büyük zenginlerin gidebileceği gece kulüplerinde bazı erkeklerle ilişkilere girmeye başladı, açık-seçik fotoromanlarda oynamaya başladı.

sofia loren ile ilgili görsel sonucu

Güzelliğine o kadar emindi ki, bir basın toplantısında kendisine yöneltilen “Dünyada en çok arzu ettiğiniz nedir?” diye sorulduğunda, “ben komşunun kızı olmak isterdim” diye yanıt verdi. Bu yanıtının anlaşılmadığını görünce, “Biliyorsunuz ya, komşunun kızı erkeklere daima güzel görünür, ben de güzel olmadığımı biliyorum” diye sözlerine devam etmişti.

1949’da çekilen “Quo Vadis” filminde ilk kez rol alarak sinema oyuncusu olan Sophia, “Lazzaro” olan soyadını değiştirerek “Loren” soyadını aldı.

1955 yılında katıldığı Cannes Film Festivali’nde düzenlediği basın toplantısında kalçalarını iki tarafa sallayarak yürüyüşü ile gazetecileri büyülemişti.

Bu çeşit yürüyüşü Ponti öğretmişti.

Çekmecelerini açık olarak dizdiği iki sıra masanın arasından Sophia’yı yürütürken onun ahenkli bir şekilde sallanmasını ve sol ve sağ kalçalarıyla açık çekmeceleri kapatmasını isteyen Ponti, Sophia’nın bu yürüyüşü kısa zamanda öğrendiğini açıklamıştı.

Türk gazeteci Aykut Görkey, Sophia Loren ile 1955 yılında bir söyleşi yapmış, bu söyleşi gazetesinde yayınlanmıştı.

Bu söyleşide, “Erkekler hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna Sophia, şu yanıtı vermişti:

“-Bir kere güzel erkeklerden hiç hoşlanmam. Öyle zannediyorum ki, aptal ve kendilerini beğenmiş olurlar. İdeal bir erkek tipim yoktur.”

*

“Hollywood’da Bizde de Biraz Kalça ve Göğüsün Olduğunu Ona Göstermek İstedim”

Sophia, Nisan 1957’de, yemekli bir toplantıya katıldı. Çok açık bir elbise giymiş olan Jayne Mansfield, bu toplantıya katıldı ve masaların arasından kalçalarını kıvıra kıvıra Sophia’ya doğru yöneldi ve yanına oturdu. Beline kadar açık elbisesi ve elbisesinden taşan göğüsleriyle Sophia’ya meydan okuyordu adeta. Hollywood’un magazin yazarı Louella Parsona’nın bulunduğu bu yemekte Sophia, ne yapacağını kestiremedi. Jayne Mansfield, Sophia’nın omuzlarına dokundu. Bunun üzerine Sophia, İtalyanca bir küfür etti. İtalyanca bilmeyen Mansfeeld, buna gülümsemeyle karşılık verdi.

Jayne Mansfield, yemekli toplantıdan ayrılırken gazetecilere özetle şunları söyledi:

“Eh, Hollywood’da bizde de biraz kalça ve göğüsün olduğunu ona göstermek istedim.”

sofia loren ile ilgili görsel sonucu

*

“Vermek, Vermek, Vermek İstiyorum”

Annesi Romilda, Sophia ile Anna Maria’ya, sık sık, “Sakın fakir erkeklerle evlenmeyin. Kendinizi fakir erkeklerden koruyun. Onlar genç kızları mahveder” diyordu.

Anna Maria, İtalyan Başbakanı Mussolini’nin oğlu Romano Mussolini ile evlendi.

Bazan şans işe yarıyor.

1952 yılında, “Roma Güzeli” seçiminde Sophia, seyirci olarak bulunuyordu. Jüri masasında oturanlardan biri, bir arkadaşını göndererek, ikinci sırada oturan Sophia’yı yarışmaya girmeye davet etti. Sophia, önce bu teklifi reddetti, ama sonra yarışmaya katılarak ikinci oldu. Jüri üyelerinden biri Carlo Ponti’ydi.

Sophia, Carlo Ponti ile bu yarışma sırasında tanıştı. Carlo Ponti, yaşlı, evli, çocuklu ve Sophia Loren’e göre çok kısa boyluydu.  Fakat bir şansı vardı Carlo Ponti’nin. Zengin ve sinema yapımcısıydı.  Sophia’nın annesi Romilda ile de tanıştıktan sonra Sophia’nın elinden tutup yardım etmeye karar verdi, ertesi gün yazıhanesine gelmesini istedi.

Sophia, 1952 yılında ilişkiye girdiği film yapımcısı Carlo Ponti’nin himayesinde sinemada baş rol oynamaya başladı. Carlo Ponti bu sırada başka bir kadınla evliydi. Carlo Ponti’nin 1946’da evlendiği Giuliana Fiastri’den Guendalina adlı bir kızı ve Alessandro adlı bir oğlu vardı. İtalya’da evlendiği için bu evlilik halen yürürlükteydi.

İtalyan Ceza Yasası’nın 560. Maddesi gereğince, “İkinci bir karı, cariye veya metres almış” olduğu gerekçesiyle hapis yatması gerekiyordu.

Sophia, bu ilişki için, “Olgun erkeklerden hoşlanıyorum” demişti.

John Wayne ile film çevirdiği sırada John Wayne ile ilişkiye girdijği hakkında yayılan iddialar üzerine Sophia, “Saçma. Ben de bir kadın olmak istiyorum. Aşığım, ama ümitsiz bir aşk bu benimkisi. Sevdiğim adam evli, hem de iki çocuğu var. Özgür bir erkeğe bağlanmayı o kadar isterim ki. Sevmek ve vermek, vermek, vermek istiyorum.”, dedi.

Film yapımcısı Carlo Ponti, hapse girmek pahasına evlilik dışı bir ilişki kurmuş, bir taraftan İtalyan Ceza Yasası karşısında zor durumda kalmış, bir taraftan da Katolik Kilisesi, Sophia Loren’i de, Carlo Ponti’yi de lanetlemişti.

sofia loren ile ilgili görsel sonucu

Sevgililerin İtalya’da yaşaması imkânsız hale gelmişti. Mahkemeler, soruşturmalar birbirine izliyordu.

ABD’li film şirketlerinden gelen teklifler üzerine Sophia, ABD’ye gitti.

Ponti, avukatları vasıtasıyla Meksika’da Ciudan Juarez’de 9 Ağustos 1957’de karısından boşandı.

Sophia ile Carlo, Meksika’da Cuidan Juarez’de 17 Eylül 1957’de resmi nikah yaptılar ama bu nikah da sayılmadı. Bunun üzerine Papa’ya başvurdular. Bu da yeterli gelmedi. Sophia Loren, İtalya vatandaşlığından ayrıldı ve Carlo Ponti gibi Fransız vatandaşı olduktan sonra yasal olarak 9 Nisan 1966’da, Fransa’da evlenebildiler. Sophia Loren ile Carlo Ponti’nin Paris’te bir kilise de evlenmelerini Türk gazeteci Gülgün Üstündağ, gazeteci olarak izleme olanağı bulmuştu.

*

“En Çok Sevdiğim Şey Kokudur”

Sophia, 1968 yılında yaptığı açıklama özetle şunları söylüyordu:

“En çok sevdiğim şey kokudur. Şebboy kokusundan tutun da, pişen sütün kokusuna kadar bütün güzel kokulara bayılırım. İkinci Dünya Savaşı sırasında Napoli bombalandığı zaman 6 yaşındaydım. Annemin, bir bardak süt bulabilmek için çekmediği kalmazdı. Süt kokusunu sevişim o günlerden kalmıştır. Ayrıca, güneşin kırmızı rengini de çok severim. Kırmızı bence aşkın ve cesaretin rengidir. Uçağa binmeğe bayılırım ama, binerken içimden bir dua da okumdan edemem. ABD’li kadınları da çok seviyorum. Ne istediklerini biliyorlar. Poker oynamayı çok seviyorum. Ama, oynarken bir paket sigara içtiğim için Carlo pek izin vermiyor. Sabahları saat beşte sokağa fırlamak zorundayım. İşte, sokakların o bomboş hali de çok hoşuma gider. Hayran olduğum kimselerden biri de Marilyn Monroe’ydu. Zavallı kadın, ölürken yapayalnızdı. En çok korktuğum şeylerden biri , yalnızlıktır.”

sofia loren ile ilgili görsel sonucu

Vergi Borcu Nedeniyle 17 Gün Hapis Yattı

Sophia Loren’in Carlo Ponti ile ilişkileri hakkında herkes, “Babası yerindeki adamı seviyor”, demişti.

Sophia Loren de Carlo Ponti ile ilişkisi hakkında, “O benim babamdır, annemdir, arkadaşımdır, sevgilimdir ve kocamdır”, diyordu.

Sophia Loren, Carlo Ponti’den bir çocuğu olmasını çok istiyordu. Dört defa erken doğum yaptığı için çocuklarını kaybetmişti. Sophia Loren ile Carlo Ponti’nin iki tane  erkek çocukları oldu.

Birinin adı Cippi-Carlo Ponti Jr., diğerinin adı da Eduardo’dur.

1970 Ekim ayında, New York’ta kaldıkları otelin 5 haydut tarafından basılmış ve küçük Carlo kaçırılmak istenmişti. Sophia Loren, mücevherlerini vererek oğlunu kurtarmıştı.

Sophia Loren’in, 1967 yılında, İsviçre dağlarında bir evi, Paris’te bir dairesi, Roma’da iki tane villasi, Arnavutluk’ta bir şatosu vardı.

1972 yılı Eylül ayında, “Sophia’nın çocuğu bendendir” diye açıklama yapan 38 yaşındaki Sinibaldi Anibaldi adlı bir İtalyan özetle şunları söylemişti:

“Çocuk yapmama kabahati bugüne kadar Sophia Loren de gösterilmişti. Aslında kocası Carlo Ponti iktidarsızdır. Sophia mutluluğu için bir çocuk yapmak istedi. İşte o çocuğun babası benim. Kan muayenesi istiyorum. Ben deli değilim. Olaylar gösterecek.”

Sinibaldi Anibaldi, bu nedenle, Roma’da baltayla Sophia Loren’in evine saldırdığı için tutuklandı.

Richard Burton ile Sophia’nın 1973’te ilişkiye girdiği iddia edildi.

Sophia Loren’in “Lady I” adlı filmde giydiği eski moda paçalı bir külotu ile dantelli sütyeni, 1973’de Londra’da düzenlenen bir açık arttırmada, Londralı işadamı Mr Trafford tarafından 5 bin Türk lirasına satın alındı.

Sophia, kendisinden dört yaş küçük sevgilisi Roberto Maldera ile 1977’de kurduğu ilişki sonucu kocası Ponti’yi aldattı.

Sophia Loren ile kocası Carlo Ponti, vergi borcunu ödemeği için yargılanmış ve hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu nedenle Fransa’ya kaçan Sophia, daha sonra geri dönerek teslim olmuş ve 19 Mayıs 1982 Çarşamba günü, Roma’nın 200 km. Kuzeyindeki “Caserta” kadınlar hapishanesine gönderildi. 30 günlük cezası bulunan Sophia Loren, infaz kanunu gereğince 17 gün hapis yattı.

Sophia, bu dönem Dr. Etienne Beaulieu ile ilişki kurdu. Kocası Carlo Ponti bu sırada prostat kanseriydi ve Paris’te St. Antoines kliniğinde tedavi görüyordu.

sofia loren ile ilgili görsel sonucu

*

Bin Yılın Muhteşem Kadını

Napoli’nin tanınmış terzilerinden Kont Lelio Galateri, Sophia Loren’i mahkemeye vererek tazminat davası açmış ve bu konuda şunları söylemiştir:

“Sophia Loren için müessesemiz tarafından hazırlanmış elbiseler, kendisine müessesemizi reklam etmeyi kabul etmesi şartı ile teslim olunmuştur. Fakat Sophia Loren, aramızdaki bu antlaşmayı hiçe sayarak hiç bir yerde elbiselerimizi teşhir etmemiş, reklamını yapmamıştır. Binaenaleyh kendisinden reklam yaptığı takdirde elbise fiyatlarından indireceğimi vaat ettiğim paraları istiyorum.”

Kont Lelio Galateri, 29 Ocak 1957’de, mahkemede ayrıca şunları söylemişti:

“Ben Sophia Loren’e adabı muaşeret de öğrettim. Her hafta işyerinde yemek yer, ona sofrada nasıl hareket etmesi gerektiğini, nasıl oturup kalkacağını, neleri söyleyebileceğini ve neleri söylememesi gerektiğini öğrettim. Bütün bunlara karşılık Sophia’nın bana verdiği mükafat nedir biliyor musunuz? İmzalı bir fotoğraf.”

Sophia’nın yerine hakim huzuruna çıkan annesi de ağlayarak şunları söylemiştir:

“Şimdi Sophia meşhur olduktan sonra herkes ona iftira etmeye çalışıyor.”

Sophia Loren’in, sinema yönetmeni Carlo Ponti’nin dışında şarkıcı Achille Togliani , aktör Ettore Manni, Bassilo Franchina, Peter Sellers ve Cary Grant ile ilişkileri oldu.

Sophia Loren’in rol aldığı başlıca filmler şunlardır:

“Bir Nefes Rezalet”, “Cassandıra Geçidi”, “Yan Sokaklar Kraliçesi”, “Beyaz Kadın Ticareti”, “Nehirin Kadını”, “İlk Günah”, “Kızım ve Ben”, “Denizler İlâhesi”, “Aşk, Ekmek ve Fantazi”, “Napoli Altını”, “Yunusun Sırtındaki Çocuk”,  “Kara Ağaçlar Altında Arzu”, “Anahtar”, “Siyah Orkide”, “İtalyan Usulü Evlenme”, “Papazın Karısı”, “Bir Zamanlar”, “Roma İmparatorluğunun Batışı”, “İki Kadın”, “Dün, Bugün ve Yarın”, “Özel Bir Gün”, “Hong Konglu Kontes”, “Korkunç Kumpanya”, “Herhangi Bir Sarışın”, “Gurur ve İhtiras”, “Arabesk”, “Vahşi Çiçek”.

“Gurur ve İhtiras” filminde Cary Grant ve Frank Sinatra ile oynamıştı.

1958 yılında, “Siyah Orkide” adlı filmle Venedik Film Festivali’nde “Yılın Artisti” ödülünü aldı.

1961 yılında “İki kadın” filmindeki oyunuyla Oscar ve Cannes Film Şenliği En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini kazandı.

Sophia, “Altın Valentino” ödülünü aldı.

sofia loren ile ilgili görsel sonucu

Sophia Loren, 50 yaşındayken, 1984 yılında, “Sarışın Bir Şey” adlı filmde, erkeklere “hayır” diyemeyen seks düşkünü hizmetçi bir kadını oynamıştı.

Sophia Loren, ayrıca şarkı söylemiş ve bir plak çıkartmış, reklamlarda oynamıştı.

ABD Sinema Akedemisi tarafından Oscar ödülü verildi.

Sophia Loren, 2000 yılında, “Geçen binyılın en muhteşem kadını” seçildi.

2004 yılı Eylül ayında, “61. Venedik Film Festivali”nde, büyük ödül olan Altın Aslan’ı İngiliz yönetmen Mike Leigh’e verdi.

*

Sophia Loren, Türkiye’ye İki Kez Geldi

Sophia Loren, film yönetmeni kocası Carlo Ponti ile Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından, 25-27 Nisan 1974 tarihlerinde Ankara’da Arı Sinemasında gösterilecek olan “Yolculuk” filminin dünya galasında bulunmak üzere, 25 Nisan 1974 Cuma günü, saat 16.00’da uçakla Ankara’ya geldi.

Sophia, bu filmde Richard Burton’la oynamıştı.

Sophia Loren ve kocası Carlo Ponti’yi, Esenboğa Havaalanı’nda Türk Dışişleri Bakanlığı adına Kültür Dairesi’nden Erdin Karasapan ve karısı, İtalya Büyükelçisi ve Gazeteciler Sendikası yöneticileri karşılamışlardı.

Sophia Loren, 26 Nisan 1974 Cuma günü, ilk önce, saat 11.20’de Ankara Hitit Müzesi’ni ziyaret etti ve müzede 1 saat 22 dakika süre ile kaldı.

Bu arada bir gazeteci, Sophia Loren’e, “Altın Bilmece Yüzük” hediye etti.

Sophia Loren ile kocası Carlo Ponti, öğleden sonra ilk önce, Olgunlaşma Enstitüsü’nde düzenlenen moda gösterisini izledi.

Olgunlaşma Enstitüsü yöneticileri, Sophia Loren ile kocası Carlo Ponti’ye, “50.Yıl” adını verdikleri altın ve gümüş sırmalardan işlenen bir masa örtüsü ile üç dal gül armağan ettiler.

“Yolculuk” filminde Sophia Loren ile Richard Burton, baş rol oynamıştı.

Sophia Loren ile kocası Carlo Ponti, TGS’nin Ankara’da yaptırdığı “Türkiye Gazeteciler Sendikası Çocuk Yuvası” ile “Venedik’te Eski Eserlerini Koruma Derneği” yararına, Arı Sineması’nda, 26 Nisan 1974 Cuma akşamı,  düzenlenen, “Yolculuk” filminin galasına katıldı.

Galada, İtalya Büyükelçisi Giorgio Smoguinn ve karısı, Senato Başkanı Tekin Arıburun ve karısı, Turizm Bakanı Orhan Birgit ve karısı, Mehmet Barlas ve karısı, TRT Genel Müdürü İsmail Cem İpekçi ve karısı, Barış gazetesi sahibi Yaşar Aysev, karısı Neş’e Aysev, Selçuk Altan, sanatçı Zeki Müren, Zehran Eren, Tijen Baran, Remzi Şahin, Sevim Uluç, Tijen Baran, Rahmi Pehlivanlı, TRT müdürlerinden Meral Savcı, Nizamettin Erkmen ve karısı, İsmet Sezgin ve karısı Mukadder Sezgin, Kaya Toperi, Ongün Toperi, Semih Akbil, Fatoş Akbil, Asım Cem Konuralp, Erdinç Karasapan ve karısı, Ziraat Bankası Genel Müdürünün karısı Sevim Alptürk, Ufuk Saraçoğlu, Yılmaz Saraçoğlu, Semih Günver, Azize Günver, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Nusret Karcıoğlu ve kızı, Necla Karamızrak, Esin Arcayürek,  Elvan Otyam, Halk Bankası Genel Müdür Muavininin karısı Semiha Denizdöven, Etyopya Büyükelçisi, Sovyet Rusya Büyükelçisi, Hindistan Büyükelçisi, Tunus Büyükelçisi, Meksika ve Arjantin sefirleri ile karıları.

sofia loren ile ilgili görsel sonucu

Galada önce, Clauda Lelouch’un “Türkiye” isimli filmi gösterildi.

Böylece, Türkiye’de ilk kez, bir filmin dünya galası yapılmış oldu.

Filmin galası yapılmadan önce Türk folklor ve müzik gösterileri yapıldı.

Sophia Loren ile sinema yönetmeni kocası Carlo Ponti, 28 Nisan 1974 Pazar sabahı, uçakla Ankara’dan İstanbul’a gitmiş, İtalyan Büyükelçisinin düzenlediği yemek davetine katılmışlardı.  Davete, Zeki Müren, Ayten Gökçer, Ayla Algan ve Ankara senatörü Hıfzı Oğuz Bekata da katılmıştı.

Sophia, Türk yemeklerinden “Biber Dolmasını çok beğendiğini” açıklamıştı.

Sophia, 24. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin açılış töreni nedeniyle 1 Nisan 2005 Cuma günü, ikinci kez Türkiye’ye geldi ve Atatürk Havalimanı Şeref Salonu’ndan geçiş yaptı.   İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın onur konuğu olarak Türkiye’ye gelen Sophia, Lütfi Kırdar salonunda film festivalinin açılış törenini yaptı.

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: