Turhan FEYİZOĞLU: YATAĞI HİÇ BOŞ KALMAMIŞ KADIN ELİZABETH TAYLOR

Turhan FEYİZOĞLU

Her Dakika Biri Doğar

Elizabeth Taylor, 2 Şubat 1931’de Londra’da doğdu.

Esas adı Elizabeth Rosamond Taylor’dur.

Babası bir san’atkârdı. Annesi ise ABD’li bir sinema-tiyatro oyuncusuydu. Çocukluğu İngiltere’de geçti.

Liz, İngiltere kral ailesinin dans dersi aldığı balet hocası Vaccani’den balet dersleri aldı. Ayrıca, ata biniyordu.

Vaccani, bir gün yine dans vermek için Taylor’ların evine gitmişti. Liz’i odasında ve evin bir çok yerine baktılar bulamadılar. En sonunda tavan arasına baktı annesi. Tavan arasına adımını atar atmaz bir sepetin hafifçe oynadığını gördü anne Mary. Ama işin daha garibi sepetten zevk sesleri geliyordu. Hızla sepetin kapağını açtı ve büyük bir çığlık attı. Liz ile aynı yaştaki yeğeni Georgie ile sepetin içinde çıplaktı.

elizabeth taylor ile ilgili görsel sonucu

Anne Mary, aşağıdaki misafiri unutarak bağırıp çağırmaya, bir yandan da sepetin içinden çıkarttığı çocukları rast gele tokatlamaya başlamıştı. Liz, hiç bir şey yapmamış gibi, annesine, “Babama bir şey çıtlatırsan gene yaparım. Hep yaparım anladın mı?”, dedi.

Yaz tatillerinde dede ve ninesini görmek için ABD’ye giderdi.

İkinci Dünya Savaşı’nda İngiliz çocukları ABD’ne gönderildi. 1939 yılında, gidenler arasında Elizabeth Taylor da vardı.

Annesinin ailesi, Pasadena’da oturuyordu.

Film oyunculuğuna 8 yaşında iken başlamıştı.

Bir rastlantı sonucu Liz, Sam Marx ile karşılaştı. Metro Golwyn Mayer (MGM) stüdyoları yapımcısı Sam Marx, küçük bir İngiliz kızı arıyordu.

“Her Dakika Biri Doğar” oynadığı ilk filmiydi.

1943 yılında, “Eve Dön Lassie” adlı filminde oynadı.

1944 yılında, “Jane Eyre” adlı filmde küçük bir kızı canlandırmıştı.

Liz Taylor’un ilk oynadığı film, “Korkusuz Lassie” adlı filmdir.

İngiltere’de çevrilen, “Suikastçi” filminde Robert Taylor ile birlikte oynamıştı.

Elizabeth Taylor, Shakespeare’nin “Taming of The Shrew” isimli eserinden “Hırçın Kız” adıyla çevrilen filmde oynamıştı. Kısa adıyla Liz, bu filmde “Hırçın Kız Kate” rolünü oynamıştı. Hayatında da hep öyle olmuştu.

Elizabeth Taylor, “Virginia Woolf’dan Kim Korkar/ Kim Korkar Hain Kurttan”  adlı filmde, yıllardır kocasını baskı altında tutan kadın rolünü oynamıştı.

Ä°lgili resim

Martha, kocası George’ye hayatı zindan etmeyi kafasına koymuş ve kocasının hayatını cehenneme çevirmiştir.

Bu filmde Elizabeth Taylor ile Richard Burton, karı-koca birlikte oynamışlar ve gerçek hayatlarını yansıtmıştılar bir anlamda.

Liz, Ortaokul Öğrencisiyken Erkek Arkadaşını Sevişmeye Zorluyordu

Liz, ortaokula giderken, Caine ailesinin küçük oğlu ile tenis kortunun arkasına kaçıyor sevişmeye zorluyordu. Peg Caine, Liz’in çok daha sonraları bir filmde beraber oynayıp seviştiği Michael Caine’nin küçük kardeşiydi.

Bir yaz akşamı, babası Taylor, eve döndüğünde, bahçenin arka tarafından yeni diktiği ağaçları bakmak istedi. Gidip baktığı ağaçların arasından kıkırdama sesleri geliyordu. Ağaç dallarını aralayıp baktığında kızı Liz’i bir erkekle sevişirken gördü.

Babası, ertesi gün kızı Liz’i bir doktora götürdü ve durumu anlattı.

Tabip doktor, “Kızınızı bir an önce evlendirin. Ne olursa olsun evlenmesi gerekiyor”, dedi.

Liz, 1950 yılının Mayıs ayında, “Oteller Kralı” olarak adlandırılan Hilton Otel’ler zincirinin sahibi Conrad Hilton’un oğlu Nicky Hilton ile evlendi. Liz, bu dönem, “Karabiber” olarak adlandırılıyordu.

elizabeth taylor ile ilgili görsel sonucu

Liz’in hizmetçisi bu ilişki hakkında özetle şunları anlatmıştı:

“Liz’in, Hilton’un küçük oğlunu ilk defa eve davet ettiği günü unutamam. Bana, ufak pastalar hazırlatmamı söylemişti. Bir gümüş tepsiye çikolata, süt, ufak pasta, çeşitli sandviçler döşetmiş, ben de elime krem şantiyle meyve tabağını alarak oda hizmetçisine tepsiyi arkamdan getirmesini emretmiştim. Salona girdiğimde kapıyı vurmak ihtiyacını görmedim. Daha iki gün önce tanıştığım Nick Hilton, ilk defa kızımızla arkadaşlık etmek üzere gelmişti bize. Geleli de yarım saat bile olmamıştı. Oysa, salonun köşesindeki arkalıklı derin koltukta zavallı Nick’i şaşkın ve kıpkırmızı kesilmiş bir halde buldum. Sebebi ise Liz’in onun kucağına oturmuş öpüşmek için başını tutup kendine çevirmeye çalışmasıydı.”

Evlilik uzun sürmedi. 1951 yılı Ocak ayında boşandılar.

Liz, İngiliz sinema oyuncusu Michael Wilding ile ilişkiye girdi. Onunla, 26 Şubat 1952’de Londra’da evlendi. Bir çocukları oldu. 1955 yılında Hollywood’a geri döndüler.

Micheal Welding, bir gün, işi olduğunu ve eve geç döneceğini söyledi karısı Liz’e.

Hastalıkları dışında Liz’in yatağı hiç boş kalmadı.

Michael Wilding, eve geç kalacağını söyledikten sonra, dizine giren kramp nedeniyle evine geri dönmek zorunda kaldı ve karısı Liz’i yatak odasında bir erkekle sevişirken gördü.

Michael Wilding, karısı Liz’in kendisini aldattığını görünce, bu evlilik sırasında olan Christophe ve Michael adlı iki çocuğunu ertesi gün DNA testine götürdü ve çocukların kendisinden olup olmadığını öğrenmeye çalıştı. Sonra, bu iki çocuğu yanına aldı ve Liz’e bir daha vermedi.

Liz ile Michael, eş yıl evlilikten sonra boşandı.

Liz, armatör Onassis ile ilişkiye girdi.

Liz, Kocası Bir İş Seyahatine Çıktığı Gün Garsonla Sevişti

Liz, film yönetmeni Mike Todd ile evlendi.

Mike Todd, bir noel ertesi, işi gereği Brezilya’ya gidecekti. Evden ayrıldı, havaalanına gitti. Bineceği uçağı kaçırmıştı. Mecburen eve geri döndü. Mike Todd, eve döndüğünde, karısı Liz’i yatak odasında bir erkekle sevişirken gördü.

Liz ile evin bulunduğu sokağın köşe başındaki kahvehanenin hem garsonluğunu hem de piyanistliğini yapan adam, yatak odalarında sevişiyorlardı. Mike, “Dünyanın en çirkef karısı olduğunu biliyor musun?” diye bağırarak karısı Liz’i evin bodrumuna kapatarak üç gün üç gece orada hapsetti.

Mike Todd, bu olaydan kısa bir süre sonra, özel uçağıyla bir kaza yaptı ve 22 Mart 1958’de öldü.

elizabeth taylor ile ilgili görsel sonucu

Dul kalan Liz, aile dostu, Mike Todd’un yakın arkadaşı, şarkıcı Eddie Fischer ile birlikte oldu. Eddie Fischer, Liz ile evlenmeden önce Debbie Reynolds ile evliydi ve iki çocukları vardı. Fischer, karısından boşandı, Liz ile evlendi.

Şunu da belirtmek gerekiyor. Liz ile Debbie, komşu idiler. Ailecek görüşüyorlardı. En sonunda Liz, Debbie’nin kocası Eddie’yi ayarttı ve onunla ilişkiye girdi.

Elizabeth Taylor’un olaya bakış açısı şöyleydi:

“Mike öldü, yalnız yatamam ki!”.

Liz, oyuncu Montgomery Clift ve şarkıcı Boby Dylan ile birlikte oldu.  Montgomery Clift ile bazı filmlerde birlikte oynamıştılar.

Erkekler, Liz’in peşinden gitmemişti. Liz, hep erkeklerin peşine takılıp, peşlerinden koşmuştu.

Liz ile Richard İlişkiye Girdiklerinde İkiside Evliydi

Richard Burton, 10 Kasım 1925’te İngiltere’nin Galles şehrinde doğdu.

Richard Burton, daha sonra, annesi ile ilgili olarak şunları açıklamıştı:

“Ben annemi hiç görmedim. Doğduğum gün, zavallı kadın hayata gözlerini kapamış. Evde de üzülmeyeyim diye annemin fotoğraflarını benden saklamışlardı. Bir gece rüyamda annemi, beyazlar içinde bir melek kılığında gördüm. Bu rüyayı çocukluğumdan beri hiç unutmam. Ucu bucağı görülmeyen yemyeşil bir düzlükte tek başıma geziniyordum. Nereye gideceğimi bilmez bir halde dolaşırken gökteki bulutların arasından beyazlı bir karaltı belirdi. Kulağıma da uzaktan uzağa garip sesler geliyordu. Bu beyazlı karaltının annem olduğunu düşündüm. Kollarını açtı, bana doğru uzattı, son derece tatlı bir sesle: ‘Yavrum, seni bir kere olsun kucaklayamadığım için ne kadar üzgünüm bilemezsin’ dedi. ‘Fakat unutma ki ben senin annenim. Bir şeye canın sıkıldığı zaman fısıldayarak beni çağırırsan hemen yardımına koşarım.’ Annem olduğunu söyleyen bu sevimli hayalet birdenbire kaybolmuştu. Onu bulmak için düzlükte koştum, koştum, fakat nafile. Bir daha onu bulamadım. Uyandığım zaman içimde garip bir huzur vardı. O günden sonra da hiç bir zaman yalnızlık hissi duymadım.”

Elizabeth Taylor ile Richard Burton, 1962 yılında, “Kleopatra” filminde birlikte oynarken ilişkiye girdiler ve ondan sonra filmlerde karı-koca birlikte oynamaya başladılar.  Bu film çevrilirken, her iki oyuncu da evli ve çocukları vardı.

Ä°lgili resim

Liz, Eddie Fisher’le, Richard, Sylvie’yle evliydi.

Demek ki, cinsellik kural tanımıyor.

“Kleopetra” filminde Liz Taylor ile oynaması için ilk önce Stephen Boyd adlı oyuncuya teklif götürüldü. Stephen Boyd, teklifi anında reddetti. Onun açısından “hayır” demesi iyimi oldu, kötü mü oldu bilmiyoruz.

“Kleopatra” filminde, öpüşme sahnesi vardı.

Richard Burton, Liz’e sarıldı ve kollarıyla onu kendine çekip öpmeye başladı. Fakat bir filmde olduklarını unutmuşlardı. Çılgınca sevişmeye başladılar. Yönetmenin ve kameramanın defalarca seslenmelerine rağmen hiç duymuyor, sevişmelerine devam ediyorlardı. Sevişmelerini bitirdiklerinde Liz, yönetmenin yanına gidip, “Herhalde bu sahnenin gerçekten uzak olduğunu iddia edemezsiniz değil mi?”, dedi.

Film çalışmalarının dışında sürekli sevişiyorlardı.

İliz ile Richard, 1964 yılında evlendi.

Richard Burton ile Liz Taylor, iki kere evlenip, iki kere boşandılar.

En son 25 Nisan da boşandıklarını açıkladılar ve bir daha görüşmediler.

Liz ile Richard evliyken de değişik kişilerle ilişkiye girdiler.

Liz, yönetmen Mike Nichols ile ilişkiye girdi.

Richard Burton, 1983 yılında, Sally Hays ile ilişkiye girmiş, daha sonra evlenmişti.

1984 yılında Liz Taylor ile Sally Hay, Broadway’de sahneye konulan “Private Livev” adlı oyunun galasında karşılaştılar. Liz Taylor, “Biz herkesin gözünde birbirinin gırtlağına sarılması gereken iki kadınız. Bari öyle yapalım”, dedi ve öyle yaptılar.

Richard Burton, 5 Ağustos 1984’te, 58 yaşında öldü.

Liz Taylor, Richard Burton’dan sonra beş kez daha evlendi.

Güzel bir kadın değildi ama aşırı cinsel eğilimleri olan bir kadındı.

Bir söyleşisinde Liz, “Benim için en büyük mutluluk, sevdiğim erkeğin yanı başımda bulunduğunu hissedebilmek, sevişmek…. ve sevişmektir”, demişti.

Ä°lgili resim

Kucaktan kucağa dolaşıyordu. O kadar çok erkekle ilişkiye girdi ki, kaç erkekle birlikte olduğunu ve adlarını bile bilmiyordu.

Aşka doymayan bir kadın olan Liz, altıncı evliliğini kendisinden çok genç olan Hollandalı işadamı Henry Wynberg ile yapmıştı.

Liz Taylor, avukat Victor Luna ile 1984 yılında evlenmek istiyordu. 1989 yılında dolar milyarderi ABD’li Malcolm Forbes ile ilişkiye girdi.

Tombulluk Kadınları Seksi Yapar

İngiliz tiyatrosunun önde gelen oyuncularından olan Richard Burton, Liz’den ayrıldıktan sonra Sybil adında bir kadınla evlendi. Burton’dan boşandıktan sonra Sybil, kendisinden 15 yaş küçük bir genç ile evlendi ve Newyork’ta bir gece kulübü açtı.

Richard Burton için “kadınların rüyalarına dahi hükmeden erkek” deniliyordu.

Richard, Liz Taylor’a, “Tombalak ve şişko” lakabını takmıştı. Gazetecilere bile, Liz’den bahsederken “Tombalak, şişko” diyordu. Bir söyleşisinde Liz için:

“Yeryüzünde hiç kusursuz insan, hele kusursuz kadın olur mu?  Karımın pek çok kusuru var”, diyordu.

Beyaz tenli, siyah saçlı, mavi gözlü, küçücük ağzı, etli dudakları, çok kısa boylu ve tombul biriydi Liz.

Liz ise bu şişkoluğu konusunda 1970 yılında şunları söylüyordu:

“Kilo aldığımdan beri kocamla kavgalarım seyrekleşti. Bütün kadınlara daha seksi ve mutlu olmaları için şişmanlamalarını öneririm. Tabii ölçüsünü fazla kaçırmasınlar.”

1969 yılında, evlilik yıldönümü olarak, 1700’lerde bir kölenin bulduğu ve “La Peregrina” adı verilen elması satın alarak karısı Elizabeth Taylor’a hediye etmişti.

Sabahları kahvaltıda, şampanya içen Liz, bir yere giderken yanında özel berberini, sekreterini, yardımcılarını, makyajcılarını, çocuklarının bakımıyla ilgilenen dadılarını da beraberinde götürüyordu.

Richard, Edebiyat Konusunda Öğretim Görevlisi Oldu. Liz’e Eğlence Sanayiine Yaptığı Katkılar Dolayısıyla Nişan Verildi

Liz Taylor ile Richard Burton’un birlikte veya ayrı ayrı rol aldıkları filmlerden bazılarının isimleri şöyledir:

“Bir Günlük Mutluluk”, “Virginia Woolf’dan Kim Korkar/ Kim Korkar Hain Kurttan”, “Elvada Gençlik”, “Geçen Yaz Birdenbire”, “İnsanlık Suçu”, “Hayat Ağacı”, “Fil Yürüyüşü”, “Soğuktan Gelen Casus”, “Jane Eyre”, “Lassie’nin Cesareti”, “Babamla Geçen Hayat”, “Genç Kız Kalbi”, “Gelinin Babası”, “Temel Taşı”, “Rapsodi”, “Devlerin Aşkı”, “Son Hatıralar”, “Kızgın Damdaki Kedi”, “İnsanlık Suçu”, “Çok Önemli Kişiler”

Richard Burton, “Soğuktan Gelen Casus” adlı filmindeki oyunuyla, 1966 yılında, İtalyan Sinemasının Oskar’ı sayılan “David Of Donatello”yu almıştı.

Richard Burton, 1970 yılıhnda, İngiltere’de Oxford Üniversitesi’nde edebiyat profesörü oldu ve ders verdi.

Richard Burton bu konuda yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

“Bundan sonra film tekliflerini pek kabul etmeyeceğim. Çünkü, Oxford’da öğretim üyesi olmak kadar zevkli bir şey düşünemiyorum. Bütün gücümü edebiyata vereceğim.”

Richard Burton’en en güzel ve önemli özelliklerinden birisi sürekli kitap okumasıydı. Kitap okumaya düşkün bir insandı.

Elizabeth Taylor, 2000 yılının Mayıs ayında, “Eğlence sanayiine yaptığı katkılar ve AIDS araştırmaları için başlattığı kampanya” dolayısıyla, İngiltere Kraliçesi Elizabeth tarafından “şövalyelik nişanı” olarak bilinen “Biritanya İmparatorluğu Dame Komutanlığı Nişanı” verildi.

Buckingham Sarayı’nda yapılan törene Elizabeth Taylor, tekerlekli sandalye ile gelmişti. Nişanı kabul ederken Elizabeth Taylor, “Benim için bundan daha anlamlı gün olamaz”  demişti.

Elizabeth Taylor, iki kez Oscar Ödülü aldı. Richard Burton, hiç Oscar Ödülü alamadı.

Liz Taylor Türkiye’ye Gelmişti

Liz Taylor’un 1966 yılında çok sevdiği ve hiç yanından ayırmadığı bir köpeği vardı. Köpeğinin ismi de, “Hugo” idi. Elizabeth Taylor, Türkiye’ye de gelmişti. Gelirken köpeğini de getirmişti.

Çok büyük paralar kazanıyordu. Mücevherlere “hastalık” denilebilecek derecede düşkündü. Kürklere, mücevherlere harcadığı paranın haddi hesabı yoktu.

Elizabeth Taylor, “parasını ne yaptığı” sorulunca, omuz silkerek, “Bizim evde kocamın kazandığı para harcanır”, yanıtını veriyordu.

elizabeth taylor  ile ilgili görsel sonucu

Vetejaryanlığı ile tanınan Liz Taylor, 1996 yılında yaptığı bir açıklamada, ““Alkol bağımlısı” olduğunu açıklamıştı. Ayrıca, çok sigara içen biriydi Liz.

Gençler Bilebilse İhtiyarlar Yapabilse

Liz’le aynı dönemin kadın oyuncularından Marlene Dietrich, 1953 yılında, bir söyleşisinde özetle şunları söylüyordu:

“Evet!. Tam elli yaşındayım. Kendimi kesinlikle ihtiyar saymıyorum. Olsa olsa çok görmenin; çok yaşamanın; çok düşünmenin etkisi ile biraz yorulmuş olabilirim o kadar. Aşk bahsine gelince; 10 yaşından beri duyduğum bu hissi kırk senedir hiç bir zaman ihmal etmedim. Çok sevdim ve sevildim. Hayatımın bir çok buhranlı devreleri olmuştur. Aşkı; 18’de, 28’de, 38’de en hararetli şekli ile duyduğumu ve duyurduğumuzu zannettim. Fakat asla bir züğürt tesellisi olarak karşılamayın. Ben elli yaşında iken aşkların en güzelinin, en manalısının, en doyurucusu olanının, en az aldanmaya maruz olanının 45-55 yaş arasında doğup yaşayacağına kesinlikle eminim. Tecrübeyle sabittir. Erkek olsun, kadın olsun, eğer kalp ve düşünce işlevleri hâlâ zinde ise o aşk hâlâ kıpır kıpır ise o aşkın en güzelini bu dönemde duyacaktır. Tecrübe ve olgunluk kadar aşk oyunlarında rol oynayan karakterler hiç bir başka etkide yoktur. Kalbi, beyninin iradesinde ve hareketlerin sevki tabisinde kullanan bahtiyarlar onlardır ki ideal aşkın nasibini kat kat almaya değer kazanmış olurlar. Doğaya bakınız. Bahardan sonra yaz, yaz mevsimini takiben kış gelir de arkasından tekrar bahar mevsimi ve yaz mevsimine kavuşulmaz mı?. İnsanlarda böyledir. Ben otuzunda ölenlerin yanında ellisinde yaşayanların varlığın kabul edenlerdenim. Şu anda elle tutulur bir sevgilim yoktur. Fakat sevgiyi öylesine duyuyor ve duyurma kabiliyeti hissediyorum ki geçen günlerimdeki sözde saadetimin gülünçlüğüne ve muhataplarımın aldanışlarına acıyorum.”

Bir  deyim vardır: “Gençler bilebilse, ihtiyarlar yapabilse” diye.

Marlene Dietrich’in yukarıda anlattıkları, bu deyime benziyor.

 

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: