Turhan Feyizoğlu yazdı: “KİTAPSIZ İLİM, AHMET TARIK TEKÇE’SİZ FİLM OLMAZ”

“KİTAPSIZ İLİM, AHMET TARIK TEKÇE’SİZ FİLM OLMAZ”

 

 

Turhan FEYİZOĞLU

 

*

 

Ahmet Tarık Tekçe denince aklıma onun baş rol oynadığı “Toros Canavarı” filmi gelir. Bunun nedeni belki de o güne kadar izlediğim filmin konularından apayrı bir konu da bir film olmasıydı.

Yakışıklı değildi, çok da iyi bir oyuncu sayılmazdı ama döneminin en şöhretli sanatçılarından biriydi. Hadi derler ya “Yediden yetmişe herkes seviyordu”, öyleydi.

Ahmet Tarık Tekçe’nin hayatı da öyledir. Çok ilginçtir.

ahmet tarık tekçe ile ilgili görsel sonucu

*

26 Ocak 1920’de İstanbul’da Saraçhanebaşı’nda doğdu.

Cemil ve Necip adlarında iki erkek, bir kız kardeşi vardı.

Çocukken kolera hastalığına yakalanmıştı. Çocuk doktoru Kadri Reşit Paşa, “eşek sütü içirirseniz hastalıktan kurtulur. Yoksa ölür” demiş. Bir dişi eşek alınır ve Büyükada’daki  evlerinin bahçesinde bakılmaya başlanır dişi eşek. Ahmet Tarık tekçe, bu dişi eşekten sağılan sütü içerek kolera hastalığından kurtulmuştur.

Babası Ağır Ceza Reisi idi. Milli eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver, babasının arkadaşı olduğu için Galatasaray Lisesi’nin ilk kısmı olan Jandark İlkokulu’na “meccanen” yazdırılır. Daha sonra Galatasaray Lisesi’nin orta kısmına girmiş ve lise son sınıfa kadar Galatasaray Lisesi’nde okumuştur. Son sınıfta Işık Lisesi’ne geçmiş diplomasını bu liseden almıştır.

ahmet tarık tekçe ile ilgili görsel sonucu

*

1945’te, 22. Devrede yedek subay oldu. Hadımköy’de 32. Piyade Alayında takım komutanlığı yaptı. Altı ay sonra teğmen olarak 1. Bölük Komutanı yapıldı.

*

Askerlik bitince babasınını aracılığıyla Denizyolları’nın Camialtı’nda Denizyolları işletmesinde işe başladı. Torpilli olduğu ve kendisine az iş düştüğü için canı sıkıldı, bu iş yerinden ayrıldı.

İstanbul Valisi Fahrettin Kerim Gökay, Büyükada’ya geldiğinde kendisinden bir iş istedi. Haliç Feneri’nde 180 lira maaşla Nüfus Memurluğunda, vekil memur olarak çalışmaya başladı. Vekil memur olarak çalışırken, bir yandan da “Paravan (sonra Pandispanya)” adlı dört sayfalık haftalık bir gazete çıkarttı.

Çeşitli konularda yazılar yazmış, zaman zaman film eleştirileri de yapmıştı.

Bir parti başkanı aleyhinde yazı yazdığı için işinden atıldı.

Gazetesinde yazdığı bir yazıdan dolayı, 1952 yılında,  13 ay 20 gün Paşakapısı Cezaevinde, hapis yattı.

Hapis yattığı günleri unutmayan  Ahmet Tarık Tekçe, 1963 yılı Mart ayında, Sultanahmet Cezaevine giderek, mahkumları ziyaret etti. Cezaevi Müdürü Hüsnü Konukçu’yu 1952 yılından tanıyordu. Hüsnü Konukçu, Sultanahmet Cezaevi müdürü olmuştu. Elini öptü. İzin verilirse mahkumlara kitap dağıtacağını söyledi. İzin verildi ve Ahmet Tarık Tekçe, mahkumlara getirdiği kitapları dağıttı, onlarla sohbet etti. Sohbetin sonunda şunları söyledi:

“Arkadaşlar. Kul cezası nasıl olsa biter. Yeter ki Allah insanı cezalandırmasın. Bütün kalbimle temenni ediyorum ki, buradan cemiyete faydalı insan olarak çıkın.”

Cezaevinden ayrılırken Ahmet Tarık Tekçe, mahkumlara, “Allah kurtarsın”, dedi.

ahmet tarık tekçe ile ilgili görsel sonucu

*

Faruk Kenç’in sahibi olduğu “İstanbul Film”, “Tuzak” adlı yeni bir filme başlıyormuş ve yeni oyuncular arıyormuş. Suavi Tedü 900 lira istemiş, film şirketi yöneticileri, 500 lira vermiş. Anlaşamamışlar.

“Raşit Rıza Tiyatrosu” oyuncuları ve yöneticileri, 1948’de, Büyükada’ya gitmişti.  Oyunculardan Vedat Karaokçu,  Ahmet Tarık Tekçe’ye, “Filmde rol almak ister misin?”, diye sordu.

Teklif kabul eden Ahmet Tarık Tekçe’ye 200 lira verildi. Başrol oyuncusu olarak “Tuzak” adlı filmiyle film oyunculuk hayatı başladı.

Sırasıyla “Lâle Devri”, “Yavuz Sultan Selim”, “Vahşi Arzu” gibi filmlerde rol aldı.

Öldüğü yıl olan 1964 yılına kadar 300’den fazla filmde rol almıştı.

*

Kardeşi Necip Tekçe de, film oyunculuğu yaptı.

Necip Tekçe’nin Taşlıtarla’da aşevi, oyun salonu olmasına rağmen bunları bırakıp oyunculuk yaptı.  Necip Tekçe, bir dönem polislik yapmış, sonra bu meslekten ayrılmıştı. Necip Tekçe, ayrıca bir dönem, Fenerbahçe top takımında top oyunculuğu da yapmıştı.

*

Ahmet Tarık Tekçe, çok yufka yürekliydi. Örneğin, çocuklarından söz edildiği zaman ağlamaya başlardı.

Her akşam evine misafir götürürdü. Çok şakacı birisiydi.

ahmet tarık tekçe ile ilgili görsel sonucu

*

Ahmet Tarık tekçe, “Yankesici Kız” filminin galası için Karabük’e giderken Karabük’e 13 kilometre kala otomobil kazası geçirmiş, bir hafta komada kaldıktan sonra 4 Ekim 1964’te ölmüştü.

Mezarı, Zincirlikuyu Mezarlığı’ndadır.

Turhan Feyizoğlu yazdı: “KİTAPSIZ İLİM, AHMET TARIK TEKÇE’SİZ FİLM OLMAZ”” için bir yorum

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: