Turhan Feyizoğlu yazdı: Tanrı Adem’i neden yarattı? Sonra neden kovdu?

Turhan Feyizoğlu

Yalnızlık Bakanlığı Kuruluyor. Sorun Teeeeee Tanrı’nın Adem’i Yarattığı Döneme Kadar Uzanıyor!

Kutsal sayılan kitaplara göre öykü şele olmiş. Tanrı evreni yarattı ve en nihayetinde de Adem’i yani ilk insanı yarattı. O’na bütün isimleri öğretti, O’nu bütün meleklerden üstün tuttu. Tanrı doğuda, Aden’de bir bahçe dikti, yarattığı Adem’i oraya koydu, bahçede iyi meyve veren türlü türlü güzel ağaç yetiştirmiş bahçenin ortasında yaşam ağacıyla iyiyle kötüyü bilme ağacı vardı.
Tanrı Aden Bahçesi’ne bakması onu işlemesi için Adem’i oraya koydu, O’na “bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin” diye buyurdu “ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.”
Sonra “Adem’in yalnız kalması iyi değil” dedi. “O’na uygun bir yardımcı yaratacağım.”  Diyen Tanrı Adem’e derin bir uyku verdi. Adem uyurken Tanrı O’nun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapladı. Adem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Adem’e getirdi. Adem; “işte bu benim kemiklerimden alınmış kemik, etimden alınmış ettir” dedi. O’na “kadın” denilecek çünkü o adamdan alındı.

Tanrı’nın yarattığı hayvanların en kurnazı yılandı. Yılan kadına “Tanrı gerçekten bahçedeki ağaçların birinin meyvesini yemeyin dedi mi?” diye sordu.
“Kadın bahçedeki ağaçların meyvesinden yiyebiliriz” diye yanıtladı, “ama Tanrı bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın yoksa ölürsünüz” dedi. Yılan “kesinlikle ölmezsiniz” dedi, “çünkü Tanrı biliyor ki o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.” Kadın ağacın meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü, meyveyi koparıp yedi, yanındaki kocasına verdi. O da yedi, ikisinin de gözleri açıldı, çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar. Derken Tanrı’nın sesini duydular, ondan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler, Tanrı Adem’e: “Nerdesin?” diye seslendi. Adem “bahçede sesini duyunca korktum, çünkü çıplaktım. Bu yüzden gizlendim” dedi. Tanrı “çıplak olduğunu sana kim söyledi?” diye sordu. “Sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan mı yedin?”, diye sordu. Adem “yanıma koyduğun kadın ağacın meyvesini bana verdi, bende yedim” diye karşılık verdi.
Tanrı kadına: “Nedir bu yaptığın?” diye sordu. Kadın “yılan beni aldattı, o yüzden yedim” diye karşılık verdi. Tanrı, Adem’e: “Karının sözünü dinlediğin ve sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan yediğin için seni Cennet’ten kovuyorum” dedi ve Cennet’ten ittiretti.

18 Ocak 2018 tarihli gazetelerde şöyle bir haber vardı: “İngiltere’de yalnız yaşayan hiç kimseyle iletişimi olmayan 9 milyon kişinin sorunlarını çözmek amacıyla Yalnızlık Bakanlığı kuruldu.”

TÜİK’in 2015 verilerine göre Türkiye’de de 3 milyon 100 bin kişi hiç kimseyle iletişim kurmadan yaşıyormuş.

Bunlar sadece bilinen resmi rakamlar.

15 Ocak 2018 tarihli iki haber. 1-“Sarılma haberi”   . Haber şöyle: “Polonya’da kendini yalnız hissedenler için sarılma salonu açılmış. Saat başı yaklaşık 20 euro alınıyormuş.”2- Robotlarla seks. Habere göre: Yapay zekalı yapılan kadın ve erkek robotlar partneri ile sevişecek, orgazm olacak. İnsan özelliği taşıyan ve işlevine göre bu kadın ve erkek robotlar şimdilik 20 bin ile 60 bin dolar arasında satılıyor.  

İnsanlar yalnız değildir. Tek başınadır. Bireydir. Süreç içinde yalnızlaşır. Kimseyle iletişim kuramaz hale gelir. 2018’de durum budur. Bu yalnızlaşma yeni değildir. Kapitalizmin ortaya çıkmasıyla başlamıştır. Ataerkil aileden çekirdek aileye çekirdek aileden yalnızlaşmaya dönüşmüştür.

Babam ve Oğlum filmini izleyenler anımsayacaktır. Baba oğlunu ataerkil ailenin yanında yaşaması için getirir. Dedeler, nineler, halalar, teyzeler, amcalar, yeğenler arasında yaşamasını istemektedir baba.

Fesoboktan sanal oyunlardan başını kaldırmayan kişileri de yalnız yaşayanlara eklersek yalnızlık çağımızın en büyük sorunlarından birisidir diyebilirim.

Sorun nasıl nasıl çözülebilir diye sorarsanız. Çok sevdiğim akrist Catherine Deneuve’nun dediği gibi:

“Birbirinize asılın.”

Ziyaretçilerimiz, yaptığı yorumlardan kendileri sorumludurlar.

%d blogcu bunu beğendi: